Türk Tarih Kurumu'ndan 'Sevr' hamlesi

Türk Tarih Kurumu'ndan 'Sevr' hamlesi
Türk milletini köle yapmaya yönelik antlaşma 1920’de itilaf devletleri veOsmanlı hükümetince imzalanmıştı. Türk Tarih Kurumu, Atatürk’ün ’Türk milletine suikast’ olarak tanımladığı Sevr’in ’antlaşma’ değil ’belge’olarak anılması için harekete geçti.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, okul kitapları ve çeşitli kaynaklarda Sevr'in "antlaşma" değil "belge" olarak anılması için girişimde bulunacaklarını söyledi. Turan, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk milletine kurulan büyük suikast" olarak tanımladığı, 10 Ağustos 1920'de imzalanan fakat geçersiz sayılan antlaşma için, "Sevr, bizim için bir antlaşma değildir" dedi.

Antlaşmaların devletlerarası karşılıklı kabule ve imza altına almaya dayalı belgeler olduğunu belirten Refik Turan, tek taraflı bir dayatmayla hazırlanan Sevr'de böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtti. Sevr'in Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hatta Osmanlı açısından bir antlaşma seviyesine gelmediğini ifade eden Turan, şöyle dedi: "Ama tarih içerisinde 'Sevr' diye bir vaka yaşandı. Bugün de bazı temel meselelerimizi anlamamız için arada mutlaka atıf yapmamız gereken karanlık tarihi olaylardan birisi Sevr'dir. Sevr, birtakım büyük güçlerin niyetlerini, o niyetlerin aradan 100 yıl geçse bile değişmemiş olmasını gösteren bir belgedir. 1914-1918 yılları arasındaki 1. Dünya Savaşı sonrasında savaşı kazanan İngiltere bloğu, 'yeni dünya düzeni' için harekete geçip savaşta mağlup olan tarafları teker teker masaya çağırdı. Sevr de bu süreçte savaşın çıkışında bir etkisi olmayan ama o dönem çeşitli sebeplerle Almanya'nın yanında yer almak zorunda kaldığı için savaşı kaybeden Osmanlı Devleti'ne dayatıldı. Belge, hem Meclis hem de padişahın onaylamaması sebebiyle hukuken yok hükmüne dönüştü. En ağır ceza Osmanlı'ya kesilmek istendi. Sevr'de asıl hedef Osmanlı Devleti diye bir şeyi bırakmamaktı. Sevr, devlete, millete, vatana tam anlamıyla bir kasıt belgesidir."

Prof. Dr. Refik Turan, başta Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Ankara'da Meclis'in bu belgeyi şiddetle reddettiğini hatta Sevr'e imza koyanları "vatan haini" ilan ettiğini dile getirdi. Turan, Sevr'le birlikte ortaya konulan kötü niyetin Milli Mücadele'ye de ivme kazandırdığını aktardı. "Sevr Antlaşması deniliyor. Bundan sonra biz kurum olarak da 'belge' diyeceğiz, Sevr belgesi. Antlaşma yok çünkü imzalanmadı, tanınmadı" diyen Turan, şöyle devam etti: "Sevr'in 'antlaşma' olarak kullanılmasına karşı resmi olarak da çalışma yürüteceğiz. Yeni müfredatta Sevr'in 'antlaşma' değil 'belge' olarak ifade edilmesiyle ilgili girişimlerimizi yapacağız. Ne yazık ki Sevr Antlaşması da biraz 'galat-ı meşhur' olmuş. Böyle bir antlaşma yok. Biz bunu yeni müfredatlara da önereceğiz. Belki bir ayrıntı gibi görünebilir ama önemli. Sevr bizim için hedefine ulaşamamış bir kötü niyet belgesidir. Sevr'de gördüğümüz o niyet bugün de ölmedi. Bugün de maalesef Diyarbakır Sur'da açılan hendeklerde, 15 Temmuz'daki darbe girişiminde, anne ve bebeğinin Hakkari'de şehit edilişinde, Kandil, Afrin, Münbiç'te bu ister DEAŞ ister PKK/YPG olsun Türkiye'yi boğmaya yönelik eller görünmekte. Bunlar 100 yıl önceki niyetlerin devam ettiğini, 100 yıl önce bu niyetleri taşıyan mahut vücutların hala Türkiye'yi hedef aldığını gösteren unsurlardır."

  • Yorumlar 14
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.