Tahammülsüzlük zirvede...

A+A-
Gülay TUNÇEL

Vaktimizin çoğu yollarda geçtiği için, alışmak istemediğimiz, sevmediğimiz manzaralara şahit oluyoruz.

Dikkatsizlik, hız, sosyal medya takiplerini araç kullanırken kontrol eden, beğenen, kendini kaptırıp mimiklerinden telefondakiyle uzun uzun konuşup kavga eden, keyifli sohbete dalan ve yol verdin, vermedin, park yeri kavgasından, sinirlenip birbirine tekme tokat dalanları görmek mümkün. 

Bu kadar mı tahammülsüzlük, sabırsızlık, paylaşımdan uzak, öfke patlaması yaşayan bir toplum haline geldik..

Gördüğümüz kavga ve tartışmalar esnasında şehir eşkıyası gibi güç gösterisi yapan kişiler de almış başını gidiyor. O anlık kızgınlıkta kendini, ailesini düşünmeden... Bu kadar mı çabuk şuur kaybı yaşanır dedirten cinsten. Saygısızlık diz boyu... 

Hele o silahlar...

Kolayından alınıyor olmalı ki, herkesin elinde bu aralar fazlaca göze çarpıyor olması hiç hoş değil.

Geçenlerde yorgun argın eve gelişimde mahallemizde tekstil işi yapan komşumuz, aracından kumaş indirirken yoldan geçmek isteyen bir araç sahibi, 2 dakika beklemeye tahammül edememiş.. Yan sokaktan  geçebilir misiniz?, talebi karşısında yan sokaktan geçmiş geçmesine ancak, bunu hazmedemeyince dönüşü(!!!), adamlarını toplayarak olmuş..  Sen nasıl bana yan yoldan geç diyebilirsin diye..

Silahını kapan sallaya sallaya sokak ortasında iş çıkışı, okul çıkışı demeden şovunu yapıveriyor... Haneye tecavüz, kapıya dikilmişler. Ağıza alınmayacak kelimeler, sözler, havalarda uçuyor...

Günümüz şartlarında her şeyden korkar duruma geldiğimiz için, anlık gelişen  olayda,  durumu anlayıp olayı izleyenlerden  bir Allah'ın kulu da..  Arkadaşlar siz ne yapıyorsunuz...  Sorun ne, hepinizin ailesi, çoluğu çocuğu var  koy o silahı cebine... Sakin olunuz..  Hadi dağılın diyemedi...

Ta ki  polis gelene kadar..

Güler misiniz  ağlar mısınız?..  Geldiğimiz duruma bakar mısınız?..

Bu mudur insan olmak, hayatı paylaşmak...

Biri ekmeğinin peşinde mal indiriyor, biri de dayılık peşinde...

Ya sabır çekerek korku içinde rezilliğe şahit olduk.

Benim şaşkınlığım ise, peşine takılan beylere oldu. Çünkü ortada çok basit çözümü olan bir insani durum, arkadaşlarını sakinleştirip, boş ver sakin ol diyeceklerine takılıp kavgaya gelmeleri...

Neyse ki.. 

Ciddi kırıcılık yaşansa da sorun çok daha ileri boyuta taşınmadan kazasız  bitti.

Hafta sonuna yetiştik.

Yine klasik sahil yürüyüşüme gidiyorum.

Ooo benden önce gelenler var. 

Bugün hava güzel olunca selfi (özçekim) çektirenler çoğunlukta. Kayalıklar üzerinde resim yarışını görmeniz lazım..

Hatta Kasım ayının sonuna yaklaşmamıza rağmen 3 kafadar denize girmiş eğleniyor, yüzüyorlar.. Birbirlerini sırayla sudan çekerek, oğlum tek çek beni selfi yap kahkahalarıyla facebooka at çabuk diye takılmaları ilgi odağı oluyor.. 

Küçük şeylerle mutlu olmak bu olsa gerek.. Yeri gelmişken uyarımızı yapalım. Yaptığım araştırmalara göre uzmanlar uyarıyor teknolojiden uzaklaşmadan, yerinde ve sosyal medyayı ne amaçla kullandığınız çok önemli.

 Aile, iş, sosyal yaşantıyı aksatacak düzeye geldiyseniz, hatta paylaşımlardaki kişiler sizi sinirlendirmeye başladıysa, başkalarının hayatlarını takip edip meraklanıyorsanız, saatlerce o küçücük cihaza  bağımlı kalıyorsanız.. Hemen uzmanlardan destek almalısınız.

Biliyorsunuz Uzakdoğu'da özellikle teknolojinin merkezlerinden olan Japonya'da bu sıkıntının küçük yaşlara kadar inmesinden dolayı hükümet konuyu ele alarak sağlık açısından tehdit boyutlarını aşmaması adına ihtiyaç dahilinde destek veriyor..

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerde doktorların açıklamalarında ''toplumdan soyutlanarak uzak yaşamalarındaki seçimlerinde psikolojik, kültürel etkenlerin payı büyük'' olduğunu... Yine ''bu kişilerin zamanla sosyal medyanın etkisiyle dışarı çıkamadıklarını, sosyalleşemediklerini arkadaş edinmek isteseler de yapamadıklarını'' dile getiren uzmanlar, bu durumu yaşayanların yardım almaları şart diyorlar. 

İstatistikler bu tür şikayetlerin Amerika, Çin ve İspanya'da çok yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye ile kıyasladığımızda ise, bu sorunun ülkemizde de dikkat çektiğini gösteriyor.

Hâkim, avukat, psikolog ve psikiyatristler; aile dağılmalarında -boşanmalarda-, ''sosyal medyanın'' rolünün çok büyük olduğunu, 10 kişiden 7'sinin sosyal medyadaki, whatsapp, facebook paylaşım yazışmalarını delil olarak sunduklarını dile getiriyorlar.

Aman  dikkat!..

Anlık eğlencelerinizde yuvalarınıza zarar vermeyiniz. 

Kaliteli yaşamda en büyük zenginliğimiz konuşabilen, birbirini kırmadan eleştirebilen, iletişimi sağlıklı ailelerdir.

Geleceğimiz olan nesiller için unutmayınız ki örnek aile olmak bizim görevimizdir .

Kaliteli yaşam sizin elinizde. İsterseniz her şeyi başarabilirsiniz. Yeter ki siz isteyiniz.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları