Toplumsal disiplin mekanizması olarak kadın bedeni

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

"Toplumları disipline etmek" devlet olmanın en önemli niteliklerindendir.

Yani, devlet kavramı disiplini de içerir.

Disiplin de, içinde "hegemonya ve tahakküm" barındırır.

Toplumları disipline etmenin evrensel, hukuki ve insani boyutları olduğu kadar insanlık dışı boyutları da vardır ve pek çok devlet korkusuzca bunlara sarılabilir.

Ne anlatıyoruz?

"Kadına şiddet" uygulanan ülkelerde "toplumsal disiplin mekanizması olarak kadın bedeni" de bir "dizayn/tasarım aracıdır."

Buna güçlü biçimde karşı çıkılması gerekir.

Yapısal psikopati

Geri kalmış toplumlarda kadın, "bedeni" üzerinden itaate zorlanır. Bu düşünce yapısına göre, "itaatsizlik bir hastalıktır!"

Nasıl giyineceği, nasıl yürüyeceği, nasıl konuşacağı, nasıl güleceği ve benzeri özgürlük alanları sınırlandırılır.

Ve sonra da cezalandırılır!

Buna "konstitüsyonel psikopati" diyebiliriz. Yani "yapısal psikopatik hastalık!"

(Konstitüsyon kelimesi birçok yerde anayasa olarak kullanıldığı gibi, tıp dilinde yapı anlamındadır.)

Buradaki durum, otoritenin kendi kafasına/keyfine göre "gizli bir norma uydurma" düşüncesidir.

Bir çeşit, "İlksel (kabilesel) babaya itaat" durumudur (Freud'un kulakları çınlasın.)

Bu tür topluluklarda kadın "iç düşman" olarak gösterilir ve düşmandan (!) kurtuluş da kadına şiddetle sağlanmaya çalışılır.

Şiddet, böylece dışardan (erkekten, otoriteden) geldiği gibi, içe de yönelir ve kadınların kendi kendilerini tutsak almasına neden olur.

İdam değil, suça giden yolu tıkamak

Kadın cinayetleri infial uyandırdıkça pek çok kişi de ve yöneticide, "idam, idam" duygusu zirve yapar.

Oysa mesele, "yok etmek" değil, şiddete giden yolları tıkamak, şiddet davranışına engel olmaktır.

Yoksa onu yok edelim, bunu yok edelim, şiddete karşıyken kendimiz şiddetin en âlâsını uygulayalım, olmaz.

Düşünmemiz gereken politikanın "yok etme sanatı" mı, "çözüm bulma sanatı" mı olduğudur.

Tarihte Bugün

Alman orduları Polonya'ya girdi, 2. Dünya savaşı çıktı

80 yıl önce bugün (1 Eylül 1939), Alman orduları Polonya'ya girdi ve dünyanın en kanlı savaşı başladı. Türkiye'nin (İsmet İnönü'nün) dışarda kalarak inanılmaz bir başarıya imza attığı savaşta, 65 milyona yakın insan öldü. Bunların 27 milyonu Sovyet, 10 milyondan fazlası Çinli, 6 milyonu Yahudi, 6 milyondan fazlası Alman, 3 milyondan fazlası Polonyalı, 2,5 milyonu Japon ve 1,5 milyonu Yugoslav idi. 1. Dünya Savaşı'nda ölen 9,5 milyon insanın % 95'i asker ve sadece % 5'i sivil iken, 2. Dünya Savaşı'nda ölen 65 milyon insanın % 67'si sivil idi. ''Havuç yerseniz gözleriniz iyi görür'' sözü bu savaşta ortaya çıktı. Alman uçaklarını bir bir düşüren İngiliz ordusu, geliştirdikleri radar teknolojisini gizlemek için gazetelerde pilotlarının daha iyi görmesinin sebebini havuç yemek olarak açıkladı! ABD tarafından Hiroşima'ya atılan atom bombasının saati gündüz 08.15 olarak belirlenmişti. Çünkü, bu saat Japonların en fazla dışarıda oldukları bir zamandı ve amaç en fazla sayıda insanı yok etmekti!. ABD'li birçok iş adamı Adolf Hitler'in ağır sanayi ihtiyacını karşılamıştır. George Bush'un dedesi Prescott Bush, IBM'in kurucusu Thomas Whatson, General Motors'un patronu Alfred Sloan ve savaş boyunca Alman ordusu adına araç üreten Hanry Ford bunlar arasındadır. (Kaynak: onedio.com)

Güzel Söz

Çözebileceğiniz düğümü kesmeyin. / Joseph Joubert

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları