Tek adam rejimi anayasa ihlalidir

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

46 yıllık anayasa hukuku profesörü olarak 19 aydır da milletvekili olarak Meclis'te cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini dikkatle izleyen İbrahim Kaboğlu, "Bazı medya mensupları, kamuoyunu yanıltmak için 'başkanlık sistemine karşısınız' diyor. Hayır, böyle bir düzen yok, düzensizlik var" dedi.

İşte söyleşimin ikinci bölümü:

Sordum: Saray'daki politika belirleme kurulları bakanlıkların üzerinde mi?

Kaboğlu: Cumhurbaşkanı kararnamesiyle külliyede 9 ayrı politika belirleme kurulu oluşturuldu. Örneğin bunlardan biri de Hukuk ve Adalet İşleridir. Politika belirleme işini kurullara bıraktı ve kurulların başkanı da kendisi.

Oysa parlamenter sistemde başbakanlar ve bakanlar ülkenin genel siyasetinin belirlenmesinde de görevlilerdi. Şimdi o kalktı.

Onu Sarayda kendisinin başkanlık yaptığı kurullara verdi. Bakanları ise ilgili idari teşkilatın hiyerarşik amiri olarak atadı.

Örneğin İçişleri Bakanına diyor ki; 'Bakanlığının en üst düzey amirisin ama bana bağlısın. Bana karşı sorumlusun. Meclis'e karşı sorumluluğun yok. Politik bir sıfatın yok'

Politikadan böyle soyutladığınız bir kişiyi parti kongresine getirmek siyasal demeçler verirken onu yanına alıp, arkanızdan alkış tutmasını sağlamak, muhalefeti eleştirtmek, politik atışmalarda diğer parti genel başkanlarına laf yetiştirmek kendilerinin 17 Nisan 2019 tarihinde 6771 nolu yasa ile koyduğu anayasanın ihlalidir.

Sordum: Bu anayasa Türkiye'ye çağ atlatacak sistem getirdi mi?

Kaboğlu: Bu sistem Türkiye'yi götüremez. Çünkü Türkiye, dün kurulmuş bir kabile devleti değil koca imparatorluklar kurmuş bir ırkın mirasçısı olduğu gibi modern Türkiye'nin kurumlarının ve kurallarının ağır bir etkisi vardır. Bu nedenle bu mümkün değil.

- Sordum: Olması gereken anayasal ölçü nedir?

Kaboğlu: Buradaki ölçümüz Anayasamızın 2. Maddesinde tanımladığı Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına dayanan laik ve demokratik bir sosyal hukuk devletidir. Burada demokratik hukuk devletinin asgari ölçütleri yok.

Demokratik hukuk devletinin özelliği nedir, hesap verilebilirlik, erkler arasında karşılıklı denge ve denetim düzeneği ama en önemlisi de hepsinin ortak özelliği yargının bağımsızlığı.

Anayasa'nın 75. Maddesinden başlayan, yasama yürütme yargı yani madde 160 kadar okuduğumuz zaman biz üçlü erkin hem teker teker yapılanma tarzı hem de aralarındaki ilişkiler itibari ile Anayasanın 2. Maddesinde tanımlanan demokratik hukuk devletinin ortak asgari standartlarının dışında kaldığını görüyoruz.

Sordum: Anayasa ihlali önemli bir eleştiri. "Tek adam rejimi meclise ters kelepçe taktı" sözünüz cumhuriyet var ama demokrasi yok mu ülkemizde?

Kaboğlu: Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemini kullanamayız. Çünkü, ortada hükümet yok.

Tek kişi anayasanın üstünlüğü yerine yönetici tek kişinin beklentilerinin öne çıktığı bir sistem 'Monokrasi' deniliyor.

Ne diyor anayasada Cumhurbaşkanı yardımcıları diyor ama 3 yıldır bir tane yardımcı var. Bu işte sistemsizliktir.

Bu anayasada o kadar gedikler bırakılmış ki Cumhurbaşkanına o kadar yetkiler tanınmış ki bunu bilemiyoruz. O bakımdan bir sistemsizlik var.

Kaldı ki sözlerimizin başında söylediğimiz gibi siz buna bile uymuyorsunuz. Bankacılık ve bazı kanun tekliflerinde değişiklik yapılması teklifini plan bütçe tartıştık. Baktık Bankalar Birliği başkanının orada olmasını beklersiniz değil mi? Bırakın Başkanı veya yardımcısını bilmem ne hukuk müşaviri katılmış.

Bu kadar düşük profilli bir katılım nasılsa Meclis tıpış tıpış onaylayacak.

Nasılsa Cumhur İttifakıyız üstünlük bizimdir siz muhalefet olarak ne kadar konuşursanız konuşun bunun için mi gelmedi dedim. Bu tür çıkışları sistemsizliği ortaya çıkarmak adına arada yapıyorum.

Değerli okurlarım,

Türkiye'de demokrasinin rafa kaldırılıp Monokrasi ile yönetilmesini vurgulamasının yanı sıra yıllarca bürokrasiye hizmet veren CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Başkentgaz-Kızılay-Ensar Vakfı arasındaki vergi kaçırma konusundaki araştırma önergesi görüşmelerinde Meclis genel kurulunda şu önemli uyarıyı yaptı:

"Bu araştırma önergesi, vergi kaçakçılığıyla ilgili veya Başkentgaz'la ilgili veya Kızılay'la ilgili bir araştırma önergesi de değildir yalnızca.

Bu araştırma önergesi değerli arkadaşlarım,

Devlet itibarıyla ilgili bir araştırma önergesidir,

Toplum vicdanıyla ilgili bir araştırma önergesidir…"

"Devlet itibarı, toplum vicdanı" söz konusu olunca milletin vekillerinin araştırma önergesini kabul etmelerini beklersiniz değil mi?

Çok safsınız o zaman; AKP'li ve MHP'li vekiller reddettiler tabi ki…

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları