Türk dünyasında birlik böyle sağlanamaz /   Prof. Dr. Mehmet SARAY

Türk dünyasında birlik böyle sağlanamaz /   Prof. Dr. Mehmet SARAY

Rahmetli hocalarım Ord.Prof.Dr. A. Zeki Velidi Togan ile Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu'nun teşvikleri ve yardımları ile 1966 yılında başlattığım Türk Dünyası üzerindeki çalışmalarımın üzerinden yarım asırdan fazla bir zaman geçti. İngiltere'de 11 yıllık hazırlık çalışmalarımdan sonra İstanbul Üniversitesinde hocalığa başladım. Türk Dünyası üzerindeki araştırmalarım ilerledikçe, Gaspıralı İsmail Bey ile Atatürk'ümüzün savunduğu dilde, fikirde ve iş'te birlik fikrinin yolumuzu aydınlattığını gördüm. Bu iki büyük insan ile kardeş Türk Cumhuriyetleri üzerinde kitaplar yazdım. Bu konularda devletin verdiği görevleri yaptım. Rahmetli Özal'ın talimatıyla Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı)nda Eğitim-Kültür Koordinatörü olarak altı yıla yakın görev yaptım. Sovyet sisteminin 1991'de dağılmasından sonra kardeş Türk Cumhuriyetlerinin istiklallerine kavuştukları görmek hayatımın en mutlu anı oldu. Onlarla ilgili verilen her göreve koştum ve onlara yardımcı olmaya çalıştım.

Rahmetli Özal'ın daveti ile kardeş cumhuriyetlerin Devlet Başkanları Ankara'da 29-31 Ekim 1992'de tarihlerinde yaptıkları toplantıda kardeş cumhuriyetler arasında yapılacak işbirliği konuları görüşülmüştü. Bu görüşmelerde ele alınan konulardan biri de ortak tarihimiz ve kültürümüz konuları idi. Bu fikri ortaya atanların başında Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev geliyordu. Onu hararetle destekleyenlerin başında Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov olmuştu. Nazarbayev konuşmasında aynen şöyle demişti: "Madem biz kardeşiz, bu kardeşliğimizi gençlerimizin de  öğrenmesi gerekir. Bunun için de Ortak Tarihimizi, Ortak Edebiyatımızı ve Ortak Sözlüğümüzü hazırlatalım ve bunları okullarımızda ders kitabı olarak okutalım". Nazarbayev'in bu teklifine Kerimov, Ortak Alfabemiz de olsun teklifinde bulunmuştu. Bu teklifler diğer devlet başkanları tarafından da kabul edilmiş ve verilen talimat üzerine kardeş cumhuriyetlerin Milli Eğitim Bakanları Bişkek'te yaptıkları toplantıda konunun hallini Türkiye Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan'dan rica etmiş o da bu görevi TİKA'nın yapmasını istemişti.

TİKA'nın başkanı kıymetli dostum Büyükelçi Umut Arık Bey'de görevi bendenize havale etmişti. Uzun yıllar tarihleri ve kültürleri üzerinde çalıştığım kardeş Türk Cumhuriyetlerinin bilim adamlarından 56 akademisyeni Ankara'ya davet ederek iki yıla yakın "Orta Türk Tarihi", "Ortak Türk Edebiyatı", "Ortak Türk Sözlüğü" ve "Ortak Türk Alfabesi" üzerinde çalışmalar yaptık. Davet edilen bilim adamları "Ortak Türk Sözlüğü" hariç vazifelerini tamamlayarak ülkelerine döndüler. Projelerin yürütücüsü olarak kendilerine teşekkür ederek mutlaka bu çalışmaların basılacağını söyledim. Ne var ki, o günlerde Türkiye'de patlak veren ekonomik kriz nedeniyle bu projeleri tamamlayıp bastırmak mümkün olmadı. Yapılan çalışmaları CD'leri ile birlikte TİKA Başkanı Büyükelçi Umut Arık Bey'e teslim ederek İstanbul'a Üniversiteme döndüm. İstanbul'a dönüşümden sonra, fırsat buldukça yetkililere bu projenin tamamlanması için ricalarda bulundum ise de, Türkiye'de siyasi gelişmeler nedeniyle bir netice alamadım.

Rahmetli büyüğüm Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş hoca ile dostluğumuz uzun yıllara dayanır. Gaspıralı İsmail Bey'in (1851-1914) doğumunun 140. yıldönümünde 1991'de Kırım'a gidip onunla birlikte Gaspıralı'nın mezarını ziyaret edip dua etmiştik. Gaspıralı ile ilgili hiçbir toplantıyı kaçırmayan Yalçıntaş hoca ile birlikte bir "Gaspıralı İsmail Bey Vakfı" kurmak istedik ama olmadı. Yalçıntaş hoca benim kardeş cumhuriyetlerle ilgili bütün çalışmalarımı da yakından takip eder hem tavsiyelerde bulunur ve hem de teşvik ederdi. Ne var ki, ülkemizde ortaya çıkan ekonomik krizin yanı sıra terör örgütlerinin (PKK ve ASALA) verdiği sıkıntılar nedeniyle, kardeş cumhuriyetlerle ilişkilerimizde bir duraklama dönemine girmiştik.

Kendilerine danışmanlık yapma şansı bulduğum rahmetli cumhurbaşkanlarım Özal ve Demirel zamanında kardeş cumhuriyetlerle ilişkilerimizin nasıl geliştiğine tanık olduğum için, bu duraklamanın önüne geçmemiz gerektiğini Yalçıntaş hocaya sık sık söylerdim. Sonunda harekete geçme fırsatını bulduk. Yalçıntaş hocaya dedim ki,"hocam siz Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül'ün de hocalığını yaptınız. O'nun teşebbüsü ile Türk Cumhuriyetleri arasında yeni bir birlik kuramaz mıyız?". Yalçıntaş hoca ricama "merak etme Mehmetçiğim, bir şeyler yapacağız" diye cevap vermişti. Yalçıntaş hocanın ricası ile o zamanki Cumhurbaşkanımız Gül harekete geçmiş Türk Dili Konuşan Devletler Topluluğu "Türk Keneşi" kurulmuştur. Fakat, "Türk Keneşi" eksik kurulmuştu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye teşkilatın üyeleri idi. Ama, Özbekistan ve Türkmenistan teşkilatta yoktu. Bunun düzeltilmesi gerektiğini rica ettim. Rahmetli Saparmurat Türkmenbaşı ile İslam Kerimov Türkiye'ye küs ölmüşlerdi. Bunun nedenlerini anlattım. Bu iki kardeş cumhuriyetin liderlerinin gönlünü alarak durumu düzeltmeliyiz, dedim. Çünkü, Türkmenistan ve Özbekistan olmadan Türk dünyasında birlik oluşturacak bir teşkilat kurulamazdı. Türkmen ve Özbek kardeşlerimiz olmadan Ortak Tarih ve Ortak Edebiyat ders kitapları bastırılamaz, okutulamaz.  

           Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan tarihçilerinin metinlerini CD'leri ile birlikte Astana'da kurulan "Türk Akademisi" başkanı Prof.Dr. Darkhan Hıdıraliyev ile Türk Tarih Kurumu başkanı Prof.Dr. Metin Hülagu Beylere verdim. Ortak Tarih metinlerini bastırıp, toplanacak yeni bir heyete "Ortak Tarih Ders" kitabını hazırlatmalarını rica ettim. Söz vermelerine rağmen ricamı yerine getirmediler. Kendisine doktora yaptırdığım Darkhan Bey, şimdi kalkmış bazı arkadaşları ile hazırladıkları 8. Sınıf ortak tarih kitabının metinlerini yazmış ve ders kitabı olarak basılmasını istiyor. Türkmenlerden ve Özbeklerden bahsetmeyen, bu iki kardeş ülkeyi dışarıda bırakan böyle bir ders kitabının basılmasını nasıl teklif edebiliyor, anlamış değilim. Bu fikrin ilk sahibi Hürmetli Başkan Nursultan Nazarbey'den ricam bu eksik çalışmaya izin vermemesidir. Ayrıca, yazılan metinde Türk halklarının, yani Kazakların, Kırgızların ve Azerilerin bir Türk toplumu olarak nasıl ortaya çıktıklarından da bahsedilmiyor. Halbuki, kardeş Türk Cumhuriyetlerinin tarihçilerinin yazdıkları metinlere ve bendenizin Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan kitaplarına lütfedip bir bakılsa gerçeği göreceklerdi. Bu eksikliklerle dolu bir "Ortak Türk Tarihi" ders kitabı yazılamaz ve bütün Türk dünyasına hitap edilemez. Böyle eksik bir ders kitabı ile Türk dünyasında birlik ve beraberlik nasıl sağlanır? Bu hatalı yoldan dönün, Türkmen ve Özbek kardeşlerimizi de dahil ederek yeni bir kitap hazırlayın. Fakat öncelikle dil birliğini sağlamalıyız. Bunun için de Gaspıralı İsmail Bey'in dediklerine dikkat etmeliyiz: "Dil'de, Fikir'de ve İş'de Birlik" fikri geliştirilerek Türk dünyasının birliği öyle sağlanır. Türk birliği ne kadar gerçekçi ve sağlam temeller üzerine oturtulursa, kardeş cumhuriyetlerin  geleceği de her alanda o kadar emniyetli olur.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş