​​​​​​​Sosyal devlet ve koronavirüs

A+A-
Burhan AYERİ

Pek çok okur ve dostum benim karamsar bakışımdan şikayetçi. Bunun nedeni koronavirüs değil. Biri çok ciddi, iki hastalığım var. Onların benimle ilgili endişelerini anlıyorum. Daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Bu kadarla yetineceğim. Onlar da lütfen anlayışla karşılasınlar.

Yaşar Usluer'in yazdıkları baştacım. Yeniçağ'la ilgili sorulara da net cevap vereceğim:

Gazetemle ilgili hiç bir problemim yok.

Bugün köşemin büyük bölümünü Usluer'e bırakacağım:

Belirli - belirsiz

"81 il, 953 ilçe, 40 bine yakın köy var. Hangi illerin ilçelerin hastanelerinde test yapılabildiğini bilmiyoruz. Bu yüzden kaç kişinin hastalanıp vefat ettiğini Bakan Koca bile bilemez. Bu virüsün bazen hiç belirti vermediği ortada. Bu durumda değil Bakan, Vali ve Kaymakam dahi farkında olamıyor. Normal vefat gibi defnediyorlar. Yalman Paşa'yı Saygı Öztürk yazmasaydı korona-19'dan vefat ettiğini öğrenebilecek miydik?

CHP ve yandaşları, bazı odalar ve gazeteciler hasta ve vefatların kimliklerinin açıklanmasını istese de bunu sakıncalı bulurum. Bakanlık isterse hangi illerde test yapıldığı açıklanabilir.

Hatalar zinciri

Cami ve mescidlere yardım edenlere cennette ev verilecek diyen Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, eğer umreden dönen ilk 15 kişiyi evlerine göndermeyip karantinaya alınmalarını sağlasaydı, kapılar, hava ve deniz limanları kontrol altında tutulsaydı bu kadar yayılmazdı.

30 Mart tarihli Yeniçağ'ın, "Umre dönüşünde Ankara'daki yurtlara yerleştirilen 3 bin 135 kişiden bazılarının koronavirüs testi pozitif çıktı. Yaşanan gelişmelerin ardından 14 günlük karantina süresi bittiği halde vatandaşların evlerine gönderilmesi durduruldu" haberi bu sözümü doğruluyor.

Sağlık çalışanları

Malum, bizleri eve kapatıp tedavülden kaldırdılar. İyi de çalışmak zorunda olanlar ne yapacak? Eşim idareci olduğu için rapor değil, izin bile alamıyor. Akşam eve geldiğinde kendin pişir kendin ye mi yapacağız?

Kalbim rahatsız olduğu için kan sulandırıcı kullanıyorum. Sıksık da kan testi İNR ölçümü yaptırmam gerekiyor.

Biliyorsunuz sağlık çalışanları sadece doktor ve hemşireden ibaret değil. Hastanelerde görev yapan; güvenlikçiler, hasta bakıcılar, kayıt yapanlar, teknik hizmet verenler sağlıkçı değil mi? Bu yüzden sadece doktor ve hemşireleri misafirhanelerde barındırmak yetmez. Diğerlerinin çoluk çocuğuyok mu?

Dahası 3 ay süreyle doktor ve hemşirelere yapılacak ek ödemelerin bunlara da  verilmesi gerekmez mi?

Semt pazarları

Pazarlarda giyimi kaldırdılar. Sebze meyve seçmeyi yasakladılar. Ama pazarcı eldiven taksa bile her müşteriden para alıp veriyor. Eldiven değiştirmeden vereceği sebze meyvelerin hijyenik olduğu söylenebiri mi?

Alışveriş yapanda virüs varsa bu paradan pazarcının eline geçmez mi?

Tedbir alınırken iş olsun diye değil doğrusu yapılmalıdır.

Kepenk kapatanlar

Elektrik, su, doğalgaz, kredi, kredinin kartını daha kolaylaştırdılar. İyi de; değil 2-3 ay, 12- 13 ay ertelense bile işini maaşını kaybedenler nasıl ödeyecek?

Devletin kadrolu müteahitleri vergi ödemedikleri gibi devletten destek alıyor. Bunları destekleyen devlet, işini maaşını kaybedenleri niye desteklemiyor?

Söz konusu bu müteahitler ise; yetmedi bize destek ver diyebiliyor."

***

Okurlarımdan

Metin Ünal'ı hatırladım. Benim adresim çok net: Yeniçağ Gazetesi / Yenibosna-İstanbul.

Yunus Aslanbaş, Antalya'dan bir turizmci. "Öncelikle keyifli yazılarınız için teşekkür ederim" diyor. Sonra da ilave ediyor, "Sizi çok geç tanıdım. O da Hıncal Uluç'un köşesinden. iyi ki varsınız"

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Uğural'a da teşekkürlerime gönderiyorum.

Hayrettin Okay'ın yolladığı belgeleri okumak mümkün olmadı.

Günün Sözü:

Muhtacı Himmet Dede, kaldı gayrı himmete. Osmanlı deyişi

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları