Alevî-Bektaşî kültüründe saygı gösterilen belli-başlı şairler vardır. Bu şairlerden yedisi, “Yedi Ulu Ozan” adıyla anılıp “büyük şair” olarak kabul görmüştür. Bunlar; Nesîmî, Fuzûlî, Hatâyî, Pir Sultan, Kul Himmet, Virânî ve Yemînî’dir. Bu şairlerden ilk altısı üzerine pek çok çalışma yapılmış ve eserleri, manzumeleri yayımlanmıştır. Yedinci şair olan Yemînî, yalnızca Fazîlet-nâme adlı 7409 beyitlik mesnevisiyle şöhret bulmuş ve yapılan çalışmalar bu eseri üzerine yoğunlaşmıştır.

Fazilet-nâme’nin dili Osmanlıca’nın ilk devirlerini ve Eski Anadolu Türkçesi’nin izlerini taşımaktadır. Yeminî’nin bazı dizelerinde:

Su taşgundur geçidin bilmemişüz

Ne yerdendir yolını bulmamışuz

biçiminde yalın bir Türkçe kullanılmıştır.

Fazilen-nâme’nin konusuna bakıldığında ise 19 faziletin, birer bölüm olarak tek tek açıklandığı görülür. Hz. Ali’nin anne karnından itibaren başlayan ve şehit edilmesine değin süren yaşamını, erdemlerini, olağan ve olağanüstü eylemlerini (kerametlerini) şiirsel bir anlatımla açıklamaktadır.

Fazilet-nâme’nin özünü oluşturan 19 Fazilet bölüm öyküsü Rüknettin’in metninden gelse de, ortaya çıkan tasavvuf anlayışı Yeminî’nin kendisine aittir. Yeminî Çeviriye sadık kalmamış; öze sadık kalıp Farsça düz metni şiirle Türkçeleştirerek sanat yeteneğini gösterdiği gibi kendi şiirleriyle de süsleyip zenginleştirmiştir.

Hz. Ali, İslam tarihi açısından önemli bir zemine oturtulduğu için dini kaynaklarda onun hayatına, faziletlerine, örnek davranışlarına oldukça yer verilmektedir. Bunun dışında Türk edebiyatı sahasında, gerek Klasik Türk edebiyatında “medhiye” türünde, gerek Türk Halk edebiyatında “deme, nefes, deyiş” gibi türlerde Hz. Ali’ye olan sevgi ve bağlılık sık sık dile getirilmiştir.

Hz. Ali sevgisini samimi bir üslupla eserinde işleyen, eserinin tamamında bu sevgiyi canlı tutan şairlerden birisi de 15-16. yüzyıl aralığında yaşamış, Alevî-Bektaşî kültüründeki “Yedi Ulu Ozan” arasında yer alan Derviş Muhammed Yemînî’dir.

Yemînî, Semerkantlı hafız bir babadan olup asıl adı Derviş Muhammed’dir. Eserini H 925 yılında tamamladığını, bu eserin aslında Şeyh Rükneddin’in aynı adlı Farsça mensur bir eseri olduğunu ve kendisinin bunu Türkçe nazma çevirdiğini:

Zuhurın Haydar’un eyleyelim yâd

İdelüm nesrîni nazmıla bünyâd

biçiminde bir beyitle dile getirmiştir.

Alevî-Bektaşî kültür ve edebiyatında Yedi Ulu Ozan’dan biri sayılan Yemînî, 16. Yüzyılda yaşamış, hakkında fazla bilgi olmayan bir şairdir. Bilinen ve ona şöhret kazandıran tek eseri Hz. Ali’nin menkıbevî şahsiyetinin manzum olarak anlatıldığı Fazîlet-nâme adlı mesnevisidir.

Yemînî’nin başka şiirleri de cönk ve mecmualar arasında gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. Klasik şiir mecmualarında Yemînî’nin Fazîlet-nâme’sinden parçaların daha çok kaydedilmiş olduğu görülür. Cönkler ise müstakil şiirlerine ağırlık vermiştir.

Yemînî, tahmis, murabba gibi türlerde şiirler ve ağırlıklı olarak gazel yazmıştır. Bu hususlar Yemînî’nin bir divan “hacminde şiirlerinin olduğunu göstermektedir.

Arşivimizde bulunan Zile’de Kirampalı Davulcu Oğlu Bin Memet adlı biri tarafından tutulmuş cönkte hiç yayınlanmamış, iki gazel, bir düvazimam, bir koşma bulunması, Kutlu Özen arşivindeki bir cönkte bilinmeyen üç şiirinin yer alması, Milli Kütüphanedeki bir cönkte üç şiirinin olması cönk ve mecmualarda birçok şiirinin olabileceği kanısını uyandırmaktadır.

Deyişlerinde yoğun bir 12 İmam ve Hz. Ali sevgisi görülen, doğum tarihi bilinmeyen Yeminî, 16. Yüzyıl âşıklarından olup 1533’te Manastır’da şehit edilmiştir.

