Tarım ve hayvancılığı AKP ile IMF çökertti

Tarım ve hayvancılığı AKP ile IMF çökertti
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, 2000'li yıllarda Türkiye'nin IMF'ye mecbur bırakıldığı için Türk tarımını bitirecek politikalara boyun eğdiğini söyledi.

SÜMEYRA KIRCA - YENİÇAĞ

Güngör, Türkiye'nin tarım ve hayvancılıkta kendine yeten hatta ihracat yapan bir ülke iken artık kendi samanını bile üretemez hale geldiğini, 2010 yılına kadar sıkıntı yaşanmayan kırmızı ette bu yıldan sonra ithalata başlandığını hatırlattı. Güngör, şöyle dedi:

"Üretimle bağlantısı olmayan, Doğrudan Gelir Desteği sistemine geçildi, tarım birlikleri işlevsizleştirildi, bazı ürünlere kota koyulurken, bazılarının üretim alanları daraltıldı. Tarım destekleri çiftçi için fiyatlara yapılan müdahale olmaktan çıkarılarak piyasa fiyatını etkilemeyen bir hale getirildi. KİT'ler özelleştirildi. Bunun sonucunda tohum, gübre, ilaç piyasası tekellerin kontrolüne girdi. Tüm bunlar adım adım tarım ve hayvancılığı iflasa sürükledi. Türkiye kırmızı et ve canlı hayvan ithalatında neredeyse her ülkeden alım yaptı. Ancak en çok Uruguay ve Brezilya'dan ithalat yapan Türkiye, hayvan ithalatının başladığı 2010 yılı itibariyle 7.7 milyon küçük ve büyükbaş hayvan ve 296 bin ton sığır eti ithalatına toplamda 8.2 milyar dolar para ödedi. 2002 yılında AKP, yüzde 0.63 oranında çiftçiye destek verirken, yıldan yıla bu rakam düşerek en son 2018'de yüzde 0.39'a geldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre iktidar, 2018 yılında çiftçiye 3.8 milyar lira destek verdi. Ancak aynı yıl, kırmızı et ithalatı için 9 milyar liraya yakın para ödendi. Yani iktidar hayvancılık için çiftçiye verdiği desteğin 2.3 kat fazlasını ithalat için verdi. IMF stand-by programıyla ekonomiye ve tarıma el koydu. Dünya Bankası'nın hazırladığı tarım reformu projesiyle tarımdaki tüm fiyat, girdi ve kredi destekleri kaldırıldı."

İthalata giden paranın destek olarak çiftçiye verilmesi gerektiğini söyleyen Özden Güngör, "Yasada çifçiye verilmesi gereken miktar çok net. GSYH'nın yüzde biri. Ama iktidar 17 yıldır bu parayı çiftçiye vermiyor. 2002 ila 2018 yılı arasında çiftçinin iktidardan alacağı para 133 milyar 605 milyon lira. Bu parayı iktidar çiftçiye verseydi, Türkiye'de gıda fiyatları bu kadar yükselmezdi" diye konuştu.

( ' ) Türkiye'de 2017 yılında kişi başına düşen kırmızı et miktarı 13.9 kilodan geçen yıl 13.6 kiloya düştü. Bu yıl ise bu rakamın 12 kiloya kadar düşeceği tahmin ediliyor.

Türkiye'de, birçok yerli hayvan yetiştirme projesinin olduğunu ancak hiçbirinin hayata geçmediğini anlatan Özden Güngör, Türkiye'deki mevcut sığırın yüzde 36'sının, koyun varlığının ise yüzde 97'sinin düşük verimli yerli ırktan oluştuğunu kaydetti. Güngör, hayvancılığın ıslahına gerekli önem verilmediği için verimliliğin oldukça düşük olduğunu kaydetti. Güngör, 2002 yılında etin kilosunun 7-8 lira iken bugün 45-110 lira arasında değiştiğini, 2017 yılında kişi başına düşen kırmızı et miktarının 13.9 kilodan geçen yıl 13.6 kiloya düştüğünü açıklayan Güngör, bu yıl bu rakamın 12 kiloya düşmesinin beklendiğini kaydetti.

Türkiye'de kırmızı et üretimini artırmak için meraların korunması gerektiğine dikkat çeken Özden Güngör, "Mera ve otlaklardan daha etkin bir şekilde yararlanılması için mera ıslahı, otlatma planlaması, kapasite belirlemesi gibi uygulamaların yürütülmesi ve yaygınlaştırılması gibi konularda gerekli düzenlemeler yapılmalı. Yüksek yem fiyatlarına karşı hükümet devreye girmeli. Sonuç olarak mera yoksa ot, ot yoksa ucuz et yok" dedi.

Özden Güngör, pazarda markette sebze meyve fiyatlarının el yaktığını, tarla ürünlerinin reyonda yer almasına rağmen hala çok yüksek fiyattan satıldığını söyledi. Para kazanamayan çiftçinin ekmekten vazgeçtiğini söyleyen Güngör, üretimin düşme nedenlerini şöyle anlattı: "Gübre ve ilaçlar çok pahalı olduğu için çiftçi bunları yeterince kullanamıyor. Dolayısıyla düşük verim alıyor. Küresel iklim değişikliği üretim yapmayı zorluyor. Üretimden tüketime kadar olan zincirde pek çok aracı var, bu nedenle fiyatların ucuzlaması mümkün olmuyor. Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde tütün, şeker pancarı, kenevir, pamuk gibi ürünlere üretim kısıtlaması geldi. Bir yandan kısıtlamalar bir yandan da üretim maliyetlerinin artışıyla çiftçi üretimden çekildi, ekim alanları daraldı. Son 15 yılda uzun ömürlü bitki alanları 3.2 milyon hektar azaldı. Azalma tahıl ekim alanlarında 2.4 milyon hektar, sebze ekim alanlarında ise 132 bin hektarı buldu."

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş