25 Haziran 2022 Cumartesi
İstanbul Hava durumu İstanbul 26°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Murat AĞIREL
Murat AĞIREL

Suriye meselesine Atatürk gibi bakmak zorundayız    

[email protected]
+
Aa
-
9 Ekim 2019 Çarşamba

1920 yılında, Osmanlı'nın parçalanması için 433 maddelik Sevr antlaşması, Fransa'nın Paris kentindeki bir seramik fabrikasında imzalandı. Anlaşma maddelerinden bir tanesi tam da şu anda gündemimizdeki emperyalist planlardan birini oluşturuyordu.

Ne deniyordu anlaşmanın 62. ve 64. Maddesinde…

Kürt Bölgesi: İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek.

Komşumuz Suriye'de ne isteniyor?

Fırat'ın doğusunda bağımsız bir Kürdistan!

O dönemde Osmanlı ile savaşta olamadığı için Sevr'i imzalamayan ABD, Fransa, İngiltere bu dönemde sahnede.

Başka hangi emperyal ülke var; Rusya!

Değerli dostum Sinan Meydan'ın gündeme getirdiği Mustafa Kemal Atatürk-Suriye meselesi hakkında 26 Temmuz 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye'de yer alan haberde aynen şöyle diyordu;

"Aynı Emperyalist Devletler aynı derece şiddetle Türk'ün de, Arap'ında, Irak'ında, Anadolu'nun da, Suriye'nin de düşmanlarıdır. Şu halde Anadolu'nun, Irak'ın, Suriye'nin hayatı ve menfaatleri pek sıkı bir tarzda birleşmiş bulunuyor. Demek oluyor ki, Türklerle Iraklılar, Suriyeliler arasında sıkı bir dostluk ve uyum siyaseti gerektirir."

Atatürk, tehlikeyi o zamandan görmüş ve zalim emperyalizme karşı mazlum halkları bir araya getirmeye çalışmış.

Sonraki zamanda Amerikalı gazeteci Marcosson'a verdiği röportajda da şunları söylemiş:

"Bir gün, cihan harbinden sonra Ortadoğu'da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri, bu halkların değil emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onların da hakkından gelecektir…"

Bugün geldiğimiz durumda ise Türkiye Cumhuriyeti devleti emperyalist ülkelerin arasında bir taraftan bir tarafa savrulup duruyor. Türkiye'de devlet aklı ve aklıselim olan herkes defalarca çeşitli uyarılarda bulundu. Ancak uyarıda bulunanlar ya vatan haini olarak ilan edildi veyahut uyarıları başka nedenler ile kulak arkası edildi.

Şimdi geldiğimiz son durumda ise Trump gibi git gelleri olan bir ruh hastasının küstahça tehditlerine ve aşağılamalarına maruz kalıyoruz.

Sanki ortada danışıklı dövüş varmış gibi mevcut iktidar sahipleri bu yapılan küstahça tehditlere sessiz kalıyor.

Yapılması gereken tek çözüm Şam yönetimi ile görüşmek. Ülke sınırlarımızın hemen dibinde emperyalizm tarafından oluşturulmaya çalışılan bağımsız bir "Kürdistan" hayaline karşı Şam yönetimi ile birlikte emperyalist oyunları bozmaktır.

Hali hazırda bu imkân zorlanır mı bilinmez ancak gelişen bunca olaya ve iktidarın tutarsız politikaları sonucu geldiğimiz bu çaresiz durumda, sınırlarımızın dibinde emperyalist ülkelerin desteklediği terörist PYD ve YPG tarafından kurulmak istenen bağımsız Kürdistan'a, dolayısı ile Suriye topraklarının parçalanmasına engel olmak zorundayız.

Bunun iki yolu var. Ya Şam yönetimi ile görüşeceğiz, çözüm bulacağız (ki akıl bunu emreder) veyahut vakit geçirmeden sınırlarımızı tehdit eden teröristlerden temizleme operasyonu yapacağız.

Emperyalist ülkelere karşı kendi güvenliğimizi komşu ülkeler ile birlikte sağlayabilme imkânımız var iken tek başımıza Suriye'ye girmek ekonomik dar boğazda olan ülkemiz için acı reçetelerde sunacak burası kesin.

Bir tek askerimizin burnunun kanamaması ve çok daha geç olmadan yapılacak olan bir operasyon Şam yönetimi ile birlikte organize edilmeli, şayet yapılamıyor ise artık bu noktadan sonra bir operasyon gerekli. Operasyonun derinliği 3,5, 35 kilometre ne kadar olacak bilinmez…

Yoksa bu operasyonların ve küstahlıkların ardı arkası kesilmez. Türk Silahlı Kuvvetlerini sürekli bir bataklığa girip çıkmak zorunda kalmış halde buluruz.

Türkiye gerekli gördüğü hallerde tabiki savunma hakkını kullanacak. Fakat bunu önce diplomasi yollarıyla çözüme kavuşturmayı denemek en akılcı çözüm olarak önümüzde duruyor.

 

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Erken seçim bir ay önce
Erken seçim bir ay önce
Ahmet GÜRSOY
Erken seçim bir ay önce
Enflasyona karşı Nijerya formülü!
Enflasyona karşı Nijerya formülü!
Arslan BULUT
Enflasyona karşı Nijerya formülü!
Yeni Türkiye'nin ilk tarih tezini biliyor musunuz?
Yeni Türkiye'nin ilk tarih tezini biliyor musunuz?
Arslan TEKİN
Yeni Türkiye'nin ilk tarih tezini biliyor musunuz?
Erken seçim değil, seçim olacak mı?..
Erken seçim değil, seçim olacak mı?..
Mehmet FARAÇ
Erken seçim değil, seçim olacak mı?..
Lojman satışında yapılan oyun
Lojman satışında yapılan oyun
Murat AĞIREL
Lojman satışında yapılan oyun
Uçtu, uçtu bütçe uçtu...
Uçtu, uçtu bütçe uçtu...
Orhan UĞUROĞLU
Uçtu, uçtu bütçe uçtu...
Lizbon'a banka treni!
Lizbon'a banka treni!
Remzi ÖZDEMİR
Lizbon'a banka treni!
Mevzubahis vatansa…
Mevzubahis vatansa…
Selcan TAŞÇI
Mevzubahis vatansa…
Devlet hafızayla yaşar
Devlet hafızayla yaşar
Servet AVCI
Devlet hafızayla yaşar
Üniversite ücretlerine yüzde 100 zam
Üniversite ücretlerine yüzde 100 zam
Yaşar ÖZAY
Üniversite ücretlerine yüzde 100 zam