Türk MilliyetçiliÄŸi tasfiye sürecinde - Ahmet GÃœRSOY
19 Ocak 2022 Çarşamba
İstanbul Hava durumu İstanbul 6°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Ahmet GÃœRSOY
Ahmet GÃœRSOY

Türk Milliyetçiliği tasfiye sürecinde

ahmetgursoy.028@gmail.com
+
Aa
-
30 Aralık 2020 Çarşamba

Görünürde herkes milliyetçi, pratikte, teorisine uygun milliyetçiliğin kirletildiği süreci yaşıyoruz.

İçinde azıcık hamaset dolu bir söylem olsa hemen birileri etiketi yapıştırıyor: Milliyetçi siyaset izliyorlar.

Hayır izlemiyorlar.

Türk Milliyetçiliği, soğuk savaş döneminden sonra ilerlemiyor, tam tersine geriliyor ve geriletiliyor. Adeta birileri yük olarak görüyor ve etkisini en aza indirmek için elinden geleni yapıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, kimileri, Afrindeyiz, yok Akdeniz'deyiz deyip milliyetçi politika izlendiğinden, milliyetçiliğin yükseldiğinden söz ediyor.

Aslında etmiyor.

Bu adamlara sormak lazım: Ege'de, Akdeniz'de ve/veya Afrin'de, Türkiye'nin çıkarı her neredeyse, milliyetçilik olmasa, mesela liberalizm geçerli olsa kimse itiraz etmeyecek, Yunanlılara "buyurun istediğiniz gibi yapın" mı diyecek?

Yahut solcular, Türkiye'nin çıkarlarını halkların kardeşliği bahanesiyle Yunanlılara mı verecek?

Elbette yapmayacak.

Ecevit'in yaptığı gibi gerekirse gidip Kıbrıs'taki haklarını koruyacak.

Öyle ise bunun milliyetçilikle ne alakası var?

Belki milliyetçilik açısından konu çok daha hassas karşılanabilir ama özde bir devletin hükümranlık haklarını korumasıdır.

Milliyetçilik deyince herkesin aklına neden savaş geliyor anlamıyorum. Türkiye'de Türk milliyetçiliği, sosyolojinin kucağında doğdu. Gökalp, klasik sosyolojinin kurucularından Emil Durkheim'in işlevselci (fonksiyoncu) kuramını (teorisi) esas alıp, kendi toplumsal gerçeğine uyguladı ve bunu ete kemiğe büründürdü.

Türkeş, doktiriner hale getirdi.

Atsız, tarihsel yaklaşımla, kültürel kodlardan hareket ederek etnoloji üzerinden temellendirme yaptı.

Yusuf Akçura bir siyaset etme biçimi ve tarzı olarak temellendirdi.

Gaspıralı, "dilde, fikirde işte birlik" üçlemesiyle, milliyetçiliği, bir eylem, bir felsefe ve bir ekonomik bütünleşme olarak gördü.

Soğuk Savaş döneminde etkili olan milliyetçilik, vatansever, ülkücü nitelikleriyle öne çıkan Türkeş'çi doktriner milliyetçilikti. Ölümünden sonra giderek etkisizleştirildi. Çünkü siyasi takipçileri, bunu bir proje olarak gördüler ve görevini tamamladığını düşünerek etkisizleştirmeye karar verdiler.

İçinde bulunduÄŸumuz süreçte, ortada kendi yolunda ilerleyen, kendi amacına uygun, topluma bir ÅŸeyler söyleyen milliyetçilik yok. Sadece TürkeÅŸ sonrasında soÄŸuk savaÅŸ döneminden geriye kalan ve gittikçe yaÅŸlanan kadrolarının sürdürdüğü saÄŸlam baÄŸlılık var. Tasfiyeciler, bu kadroları ufak hamlelerle oyalıyor. Onlara mutlu olacakları, duygularını hoÅŸ tutacak, bazen de hoÅŸlanmasalar bile  "belki de bir bildikleri vardır" kabilinden içleri elvermese de kabullenecekleri öneriler sunuyorlar.

Soğuk savaş sürecinde Türkiye'de siyasal yayılmacılığın (emperyalizmin) önünde sivil tampon oluşturan bu kadrolar, Türkeş sonrası doyurucu bir kucaklamaya hasret kaldılar.

Tasfiyeciler, ne ekonomide, ne uluslararası stratejide ve ne de dünyanın içinden geçtiği büyük küreselleşme ve beraberinde getirdiği büyük dönüşüm karşısında milliyetçilere yol haritası çizmedikleri gibi, kapsamlı ve tutarlı bir bilgi de sunmadılar.

Halen daha küresel ekonomi karşısındaki tavırları net değil. Yazılı bir metin ortaya koydukları söylenemez.

İşte Suriye'de bir çatışmanın tam ortasındayız. Bu konuyu stratejik açıdan ele alıp, "bu bizim görüşümüzün yol hartasıdır" diyecekleri yazılı bir metin yok.

Türk Dünyası çalışmalarını açıklayan etkili bir yol haritası da yok. Hatta Türk dünyası tamamıyla Fetö'ye bırakılmış durumda.

Türk ekonomisi nereye gidiyor? Türk devleti ve ekonomisi KılıçdaroÄŸlu'nun söylediÄŸi gibi "bilinçli olarak  çökertiliyor mu?" EÄŸer çökertiliyorsa, siz, siyaset olarak niye bunun karşısında deÄŸilsiniz?

Bir Ortadoğu politikası var mı ve neyi içermektedir?

Milliyetçiler/ülkücüler, neden AKP'ye Partili Cumurbaşkanlığı gibi bir siyasal sistem kurmak zorunda ve haydi kurdular diyelim, neden kendilerine ve millet yapılan bunca haksızlığa rağmen omuzlarında taşımak zorunda?

Tek kelime eden de yok, soran da yok.

Türk Milliyetçiliği rüzgârın önünde savrulan, sahibi baygınlık geçirmekte ola bir yelkenli gibi. Rüzgârın istediği yöne savruluyor. Amacıyla tutarsız davranışlar içinde.

Tasfiyeciler esasında bunu istiyor.

 

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Apaçık bir çarpıtma örneği
Apaçık bir çarpıtma örneği
Ahmet GÜRSOY
Apaçık bir çarpıtma örneği
Rüya görmek…
Rüya görmek…
Ahmet SEVGİ
Rüya görmek…
''ABD'nin verdiği yeni vazife!''
''ABD'nin verdiği yeni vazife!''
Arslan BULUT
''ABD'nin verdiği yeni vazife!''
Bu kin sizi nereye götürür?!
Bu kin sizi nereye götürür?!
Arslan TEKİN
Bu kin sizi nereye götürür?!
İktidar dediklerinin tam tersini yaptı (2)
İktidar dediklerinin tam tersini yaptı (2)
Esfender KORKMAZ
İktidar dediklerinin tam tersini yaptı (2)
Bu paraları gariban vatandaş ödeyecek
Bu paraları gariban vatandaş ödeyecek
Murat AĞIREL
Bu paraları gariban vatandaş ödeyecek
AYM Başkanı Arslan'ın dikkat çeken mütalaası
AYM Başkanı Arslan'ın dikkat çeken mütalaası
Orhan UĞUROĞLU
AYM Başkanı Arslan'ın dikkat çeken mütalaası
Hiçbir şey olmasa bile bir şarkı olur artık!
Hiçbir şey olmasa bile bir şarkı olur artık!
Selcan TAŞÇI
Hiçbir şey olmasa bile bir şarkı olur artık!
Futbolu temizleyecek Rıdvan
Futbolu temizleyecek Rıdvan
Vedat BAYRAM
Futbolu temizleyecek Rıdvan
Dolarda 14 er ya da geç kırılacak!
Dolarda 14 er ya da geç kırılacak!
Evren Devrim ZELYUT
Dolarda 14 er ya da geç kırılacak!
Trabzonspor'da istikrar ve sürdürülebilirlik…
Trabzonspor'da istikrar ve sürdürülebilirlik…
Murat TAŞKIN
Trabzonspor'da istikrar ve sürdürülebilirlik…