Sezarizm: Kendini yıkma

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Sürekli olarak kadına uygulanan şiddet ve kadın cinayetleri ile karşılaşıyoruz.

En son yaşadığımız vaka, 27 yaşındaki pırıl pırıl bir gencimiz Pınar Gültekin'in sözde sevgilisi tarafından dövülme, boğulma ve cesedinin yakılması oldu.

Öldürmek, insandaki yıkıcılığın en uç noktasıdır. İnsan denen canlı güçlüyken de, güçlü olmak isterken de, zayıf ve mazlum hissettiğinde de, yani her şekilde öldürme davranışında bulunabiliyor.

Öteki'nin tanrısı olma arzusu

Kadın düşmanlığının temelinde "eril iktidar" yani erkeklerin güç arayışı vardır. 

Bu konuda çalışmalar yapan çok yönlü düşünür (sosyolog, fizolof, psikiyatrist ve antropolog) Erich Fromm, Sevginin ve Şiddetin Kaynağı adlı eserinde sadizme vurgu yapar.

Ona göre, sadizmin özü ilk bakışta görüldüğünün aksine "başkalarına acı vermek" değil, "egemenlik kurma" arzusudur.

Fromm'un yorumu şudur:

"Sadizmin gözlenebilen tüm değişik türleri tek bir temel dürtüye dayanır: Başka birisinin üzerinde tam bir egemenlik kurmak, onu isteklerimizin çaresiz nesnesi durumuna sokmak, onun tanrısı olmak, onunla istediğimiz gibi oynayabilmek. O insanı aşağılamak, tutsak etmek asıl amaca giden yollardır."

Eğlence olarak "öldürmek!"

Ancak, bu "öldürme" eylemini yalnızca sadizme ve sadistlere bağlamak ne kadar doğrudur?

Fromm'un, kendisini "normal" sayan insanlar ve kitleler için söyledikleri, bizler için artık "norm" haline gelen eğlencelerimize kadar girmiş korkunçluktur:

"Eğlencelerimizde öldürmenin oynadığı rolü bir düşünelim. Filmler, resimli öyküler, gazeteler heyecan yüklüdür; çünkü yıkım, sadizm ve kaba şiddetle doludurlar."

"Milyonlarca insan için (…)  öldürmeyle ilgili olayları seyretmek ya da öyküleri okumak ölçüsünde hiçbir şey heyecanlandırmaz onları."

Medeniyet ve "kendini yıkma"

Medeniyet ilerledikçe şiddet azalmak bir yana daha da artmaktadır. Teknoloji de şiddeti geliştirici icatlar yapmaktadır. Üstelik bunlar, kitlesel ve uluslararası boyut kazanmaktadır.

Pierre Bourdieu, "erkeklik ve şiddet" konusunda, şiddetin kadınlar için neredeyse "bedenselleşen toplumsal yasaya" dönüştüğünü söyler.

Bu durum, neredeyse kanıksanmış ve "kadere dönüşmüş kimlik" haline gelmiştir.

Kendimize, ülkemize gelelim.

Türkiye'nin yetiştirdiği ünlü insanbilimci (antropolog) Bozkurt Güvenç de, İnsan ve Kültür adlı eserinde, "insan medenileştikçe yozlaşmakta, doğaya ve kendi doğasına yabancılaşmaktadır" görüşünü savunmaktadır.

*

Medeniyet, "Sezarizm" yani kendini yıkma evresine gelmiştir.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58