Ses kaydı Meclis'e gel(e)medi...

A+A-
Ahmet TAKAN

Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasında dün Suudi savcının yaptığı açıklamalarla önemli bir aşamaya gelindi. Haber sütunlarında okuduğunuz için tekrara gitmeyeceğim. İş, veliaht prense dokunmaya kadar gider mi?... Hiç sanmıyorum... Onlarda cezayı makiniste kesecekler gibi gözüküyor!.. Herhalde çok yönlü pazarlıklarda bir uzlaşı formülü bulundu.

Şu sözleri tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var:

"Biz bu cinayetle ilgili ses kayıtlarını bizden isteyenlerin hepsine dinlettik. İstihbarat örgütümüz hiçbir şeyi saklamadı. Suudiler dahil ABD, Fransa, Kanada, Almanya, İngiltere, kim istediyse dinlettik ."

 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis grup toplantısında Kaşıkcı cinayetinin ses kayıtlarının TBMM'ne getirilmesi için çağrıda bulunmuştu. İktidardan hâlâ yanıt yok. İstihbarat örgütümüzün elindeki ses kayıtları tüm dünyadaki  istihbarat örgütlerine servis edilirken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden neden saklanır?.. Hem de ana muhalefet partisinin açık çağrısına  rağmen... "TBMM Genel Kurulu'na getirilir de bu ses kaydı ortalıkta  dinletilir mi? Olur mu öyle şey!.." diyebilirsiniz. Genel Kurul'un gizli oturumu denen bir müessese var... Hadi onu da geçtik. Bir yetkili sırasıyla siyasi parti liderlerine gidip usulüne uygun bilgilendirme yapamaz mıydı?.. Söz konusu devletimizin itibarı ise ve elimizdeki belgelerde çok sağlamsa neden TBMM'den kaçırılır veya gizlenir?..

TBMM'de görev yapan ihtisas komisyonlarından biri de Güvenlik ve İstihbarat Komisyonudur. Faaliyetlerini medyada çok az duyarsınız. Sessiz sedasız "gündemindeki konuları değerlendirmek" üzere toplanır. Görevleri  arasında içtüzük de şunlar yazar:

"Millî güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak,

Güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek,

Güvenlik ve istihbarat hizmetleri sırasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini ve bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmektir."

TBMM Güvenlik ve İstihbarat  Komisyonu, "gündemindeki konuları değerlendirmek üzere" önceki gün sessiz ve sedasız toplantılarından birini daha yaptı. Komisyona gelen MİT  görevlisine muhalefet partisi üyeleri tarafından çeşitli sorular yöneltildi. Bunların arasında Kaşıkçı cinayeti ve devletin itibarı ile ilgili sorular vardı. Cemal Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğu ve niye bulunamadığı soruldu. Haberi alır almaz, görüşlerine başvurduğum komisyon üyeleri, MİT görevlisinin Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili sorulara tatmin edici cevaplar vermediğini söyledi. Yani, "sorular cevapsız kalmış."

Ses kaydı komisyona getirilmiş mi?..

Yanıt; Hayır...

Meclis'e getirilmesi konusu gündeme gelmiş mi?..

Onun da yanıtı; Hayır!..

MİT görevlisine Türkiye'nin sıcak gündeminden hiç düşmeyen diğer konularla ilgili de pek çok soru yöneltilmiş. Cevaplar yine tatmin edici bulunmamış...

Nerede kaldı devlet ciddiyeti?..

Nerede kaldı Anayasa?..

Nerede kaldı, Anayasanın başlangıç bölümünde yazan, "Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı..." ilkesi?..

Anayasa yazıda kalmış!.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aşiret kültürü ile yönetiliyor. Dikkatle bakın!.. Cemal Kaşıkçı cinayeti ve benzeri tüm olaylar tek adam ve onun yeminli adamları üzerinden yürüyor. Geride kalanlar figüran oldu!.. Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere "devlet" diye bildiğimiz tüm organlar tutanak memurluğu bile yapamıyor. Devlet aklı, devlet hafızası... Yerinde yeller esiyor... Bazı çevreler komik bir şekilde "Erdoğan sırtını devlete dayadı" diye polemik yapıyor. Doğru!.. Balgat'daki elinden televizyon kumandası düşmeyen  Doktor Devlet'e...

Farkında mısınız?.. 24 Haziran seçimlerinin ardından değişen rejim ile birlikte devletin içi boşaltıldı. Devletin cılkı çıkarıldı.  Çok basit!.. Bana, Cumhurbaşkanlığı kurullarını sayın... Bırakın üyelerini, başkan vekillerini sayın... Ondan da geçtim. O kurulların bugüne kadar icraatlarından tek bir örnek gösterin veya önemli bir olay hakkında etkisinden bir parça bahsedin... Bakanlar Kurulunu bir çırpıda sayabilir misiniz?..

Ee!.. Ne yapacaksınız o zaman Cemal Kaşıkçı cinayetinin ses kaydını?..

Versinler Amerika'ya... Versinler Almanya... Fransa'ya... İngiltere'ye...

Biz de, Diyanet İşleri Başkanı ile fesli meczubun orta oyununu izlemeye devam edelim !..

Yazarın Diğer Yazıları