Yedi Ulu Ozan’dan biri olan Kul Himmet yakın dostu olup Kul Himmet’in okuyup incelediği ve büyük bir olasılıkla etkisi altında kalıp özgün metinden kopya ettiği Fazîlet-nâmeden esinlenerek yazdığı bazı şiirlerin benzek olması dikkat çekmektedir.

Kul Himmet'in şiirlerinde Faziletnâme'de geçen Hz. Ali'nin erdem ve kerametlerinden yarattığı destanlar ve şiirlerin pek çoğu günümüze gelmiştir. Hz. Ali'yi anlattığı nefesinde ise Kul Himmet Yemini'nin “Faziletnâme”sinin hemen hemen tam bir özetini yapmıştır.

Zaten Tokat’ta Yanık kitap olayı olarak günümüze ulaşan, Kul Himmet'in köyü Varzıl'ın basılıp ailesinin öldürülmesi ve köyün dağıtılmasının tarihini belirleyen bazı belgeler bulunmaktadır. Bunlardan biri: III. Mahmut'un 1576 yılında Kul Himmet adlı bir Âşık köylüye kitap okuyup halkın kafasını karıştırıyor diye ihbar edilmesi üzerine Varzıl köyündeki 34 kitaba el konulması, köye kitap getiren ve okuyanların tutuklanması ile ilgili fermandır.

Varzıl köyü basılmış ve Kul Himmet'in ailesinin evi aranmış, ancak baskın haberi önceden öğrenildiği için Kul Himmet köyden uzaklaşıp izini kaybettirmiş ve uzun süre gözükmemiştir. Bu olayı İrfan Çoban şöyle anlatmaktadır:

"Osmanlı hükümeti tarafından Kul Himmet'in ve yaşadığı köyün ortadan kaldırılıp dağıtılması emri verilmiştir. Bu buyruk üzerine Sivas'ın Tozanlı sancağından Osmanlı askerleri gelip köyü basmış, Kul Himmet ailesini öldürüp çok küçük olan bir torununu götürmüşler ve Tokat'a yakın Zodu (Kurucak) köyüne yerleştirmişler.

Beşinci torunu Yakub'u ise köyden kadının biri fırsatını bulup kaçırarak Ekseri (Eğridere) köyünde saklayıp büyütmüştür. Bu baskın sırasında Kul Himmet'in çocukları babalarına ait kitapları köylülerle birlikte toprağa gömüp üzerine ateş yakarak kurtarmışlar fakat canlarından olmuşlardır. Kitaplardan birisi üstte kaldığı için kapağının bir kısmı yanmıştır. 'Yanık Kitap' adıyla anılan bu kitap 'Fazilet-nâme'dir."

Fazilet-nâme, Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e karşı beslenen, içten gelen sevginin yapıtıdır. Bu nedenle inançsal bir destan özelliği taşır. Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi başka hiç bir kaynakta bu kadar net anlatılmamıştır.

Fazilet-nâme’yi Farsça’dan çeviren Yemînî’nin Farsça’yı ve Arapça’yı çok iyi bildiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Yemînî Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda yetişmiş Alevî Bektaşî babasıdır. 'Fazilet-nâme' her biri deyim, atasözü, vecize düzeyine ulaşmış beyit ve dizelerle örülmüştür.

Hz. Ali Cenknameleri Türk Halk Edebiyatına Arap ve Fars Edebiyatından geçmiş, Hayber’in fethinden sonra yazılmaya başlanan cenkname geleneği 15. Yüzyıldan itibaren Farsça manzum olarak yazılmış, sonradan Türkçeye çevrilmiştir. Türkler İslamiyeti kabul edince yazılan cenknamelerde Hz. Ali en önemli kahramandır.

Yeminî’nin Fazilet-nâme ile Anadolu’da en önemli cenkname yazarı olarak kabul edilmesi gerekir. Çünkü Fazilet-nâme kapsamlı bir cenknâme görünümündedir. Yeminî’nin:

Kaçan gördi bu hâli Şâh-ı Merdân

Hemandem na’ra urdı şîr-i Yezdân

biçimindeki dizeleri görüşümüzü doğrulamaktadır.

Yeminî’nin arşivimizdeki cönklerden bilinmeyen deyişlerinden biri şöyledir:

Koşma

Dediler ki kerâmet kâni Haydar

Dinmez hiç derdinin dermanı Haydar

Hakk’ın kudretleri sende ayândır

Vilayet mülkünün sultanı Haydar

Hadide dil verirsin emir sizden

Verir nutkun uluya canı Haydar

Kamu müminlerin kalbinde muhrik

Uludur hem dini imanı Haydar

İmamı ül muttakin bellü balik

Erenler merdinin merdanı Haydar

Yeminî hem mümine kıl inâyet

Zülalinde koma insanı Haydar

Günümüzde Fazîletnâme tekrar derlenerek Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmıştır.