Sevim koş, sansür geldi!

Bizimkiler dizisinin en önemli karakterlerinden biriydi.

Cemil…

Hafif deli, biraz da alkol problemi vardı belki ama olayları öncesinden eşi Sevim'e haber verirdi.

Artık o güzel dizi yok ama günümüzün gerçekleri var. Sevim'in yani vatandaşın duymadıkları var.

Gelin anlatalım;

Yolsuzluk,

Talan,

Vurgun,

Rant,

Rüşvet,

Haksız Kazanç,

Devlet kurumunu zarara uğratma,

Kolay yoldan zengin olma,

Nitelikli dolandırıcılık,

Hırsızlık,

Evrakta sahtecilik,

Yalan beyanlar,

FETÖ Borsası,

FETÖ ile ortaklıklara açılmayan soruşturmalar,

Yargıya müdahale,

Devleti yanıltma,

Merdiven altı tarikatların okullara girmesi,

Haksızlıklar,

Dile getirilmeyen mağduriyetler…

Bu konularda ne yazsak, ne haber yapsak anında bir soruşturma açılıyor.

Yetmiyor, üzerine erişim engellemesi geliyor.

O da yetmiyor olacak ki dava açılıyor…

Haberlerin hepsi belgeli… Dahası bazı haberlerimizde video görüntüleri de var.

Örneğin AK Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki'nin "Dağdaki gerillalar" dediği görüntüler vardı, hatırlarsınız, seçim döneminde de epey konuşulmuştu.

Tarihte eşi benzeri olmayacak şekilde bir karara imza atılarak "kişilik haklarına saldırı, itibarsızlaştırma" gibi gerekçelerle internet sitemizdeki o haber engellendi. Talepte bulunan kişi ise Özhaseki'nin kendisiydi.

İnternet sitemizin yapmış olduğu haberlere son 48 saatte yine bir sürü soruşturma, dava, erişim engellemesi gelmiş.

Haberler de şunlar;

- Adnan Tanrıverdi'nin mehdi açıklaması (görüntüsü var)

- Nakşibendilerin okullarda etkinlik yapması (görüntüsü var)

- PTT'de büyük vurgun (belgesi var)

- Adrese teslim ihaleler (belgesi var)

Sadece son iki günden bahsediyorum.

Siz bu yazıyı okurken belki yeni dosyalar masamızın önüne yığılmış olacak.

Bunlar, yasal yollardan yapılan baskılar…

Bir de maddi ve manevi uğranan şiddet ve saldırılar var.

Haberle ilgili dakikalar içerisinde engelleme kararı veren mahkemeler, söz konusu gazeteciye saldırı olduğunda dakikalar içerisinde "serbest bırakma" kararı verebiliyor.

Biz bu ülkenin evladı değil miyiz?

Biz bu devletin mensupları değil miyiz?

Biz bu ülkenin vergisini veren vatandaşları değil miyiz?

Vergide adaletsizlik, mahkemede adaletsizlik, kurumda adaletsizlik, sokakta adaletsizlik…

Bu körleşmedir.

Siyasi kaygılar yüzünden, yapılan yanlışların bastırılmaya çalışılması ve bunun yasal kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi devlet sistemini travmaya sokar.

Bu bir yöntem değildir.

Basın; açığı olanlar, hatası olanlar, yanlışı olanlar için korkulacak bir yapıdır.

Eğer basından, kalemden, belgeden, haberden bu kadar korkuluyorsa başka planlar, başka hesaplar güdülüyordur ki bugüne kadar hep böyle oldu.

Bundan sonra da değişmeyecek.

Ama en azından okuyucularımız bilsinler…

Mücadele büyük, işimiz zor, stresimiz had safhada.

Böyle bir ortamda, fikrin, kanaatin, gerçeklerin paylaşılması önemli.

Kul hakkı diyerek siyasette hegemonya kurarak, kul hakkı yemenin gelenek haline geldiği bir ortamdayız.

Yanlışların düzeltilebilmesi için "sansür, engelleme, dava" gibi yöntemler yerine "teşekkür" edilmesi gerekiyor.

Çünkü birilerinin yapması gereken görevi bağımsız yayın kuruluşları yapmaya çalışıyor.

Gazetecinin görevi de tam burada başlıyor.

Uganda'nın gerisinde kalan bir basın özgürlüğü sadece bizim için değil, bu toplumun utancıdır.

Yazarın Diğer Yazıları