Senin annen bir melekti yavrum!

A+A-
Servet AVCI

Halkımız, Dolar’daki büyük yükselişin Londra merkezli finans kurumlarının oyunları sonucu gerçekleştiğini öğrendi!.. Bu haberi resmî ajansımız verdiğine göre inanmaktan başka çaremiz yok zaten!..

Tam da dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceği beklentisine sokulmuşken, o ekonominin bu türden saldırılara karşı neden bu kadar zayıf ve korunaksız olduğunu sormayacağız tabii!.. O korunaklı alanı oluşturması gerekenlerin, bu sorulara muhatap olacakları aşamada, birden bire vatanseverlik nutku atmalarına elbette saygı duyacağız!..

***

Aslında şahsen sorumluluk üstlenmiş, böylesine seferberlik zamanlarında vatandaşlarımızı nasıl davranmaları gerektiği konusunda evvelce uyarmıştım!.. Ülkeye yönetenlere yardımcı olmak için o kısmı hatırlatayım:

Gâvur bize kötü mü davrandı?  Gâvur gâvurluğunu yapacak tabii... "Aksine davransa biz kendimizden şüphe ederdik" tesellisine sığınacaksın...

Aynı gâvur bize 'özel' olduğumuzu hissettirecek bir muamelede mi bulundu?  O zaman da "Gâvur bile bizim büyüklüğümüzü anladı, saygı duyuyor, biz ayakta bekletilen o eskilere benzemeyiz" edebiyatına sarılacaksın!..

Mahalle kahvehanesinde otururken Dolar'ı konuşacaksın... Bankayla ilişkin, isterse sadece AVM'lerdeki bankamatiğin önünden geçmekle sınırlı olsun, fark etmez... Dolar yükseliyorsa, bunu düşmanlarımızın uluslararası operasyonuna bağlayacaksın... Düşüyorsa dünyanın ilk 10 ekonomisi olma yolundaki başarımıza...

S&P, Fitch mitch puan mı düşürdü, vereceksin Yahudiliğine... Puan mı yükseltti, yakana nişan gibi asacaksın…

***

Şimdi bu yazıyı ‘Senin annen bir melekti yavrum’dan seçme cümlelerimizle taçlandıralım ki yalanların güzelliği ve siyasî kültürümüzdeki yeri biraz daha anlam kazansın:

Savaş tarihi aynı zamanda yalan tarihidir... Irak’a ikinci müdahalenin gerekçesi Saddam’ın elinde olduğu iddia edilen ‘kitle imha silahları’ydı... ‘Şefkatli beyaz adam’ binlerce mil öteden gelip mazlumları bu tehditten kurtaracaktı!.. Kitle imha silahları bulunamadı ama büyük bir insan kitlesi bu müdahaleden sonra toprak oldu!..


2005’te Olimpiyat Stadı’nda bir derbi... Uzaktan atılan sert şutla dışarı gitmekte olan top, şimdi firarî olan ‘kral’ın kaçıramadığı kafasına çarpar ve ağlara gider... Maçtan sonra ‘kral’ istifini bozmaz:  “İlginç bir gol oldu ama ben bilerek vurdum!..”


Yalan; tarihin, siyasetin ve hayatın bir parçası... Hezarfen gerçekten uçtu mu, tarihte Truva diye bir savaş yapıldı mı, o tahta at gerçekten var mıydı, Kleopatra aslında Mısırlı mıydı, Almanlar yenildiği için mi biz de yenik sayıldık klasiklerini geçiyoruz... ‘Yalan’ günümüzün ‘resmi ideolojisi’yken, yazı yazmak için o kadar gerilere gitmeye gerek yok... 

Aslında büyük bir madenle, eşi bulunmaz bir cevherle karşı karşıyayız...  “Ekmek çarpsın, sarıda geçtim memur bey” diyen kardeşimizin yalanı bunların yanında ne kadar ciddi kalıyor değil mi? Ya da “Önemli olan kazanmak değil, sizinle birlikte olmak ve yarışmaktı”  diyerek bozukluğunu hissettirmemeye çalışan yarışmacının giderayak mırıldanmaları...

“Evi boşaltın, Almanya’da oğlum gelecek” yalanına sığınan ev sahibi,  “Gol atmayı sevmiyorum, asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor” diyen bitirim topçu,  “Biraz sıktı ama kullandıkça açılır” tekniğini terk etmeyen cingöz kunduracı, garanti soran müşteriye “Garantisi biziz abi”  diyen mezatçı çok daha asil yalan söylüyor...

Yalan, çocuklara zorla yedirilen lokma gibiydi; ne de olsa ‘yemezsen arkandan ağlar’dı!.. Hayatını zayıflamaya adamış olanları tokatlamak için her gün uydurulan yeni tekniklere ‘yiyerek zayıflama’ modelini ekleyen kurnaz müteşebbis çapında büyük bir işti bu!..

Kapıdaki görevliye  “Bir arkadaşa bakıp çıkacağım, isterseniz kimlik bırakayım”  diyerek girdiğim bu gazete köşesinde, vatandaşlarımıza paranın ve fizikî güzelliğin değil, önemli olanın ‘ruh güzelliği’ olduğunu hatırlatıyor, üşüyorsanız ihraç fazlası olan ceketimi alabileceğinizi bildiriyor ve 70 milyonun ekranları başında bizi izlediği şu anda günün anlam ve önemine binaen finali Yeşilçam’dan bir replikle bitiriyorum:  “Senin annen bir melekti yavrum...”

dfs-004-001-011-001-001-001-002.jpg

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları