Sosyal Çığlık

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Önlemler geç alındı, sağlık malzemeleri, test kitleri hala yeterli değil, gerek ekonomik gerekse sağlık alanında yetersiz kalındı. Herkes şikâyetçi ve herkes çığlık çığlığa sorunlarının dile getirilmesi için mesaj gönderiyor.

Doktorlar, hemşireler ve sağlık personeli de hastalanıyor.

Ulusal kriz yönetimi yok.

Görüyoruz ki 83 milyonluk Türkiye'yi video konferanslarla 3-5 kişi yönetiyor…

Devlet aklı yok, koronavirüs salgınının tüm yükü Sağlık Bakanı ile bilim kurulunun sırtına yüklendi…

Millet dert küpü.

Evde kal,

Fiziksel mesafeyi koru,

Kendinin doktoru ol

Temizliğine dikkat et…

Ve daha birçoğu var.

Tamam, tamam anladık da şu çığlıkları kim duyacak?

Milyonlarca insan işe gitmeden nasıl geçinecek?

Sınıf öğretmeninden çığlık:

"Merhaba sınıf öğretmenleri olarak yakın bir tarihte etkinliğimiz olacak 5 bin kontenjan talep ediyoruz ilkokulda binlerce ücretli yığılması var ve binlerce sınıf öğretmeni emekli olup ayrıldı.

Açığımız çok hak ettiğimiz ek 5 bin kontenjanı almak istiyoruz ancak sizin yardımınız ve çığlığımızı duyurmanız gerekiyor sizden destek istiyoruz…"

Esnaftan çığlık:

"25 yıllık firma sahibi olarak hizmet sektöründe faaliyet göstermekteyim. Kayıtlı ekonomi dışına hiç çıkmadım. Devlete katma değer kazandırdım, personel istihdamı sağladım.

Ekonomik krizleri herkes gibi yaşadım, yaşıyorum. Devletime vergi ve SSK borcumuz da oldu.

Devletin sağladığı yapılandırmalardan faydalandım ancak gerek bireysel gerekse genel ekonomik krizlerden dolayı ödemelerimi maalesef yapamadım, yapılandırmam bozuldu.

5 yıldır personel çalıştıramıyor, tek başıma çalışıp ailemin geçimini sağlamaya gayret ediyorum.

Koronavirüs salgınının başlaması ekonomik birikimiz olmadığı için işlerimi çok etkiledi, iki haftayı da siftahsız kapattım.

25 yıl sonra ilk kez ailemin yaşam ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düştüm.

Maliye bakanımızın açıklamış oldu şartsız koşulsuz halk bankası aracılığıyla 25 bin lira destek kredisini araştırdım.

Öğrendim ki vergi ve SSK borcu olmayan ve kredi sicili pozitif olanlar faydalanacakmış.

Borcu olmayan demek, kazancı olan demektir. Borcu olan ise zorda olan ve evine benim gibi ekmek götüremeyenlerdir.

Çığlığımı duyurur musun? Benim gibi olanlar için ne öneriyorsunuz?"

Değerli okurlarım,

Bugüne kadar açıklanmadı ama ben uzmanlarından şu sorunlar için hükümetin henüz hiçbir önlem almadığını öğrendim.

Uzmanlar öneriyor:

Birincisi; 7143 sayılı yasa ile yapılandırılan Vergi ve SGK borç taksitlerinin ödenmesinin 2-3 dönem ötelenmesi sağlanmalı.

Tek aylar vergi çift aylar SGK taksitleri ödeniyor. Yapılandırma süresi yasaya göre 36 ay/18 taksitti. Yarısı geçti yarısı kaldı.

Bir yılda 2 kez ödenmezse hak yanıyor, faiz ve ceza borca yeniden ekleniyor. Bu ayın en geç 31'ine kadar vergi taksitinin ödenmesi lazım.

Acilen ertelenmesi sağlanmalı…

İkincisi;  Zaten ekonomik kriz vardı. Koronavirüs bu krizi zirveye taşıdı.

Bugüne kadar çıkarılan yapılandırma yasalarına uyamayan ve taahhüdü bozulanlar,

yapılandırmadan yararlanmayan ancak 1 Mart 2020'ye kadar vergi ve SGK primlerini ödeyemeyenler için yeni yapılandırma yasası çıkartılmalı.

Üçüncüsü; Kredi Yurtlar Kurumu borçları ceza ve faizleri silinerek yapılandırılmalı,

Dördüncüsü;  Bugüne kadar unutulan ve hiçbir yapılandırma yasasında yer almayan Mahkemelerin ve İcra Mahkemelerinin para cezaları da yapılandırma kapsamına alınmalı

Beşincisi; Araç muayenesini yaptıramayanlar için geriye dönük istenen ücretler, "Verilmeyen hizmetin, yapılmayan araç muayenesinin bedeli olmaz" anlayışı ile ya iptal edilmeli ya da faizsiz, cezasız yapılandırılmalı.

Altıncısı; Sanayi ve Ticaret Odaları harçlarını ödeyemeyenler için de yapılandırma sağlanmalı.

Tüm bu yapılandırmalar için de ceza ve faizlerin silinmesi şartı da konulmalı.

Yedincisi; Ekonomik sicil affı çıkarılmalı ve her ne borcu olursa olsun yapılandırması olanlara yeni kredi kullanma olanağı sağlanmalı

Anayasal çığlık:

Yargıtay eski Cumhuriyet Savcısı Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu diyor ki;

Bağımsız bir yargının var olduğu, böyle bir yargıdaki yasal sürelerin de Türkiye Büyük Millet Meclisi dururken yasal süre olmaktan çıkabileceğini ve partili Cumhurbaşkanı kararı ile bu sürelerin değişebileceğini de görmüş olduk.

Anayasa hükmü gereği devredilemeyen yasama yetkisi de, Erdoğan'a devredilmiş oldu...

Bu fırsatçılıkla bunu da gördük...

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları