'Tekke'deki Amiral 'Cübbe'li Teğmen...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yazının başlığı kimilerine göre "Ürkütücü" kimilerine göre "Ordunun içinde her renk korunmalı. İnançlı komutanlar olmalıdır." Sözleri ile inanç sömürüsüne prim verenlerde var. Tarikat yapılanmasının TSK'ya sızma girişimlerini 15 Temmuz'dan 2 yıl önce "İmamların Öcü" adlı kitabımda yazdım. Dahası o kitap da FETÖ'nün "Darbeye hazırlandığını" da yazdım. İktidar erkini elinde bulunduran hükümetin istihbaratı, emniyeti yazdıklarımı görmezden geldi. Üstelik dönemin Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı Kurmay Albay Muhammed Tanju Poshor'u ifşa ettiğim için mahkemeye verdiler. Genelkurmay İkinci Başkanı imzası ile hakkımda suç duyurularında bulunuldu. Ceza davaları yanında yüz binlerce liralık tazminat talep edildi. Hepsinden vazgeçtim 12 Eylül darbesi öncesi gizlice askeri okullara sızanlara Kenan Evren ve şürekası göz yummuştur. "Bir sağdan, bir soldan asın" diyen Evren, "İnançlı, ahlaklı, çalışkan çocuklar" deyip atılmalarını engelledi. Dahası tarikat yapılanması operasyonlarını yöneten subayları Turgut Özal'ın talebi ile sürgüne gönderdiler. Pasif görevlere tayin edip, terfilerini engellediler. 
2008'de Askeri Okullarda başlayan "Mobing" olaylarını yazıp, bıkıp usanmadan askeri okullarda cemaatin hakimiyet kurduğunu, Kuleli ve Maltepe Askeri Liselerini derece ile bitiren öğrencilerin ders notlarını düşürüp, sınıfta bıraktıklarını yazdım. Güldüler. CHP Milletvekillerinin gayretleri ile TBMM'de araştırma komisyonu kuruldu. Harp Okullarının idarecileri "Bu çocuklar sivil üniversitelere özeniyor. Ailelerine söyleyemedikleri için kendilerini attırıyorlar" savunmasını yapıp facianın üzerini hükümetin desteği ile örttüler. O yıllarda Harp Okullarında Bölük, Tabur Komutanlığı ve yöneticilik yapan subaylar 15 Temmuz'un kurmay heyetini oluşturdu. Yıllar sonra mobinge uğrayan öğrencilerin haklılığı tescil edildi. Tazminat hakları doğdu.
***
AKP hükümeti FETÖ konusunda milad olarak 17-25 Aralık'ı işaret ediyor. Oysa 17-25'den sonra terfi eden generaller bu milletin kafasına bomba yağdırdı. Dahası 15 Temmuz'dan sonra terfi edenler general yapıldı, derken kripto imamlarla görüştükleri tespit edildi. İtirafçı oldukları için tutuklanmadılar bile...
Bu sütunlardan Harp Okullarına öğrenci alımları konusunu defalarca yazdım. 15 temmuz'dan sonra sadece binlerce yıllık TSK yapılanması değişmedi. Devletin çivisi çıktı. Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne getirilen isimleri yazdık. Oluşturulan "Personel Alım Merkezi"nde, daha önce irticadan atılmış eski askerlerin yerleştirildiğini ve bunların ünlü(!) SADAT ile ilişkilerini belirttik. Mülakat Komisyonundaki görev yapan subayların sayı olarak az olduğu için, ortak karar ile ellerindeki listeye göre alım yapıldığını vurguladık. Bariz örnekler verdik. Özellikle asker çocuklarının kesinlikle alınmadığını, imam çocuklarına öncelik tanındığına dair yaşanmış olayları tanıkları ile yazdık. Mülakat sınavında psikologların sorularına "Süleymancıların yurdunda kaldım" diyenler oy birliği ile kabul edildi. TBMM'de Harp Okulu Camiinde "Cuma namazını bizim imamımız kıldıracak" kavgalarının yaşandığına vurgu yapıldı.
Fikri takibe devam edip Harp Okullarında "Adıyamanlı olmanın ayrıcalıkları"na dikkat çektik. Eğitim sürelerinin yarı yarıya düşürülmesine rağmen öğrencilerin namaz vakitlerine göre ders sürelerinin ayarlanma taleplerini ifade ettik. Kulaklarının üzerine yattılar. MSB, Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları Karargahlarında tokyo ile abdest alma gösterilerinin prim yaptığını, namaz vakti yüzünden karşılama-uğurlama görevini yerine getirmeyen personelden bahsettik. Şamanist dediler. Ateistlikle suçladılar.
Tekkede Amiral fotoğrafları çıktı ortaya. Üstelik bir defa değil. Yazlık ve kışlık üniforma üzerine cübbe giyen Amiral ile ilgili çıt yok. Turşu kurar gibi 3-5 ayda Teğmen yapılan subayları gündeme getirdik. Sarık ile cübbe ile fotoğraflarını paylaşan Teğmenlerin sırtları sıvazlandı. İş ayyuka çıkınca birileri veryansın ediyor. Devlet kuruluşlarında uygulanan "Kılık-kıyafet yönetmelikleri" iktidar tarafından ortadan kaldırıldığında susanların bugün televizyon ekranlarında ahkam kesmeye ne kadar hakkı olabilir?
Türk Ordusunun personelinin haklarını, hukuklarını savunan gazetecileri tutuklatan zihniyete sessiz kalanların bu işte vebali olduğunu kayıtlara geçmeliyiz.
Türk Ordusunu dönüştürmeye çalışanların peşini bırakmayacağız!..

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58