Süleyman Soylu Anayasa'yı çiğnedi

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

İçişleri Bakanlığı'nın resmi web sitesinde Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınmalarına ilişkin açıklamanın Kürtçe de yapılması çok açık ve net anayasa ihlalidir… Bakan Süleyman Soylu anayasa hükmünü çiğnemiştir.

adresinde bulunan web sayfasını açtığınızda sağ üst köşede sayfa büyüklüğünün belki de binde biri kadar şu fotoğraf bulunmaktadır:

Sanmayın ki Türk bayrağı GİF formatında olduğu için dalgalanmaktadır. JPG formatında olduğu için buruşuk olarak yer almaktadır.

Duayen gazeteci kardeşim Saygı Öztürk'ün Sözcü gazetesindeki yazısını okuyunca İçişleri Bakanlığı'nın resmi web sayfasından bu fotoğrafı aldım:

Çok büyük bir siyasi skandal olmasının yanı sıra yukarıda yazdığım gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası'nın 3. maddesinde yer alan, "Devletin resmi dili Türkçedir" hükmünün tanınmaması ve çiğnenmesidir.

Bu madde 4. maddenin, "değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" hükmü ile güvence altına alınmıştır.

Öztürk bakanlık yetkililerine bu Kürtçe açıklamanın gerekçesini sorduğunda, "Bakanımız böyle uygun buldu" yanıtı almış.

İşte bu cümle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun anayasayı çiğnediğinin itirafıdır.

Soylu'nun derhal istifa etmesi, TBMM'de hakkında soruşturma açılması ve yüce divanda yargılanması gerekir.

Değerli okurlarım,

Anayasamız özetle şöyle başlar:

BAŞLANGIÇ:

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve  "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

 

Değerli okurlarım,

İşte "demokrasiye âşık Türk evladı" ve gazeteci olarak sizler gibi bana da "tevdi" edilen bu "emanete" sahip çıkıyorum.

Bakalım muhalefet partileri bu emanete ne kadar sahip çıkacak?

Değerli okurlarım,

Televizyonlarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Beyin, "Okçular Vakfı'nın" kamu spotunu izlemişsinizdir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurul üyesi Faruk Bildirici kurulun 3'e karşı 6 oyla aldığı izin kararına özetle şu muhalefet şerhini yazdı:

"Malazgirt zaferinin kutlamasının spot filmi hazırlanacaksa bir vakıf değil, kamu kurumları, üniversiteler ya da Türk Tarih Kurumu yapmalıdır.

Öte yandan hazırlanan üç film bir etkinlik duyurusudur. Kamu Spotları Yönergesi'ne göre faaliyet tanıtımı yapılamaz.

Başvurunun Üst Kurul'a en az 15 gün önce yapılması gerekiyordu. Okçular Vakfı'nın başvurusu Üst Kurul toplantısından bir gün önce yapılmış Spotlar alelacele Üst Kurul gündemine alınmış ve oy çokluğuyla kabul edilmiştir.

Kamu spotlarında siyasi figür ve mesajların da kullanılmaması gerekir."

Deveye sorumuşlar, "boynun neden eğri" yanıt vermiş, "nerem doğru ki?"

  • Yorumlar 12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları