Tayyip'in partisi ile Erdoğan'ın adamları

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Demokratik laik, sosyal hukuk devleti olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devleti yöneten devlet adamları, devlet adamlarının üyesi olduğu bir siyasi parti 18 yıldır yok artık.

Peki, ne var?

Anlatayım…

Önce siyasi bir parti olarak AKP'nin "kurumsal" kimliğine bakalım…

22 Mayıs 2016 tarihinde AKP kongresinde Divan Başkanı olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AKP'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisi olduğunu şöyle anlattı:

 "AK Parti Tayyip'in partisidir.

Ve öyle olmaya devam edecektir. Kurumsal olarak devam ettikçe Cumhurbaşkanımızı AK Parti'den, AK Parti'yi Cumhurbaşkanımızdan ayrı düşünmek mümkün değildir.

Tek neferi vardır o da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır…"

Devlet yönetimi

16 Nisan 2017 referandumu öncesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetim tarzına bakalım:

"Demokratik Parlamenter Rejim…"

16 Nisan 2017 referandumu sonrası Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetim tarzına bakalım:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" denilen ancak bu tanımı anayasada yer almayan "Tek Adam Rejimi"

Yasamayı, (Yandaş MHP desteği ile) yargıyı ve yürütmeyi "tek başına" yüzde yüz hakim bir yönetim rejimi 24 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe girdi.

Bakanların milletvekili olmadığı, "icraat ve denetim" açısından Türkiye Büyük Millet Meclisinden koparıldığı "Tek Adam Rejimi" cumhurbaşkanlığı kabinesi olarak tanımlandı.

Yeni rejim

Cumhurbaşkanı kabinesine bakanlar atadı ki bazılarından örnek vereyim.

Damadı Berat Albayrak, Maliye ve Hazine Bakanı oldu…

Medipol Hastanelerinin sahibi ve Medipol Üniversitesi'nin kurucusu Fahrettin Koca Sağlık Bakanı olarak atandı.

ETS Tur şirketi ve çeşitli otellerin sahibi, Cruise gemi işletmecisi Mehmet Ersoy Kültür ve Turizm Bakanı oldu.

2005-2015 yılları arasında Karayolları Genel Müdürlüğü yapan, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı yapılan ve Danıştay üyeliğinden emekli olup, Kuzey Marmara Otoyolu inşaatını üstlenen şirketin CEO'su olan Cahit Turhan Ulaştırma Bakanı oldu.

Bakanlar, milletvekillerinden koptu, dolayısıyla milletten koptu.

Bu tespiti Sözcü yazarı Deniz Zeyrek'in 25 Ocak 2020 günlü köşe yazısı ile örnekleyelim:

FOX TV'de dün sabah İlker Karagöz ile YHT zammını konuşurken "Ulaştırma Bakanlığı, Binali Yıldırım'ın, Ahmet Arslan'ın bütün adamlarını görevden almakla övüneceğine bu sorunu çözmeli" demiştim.

Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, bu sözlerime alınmış olsa gerek. Bana bir not göndermiş. Gönderdiği notta şöyle diyor:

"Bizde onun bunun adamı olmaz. Hepimiz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adamlarıyız."

Değerli okurlarım,

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 2020 yılı tablosu budur:

- Tayyip'in Partisi…

- Erdoğan'ın adamları…

- Tek adam rejimi…

- Parti Devleti…

Muhalefet

Cumhuriyet Halk Partisi: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

İYİ Parti: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

HDP: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

Saadet Partisi: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

Demokrat Parti: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

Gelecek Partisi: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

Babacan Partisi: Tek adam rejimine karşı - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimden yana

Koalisyon:

AKP, MHP ve Vatan Partisi: Tek adam rejiminden yana - Güçlendirilmiş Demokratik Rejimine karşı…

Ya millet?

Onun da yanıtını sizler verin…

 

  • Yorumlar 14
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları