Şener ve Batum'un görünmez bağları!

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Doksanlı yılların başlarıydı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi amfisi hınca hınç dolu. Kimse o dersi kaçırmak istemiyor.Üniversitemin ilk yılı, hem TV'de staj yapıyorum hem derslere yetişmeye çalışıyorum. Kapıdan gülümseyerek girdi; yakışıklı, karizmatik bir Hoca'ydı.

 

Bize Anayasa Hukuku dersi veriyordu. Anayasanın anlamını anlatarak başlamıştı. Öğrencilerin pür dikkat dinlediği nadir hocalardandı. Daha sonraki yıllarda ne zaman Anayasa tartışması olsa, ben mikrofonu ona uzatıyor, TV programlarıma konuk alıyordum. Samimiyeti ekranlardan topluma geçiyordu. Bilgi dolu, etkili, olgulara dayalı olarak konuşuyor, yurdun dört bir yanında konferanslara davet ediliyordu. Halk onu siyasette görmek istedi. CHP'ye girdi, sonrası malumunuz...

 

Prof. Dr. Süheyl Batum'dan söz ediyorum. Geçen gün Bahçeşehir Üniversitesi'nden kovuldu!

Omurgası olmayan üniversite, bilim yuvası falan da olamaz!

 

İzliyoruz; devlet ve vakıf üniversitelerinde "temizlik" büyük bir vicdansızlıkla yapılıyor.

 

AKP eğitimi ele geçirerek, derslerin içeriklerini değiştirerek, kendileri gibi düşünmeyen öğretmen ve müdürleri tırpanlayarak Türkiye'nin geleceğini dönüştürmeye çalışıyor. Tüm memleket AKP zihniyeti gibi düşününceye kadar bu acımasız tırpan devam edecek.

 

Sözde bağımsız, özerk, sözde bilim yuvası üniversitelerin hali ortada! Devlet-özel-vakıf üniversitelerimizin hiçbiri dünyada hatırı sayılır bir seviyede değil.

 

Ama belli ki üniversite yönetici ve sahiplerinin derdi başka!

AKP ile iyi geçinmek, hükümete yakın durmak, yaranmak eğitimin kalitesini yükseltmekten daha öncelikli! 

 

Bakın, geçen Salı günü TELE 1 televizyonunda hazırlayıp sunduğum Anında Manşet programının konuğuydu Abdüllatif Şener.

 

Şener'in entelektüel birikimi ile çok az kişi yarışabilir. Siyaseti üniversite hocalığı yapmak için bırakmış.

Düşünün, tekrar yazıyorum; siyaseti üniversitelerde öğrenci yetiştirmek için bırakmış.

TOBB Üniversitesi'nde göreve başlamış ancak baskılar nedeni ile ayrılmak

zorunda kalmış. Gerisini kendi ağzından dinleyelim: " Daha sonra 7 üniversiteden teklif geldi. Dekanlar, rektörler, mütevelli heyeti başkanlarından teklif geldi. Ancak son aşamada 'Sayın Bakan kusura bakmasın kendisi ile çalışamayız' diye aracıyla haber gönderdiler. Türkiye'de iktidarı eleştiren herkes bu baskı ile karşı karşıya..."

 

Hatırlayın, Abdüllatif Şener kimdir? AKP'nin dört kurucusundan biri...

Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun bağlandığı bakandı. Yani Türkiye'de yapılacak büyük satış ve pazarlama planında, yandaşları milyar dolarlık hale getirme sürecinde suyun başındaki isimdi! 

 

Ben o dönemde Kanaltürk'te Yolsuzluk ve Yoksulluk adlı çok izlenen programı hazırlıyor, özelleştirme sürecini yakından takip ediyordum. Şener'in daha ilk görev günlerinde yağmacıların ayağına bastığını fark ettim. Kendisini hiç tanımadığım halde, yağma ve talan sürecinin önünde durduğu için programlarımda övgü ile söz ettim.

 

AKP, yandaşlarına, Türkiye'nin en ballı /karlı dev şirketlerini "antin kuntin" yöntemlerle vermek istiyor, Abdüllatif Şener "sorun yaratıyordu". Bir süre sonra beklenen oldu, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Şener'den alınarak Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a bağlandı! Bize de AKP'nin özelleştirme yağmasını ve yolsuzluk iddialarını anlatan Görünmez Holding adlı kitabımızı yazmak düştü!

 

İşte o Şener, AKP kadrolarında benim gördüğüm en temiz, lekesiz, samimi, halkçı siyasetçi kısa zamanda tasfiye edildi!

 

Abdüllatif Şener; bırakın karşı durmayı, bir köşeye çekilip pek çok örnekte olduğu gibi sadece izlemeyi, beklemeyi tercih etseydi bile, şimdi Saraylarda yaşayan, milyonlarca dolara hükmeden, çocuklarının geleceği için zerre kaygı duymayan bir "önemli kişi" olacaktı.

***

Prof. Süheyl Batum ile Abdüllatif Şener'in siyaset başta olmak üzere benzemez çok sayıda özelliğini sayabiliriz. İki farklı dünyanın ve yaşam tarzının insanları.

Ancak memleket sevgileri ve samimiyetleri, doğru bildiklerini her ortamda dile getirmeleri onları birbirine bağlıyor.

Türkiye'de sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakar, komünist milyonlarca yurttaşı birbirine bağlayan derin bağlar var;

Ahlaki değerlerin görünmeyen bağları... Türkiye'yi hala bir arada tutan sevgi...

 

Referandum öncesinde AKP yönetiminin topluma sevgisizlik tohumları saçması boşuna değil.

 

Saraylılar,  üniversitelerden kovulan Şener ve Batum'u bir arada tutan ipler kopsun istiyor...

 

Oysa referandum süreci bu görünmeyen bağları görünür kıldı! İki farklı dünyanın insanları HAYIR'da buluştu...

Toplumun birbirinden farklı pek çok kesimi; içlerinde AKP'ye oy verenler dahil bir ortak paydada bir araya geliyor.

Yalana karşı gerçeklerin, talana karşı hukukun, baskılara karşı özgürlüğün safında yer alanlar...

Ve şiddete karşı sevgiyi savunanlar...

Hayır'ı birleştiren değerler Türkiye'nin de umudu olacak,

Hayır, hayırlara vesile...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları