"Yağmacı Dergiler"le yükselen akademisyenler

Burhan AYERİ

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç gecikmeli de olsa önemli bir konuya neşter attı. Bu operasyon gerçekten önemli. Artık yağmacı dergilerde yayımlanan makaleler "akademik yükselmeler" için baz alınmayacaık.

Konuya yabancı olanlar için biraz açmak istiyorum. Yakın zamana kadar bu tip dergilerde pek çok akademisyenin makalesi yayımlandı. Tabii ki para karşılığında. Yanlış anlaşılmasın, telif ücreti verilerek değil. "Avanta vererek." Yani ödeme yapan sözde makalenin sahibi öğretim üyesi.

YÖK Başkanı açıklamasında "Artık ne idüğü belirsiz dergi yazıları akademik yükselmelerde kullanılmayacak" dedi. Başkan Saraç'a sormak istiyorum; "Bugüne kadar parayı bastıran yüzlerce öğretim üyesinin kazandığı unvanlar ne olacak?"

Üçkağıtçı dergilerde yer alarak puan toplayanların kimi doçent kimi profesör oldular.

Kampanya

Saraç "şimdiden sonra olmayacak" diyor. Ancak yakın zamana kadar binlerce unvan sahibi hâline getirilenlere ne yapılacak? Bu dosyalarla taltif edilenlerin yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?

Hırsızlar, yabancı dil sorularını çalarak yükselen liyakatsız, etik yanı bulunmayan akademisyenler göreve devam mı ettirilecekler?

İstanbul Yüksek Öğretim Platformu bu konuda büyük bir kampanya başlattı. Herkesin düşüncelerini bekliyorlar. Bir an önce fikirlerin bildirilmesini istiyorlar.

Platform Sözcüsü Dr. Gökten Ay'ın telefonunu veriyorum: 0532/447 14 02

DEVLET eliyle SGK'sız çalışma

"Devlet eliyle SGK'sız işçi çalıştırıldığını biliyor muydunuz? Mesela İŞ-KUR aracılığıyla geçici işçi alınıyor. İlk üç ay SGK yok. Sadece sağlık sigortası denen ek güvencesi var. Sonrasında işe devam edebilirsen, o da sezonluk. İnanmayanlar araştırıp bunun doğru olduğunu öğrenebilirler."

Hamit Altan Kızıltan

Dünyanın Bitpazarı olduk

Orhan Ayhan'la tam 50 yıl önceye gitti. Hatta daha öncesi de var. Romanya'daki boks turnuvasını takip ederken Beşiktaş'ın bu ülkeden transfer ettiği iki futbolcunun geçmişini araştırdı. Sağ bek Popa ile sol bek Lika'nın jübilelerinden sonra Beşiktaş'a sokuşturulmasını öğrenince takip ettiği maçları bırakıp Bükreş'e geçti. Hedefi bu haberi Türkiye'ye bir an önce ulaştırmaktı. Dört saat uğraştıktan sonra Tercüman'ın manşetini verdi. Attığı başlık da ilginçti: "Balkanlar'ın Bitpazarı olduk." Bu haberin yayımından sonra iki mütekait futbolcu ülkelerine geri yollandı. Bu çalışma Orhan Ayhan'a spor haberi dalında birincilik ödülünü kazandırdı.

Sürekli başarı

Yeri geldi, Ayhan büyüğümün bu yıl da TGC'nin spor programı dalında birinciliği aldığını söyleyeyim. Bu belgeselin adı ise "Mussolini Kupası." Diğer ismiyle"Atatürk'ün Süvarileri." Orhan Ağabeyimizin peş peşe kazandığı üçüncü yarışma. Kendisini kutluyor, daha başarılı ve sağlıklı uzun yıllar diliyorum.

Yeni transfer yanlışları

Bu haftaki Orhan Ayhan'la programının canlı yayın konuğu Alp Pehlivan'dı. Kalecilik geçmişi olan bu yorumcu, genç neslin önemli isimlerinden. Müthiş araştırmacı. Dört büyük kulübün son beş yıldaki transfer yanlışlarını anlattı. Her birinden beşer futbolcuyu baz alarak tam 50 milyon Euro'nun nasıl çarçur edildiğini ortaya döktü.

Sonunda da yarım asır önce atılan başlığı küçük bir değişiklikle tekrarladı: "Dünyanın Bitpazarı olduk."

Alp, çözüm formülünü de ortaya koydu. İthal futbolculara yaş sınırı ve millî olma şartı getirilmesi.

...

ÖZEL NOT: Yarınki Pazar Mavra'mı bu konuya ayırdım. Dünya gazetesi yıllarımda şimdilerde olmayan ve o zaman mevcut yasakları delen böylesi bir olayı ortaya çıkarmıştık. TSYD'den ödül de kazandık. Herkesin ilgisini çekeceğini sanıyorum.

***

Gurbetten mesajlar

Gurbetçilerimizden Ali Cenap Gümüşçüoğlu Türkiye'deki tanzim satışlarla ilgili anılarını aktarıyor.

"Kıymetli Burhan Bey, Türkiye'deki tanzim satış sistemi polemiklerini okuyunca 40 yıl öncesine gittim. Toprağı bol olsun CDU'lu politikacı Walther Leistler Kiep, ARD televizyonunda "Türkiye kendi kendine yeten 7 ülkeden biridir" dediğinde biz 70 cente muhtaçtık ama aç değildik. Bizim tekrar rahmetli Demirel gibi köylüyle ilgilenmemiz gerekiyor. Karl Marx'ın dediği gibi köylü üretmezse işçi sınıfı doymayacaktır. İthalat sonunda açlığı getirir. Üretmeden tüketemeyiz."

GÜNÜN SÖZÜ

Tanzim satış mağazalarında sabırsızlıkla beklediğimiz tek ürün Ejder Meyvesi. Saraydakilerin canı can da bizimki patlıcan mı? İbrahim Ormancı