Geçen yıl bu zamanlar Prof. Dr. Kürşat Yıldırım’ın “Eski Türk Tarihi” adlı çok önemsediğim eserinin 1. Cildinin okuyucuyla buluştuğu müjdesini, “Türk’ün tarihi Osmanlı tarihinden ibaret değil” başlığıyla bu köşeden duyurmuştum. Aradan geçen bir yılın ardından, dört cilt olarak planlanan "Eski Türk Tarihi" serisinin 2. Cildine de kavuşmuş olduk. Bu alanda çalışıp böyle kapsamlı eserler yazmak takdir edersiniz ki her babayiğidin harcı değil. Milletimizin köklerine dair değerli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Kürşat Yıldırım’ın bu alandaki gayretleri her türlü takdiri hak ediyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Yıldırım’ın “Eski Türk Tarihi” adlı eserinin 2. Cildi hakkında şu değerlendirmede bulunuyor:
“Tarihte Türkler kadar geniş coğrafyalarda yayılıp yurt tutmuş bir millet daha yoktur. Yaradılışları itibarıyla yüksek idari ve askerî kabiliyetlere sahip olan Türkler, tarihin erken dönemlerinden itibaren ayak bastıkları hemen her toprakta hâkimiyet kurmuşlar, birkaç istisnayı saymazsak bu topraklarda Türklüğü yaşatmışlardır. Bozkırla sınırlı kalmayan Türklük, şehirli nüfusun yaşadığı ve bugün Türkistan olarak adlandırılan kadim toprakları şekillendiren en önemli kimlik olmuştur.

Türklerin üstün vasıflarından biri, medeniyet kurucu ve koruyucu olmalarıdır. Nitekim Türkler, tarihin hiçbir döneminde yıkıcı olmadıkları gibi dünya medeniyetine daima katkıda bulunmuşlardır. Türklüğün hak ettiği değeri görebilmesi için Türkistanlı Türklerin tarihinin açığa çıkarılması son derece mühimdir. Öte yandan Türklüğü medeniyet dairesinin dışında tutmayı amaçlayan araştırmacılar, medeni yani şehirli Türklerin varlığını görmezden gelmekte ve Türkistan’daki Türk varlığının başlangıcını 8-9. yüzyıla, hatta Türklerin kitleler hâlinde Müslümanlığı kabul ettikleri 10. yüzyıl kadar geç bir döneme tarihlendirmektedirler. Tarih ve arkeoloji ilminin hakikatleri Türkistan’daki en eski Türk varlığını ve devletçiliğini göstermek için yeterlidir.”
Prof. Dr. Kürşat Yıldırın, “Eski Türk Tarihi” başlıklı serinin, “Türkistan: Tanrı Dağları’ndan Anadolu Hudutlarına” alt başlıklı 2. ikinci cildini Türkistan coğrafyasına ayrılmış Türkistan, doğuda Çin’in son bulduğu noktadan başlayıp batıda Anadolu’ya kadar uzanır. Türkistan’daki Türk boy ve toplulukları ve Türkistan’a giden Çinli seyyahların kayıtlarına da yer verilen eserde Türkistan yurdu Gansu, Tanrı Dağları, Tarım Havzası, Fergana, Toharistan, Maveraünnehir, Harezm, Horasan ve Azerbaycan olmak üzere bölümlere ayrılarak inceleniyor. Prof. Dr. Yıldırım bu eseriyle uzun yıllardır Türkistan boyunca yaptığı saha araştırmalarından edindiği bilgileri tarih kaynaklarındaki kayıtlarla birleştirerek, Türkistan tarihini bir bütün olarak Türk bakış açısı ve ruhuyla kaleme almaya girişip kendinden sonra bu alanda yapılacak çalışmalara da kılavuzluk ediyor.
Ötüken Neşriyat
(0212) 451 03 55

TOPLUMSAL KOKUŞMAYI ÖNLEMEK ZORUNDAYIZ!
Akıl almaz cinayetlerin, ahlaksızlık ve utanmazlıkların olağan hale gelmesi, toplumun adeta bir cinnet hali yaşaması ne anlama geliyor?
Yurttaşlarda güven duygusunu, hoşgörüyü, paylaşma ve dayanışma ruhunu, sevgi, saygı bağlarını çökerten olayları, davranışları nasıl açıklayabiliriz?
Adaletsizliğin, vicdansızlık ve ahlaksızlığın zirve yaptığı, zengin ile yoksul arasında büyük uçurumların oluştuğu; gerçeğin değil yalanın, sahtenin, bilimin değil cehaletin ve hödüklüğün itibar gördüğü; yetkin, uzman kişilerin değil liyakatsizlerin devleti işgal ettiği bir ülke haline nasıl geldik?
Neden ahlaki çöküş ve çürüme derinleştikçe, bir avuç süper zenginin artan lüks ve şatafat tutkusu ile yobazlık, kulluk ve sadaka kültürü atbaşı gidiyor?
Böylesi bir ülkede köklü toplumsal değişim ve dönüşümler olmadan çözüm ve çıkış mümkün mü?
Mehmet Ulusoy, bu soruların cevaplarını, felsefi, toplumsal, kültürel çeşitli boyutlarıyla, yaşamın içinden, olanca çarpıcılığı, yakıcılığı ve sarsıcılığıyla “Çürümenin Saltanatı” adlı kitabında ortaya koyuyor.
Berfin Yayınları
Tel: (0212) 513 79 00
