Türkçenin üstünlüğünü kim savundu?

A+A-
Arslan TEKİN

Ali Şîr Nevâyî'yi ne kadar tanıyoruz? 1441'de Herat'ta doğan ve 1501'de aynı yerde hayatını yitiren Nevaî, bütün Türk dünyasına hitap etmiştir. Herat'ta hükümdarlığını ilân eden Hüseyin Baykara'nın yakın dostuydu.

Nevâyî'nın şiiri ve nesri öyle güçlü ki, Çağatay Türkçesine "Nevayî dili" denmiştir.

Orta Asya'ya gidenler, özellikle Özbekistan'da, her yerde Ali Şîr Nevâyî adıyla karşılaşırlar. Tiyatronun adı Nevâyî'dir, caddenin adı Nevâyî'dir, durağın adı Nevâyî'dir, meydanın adı Nevâyî'dir. Çocuklara verdikleri isim de Ali Şir'dir.

Nevâyî, Divan Edebiyatı'nın en doğurgan şair ve yazarlarındandır.

Prof. Dr. Günay Kut, Ali Şîr Nevâyî'nin, divan şiirine Türk hayatından gelen millî ve mahallî unsurları kazandırdığını vurgular.

Nevâyî'nin bir özelliği Farsçanın karşısında Türkçenin üstünlüğünü savunmasıdır.

Muhakemetü'l-Lügateyn'inde şairlerin Farsça yazdığı bir devirde Nevâyî Türkçe yazarak bu dilin ifade kuvvetini ve Farsçaya göre üstünlüğünü ispatlamaya çalışmıştır. (Prof. Dr. F. Sema Barutçu Özender'in okunması gereken eseri: Muhakemetü'l-Lügateyn-İki Dilin Mukayesesi, TDK yayını.)

Prof. Dr. Vahit Türk, uzun süredir, Nevâyî'nin eserleri üzerinde çalışma yürütüyor. Son olarak Türkiye Türkçesiyle Kitab-ı Münşeat'ı yayınladı.(Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını, 313 s.)

Sözü Prof. Dr. Vahit Türk'e bırakıyorum:

"Ali Şîr Nevayî, hiç şüphesiz bütün Türkler için en önde gelen aydın ve kültür adamıdır. Kitab-ı Münşeat bu aydının yakın dostu ve hükümdarı olan Hüseyin Baykara'ya, şehzadelere ve dostlarına yazdığı bazı mektupların bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir eserdir. Doğu Türk edebiyatının ilk münşeat örneği olan eser, on beşinci yüzyıl Türkistan tarihiyle ilgili değerli bilgiler vermesinin yanında dönemin insan ilişkileri ve sosyal hayatı hakkında da değerli bir kaynak özelliği taşır.

Eserde yer alan mektupların içeriğine bakıldığında dönemin toplum ve kültür hayatı, insan ilişkileri, tarihe dair bilgiler, özellikle Baykara ile çocukları arasındaki ilişkilerin durumu ve bu ilişkilerde Nevâyî'nin konumu gibi on beşinci yüzyılın ikinci yarısındaki Türkistan tarihini aydınlatacak pek çok ipucu görülür.

Ülkemizde Nevâyî eserlerinin metin yayınları neredeyse tamamlandı, ancak bu metinlerin gerektiği gibi işlendiğini söyleme imkânımız henüz yoktur. Türk kültür ve edebiyatının bu seçkin kişiliği, ne yazık ki önemi ve değeri oranında araştırmacılarımızın ve bilginlerimizin ilgisini çekemedi. Umudumuz metin yayınlarının tamamlanmasından sonra bu metinlerin herkesin ulaşıp okuyacağı ve anlayıp yararlanacağı biçimde Türkiye Türkçesine aktarılmış yayınlarının da yapılmasıdır. Ali Şir Nevâyî'nin yalnızca dil ve edebiyat araştırmalarıyla sınırlı kalması; hem bütün olarak kültür tarihimiz, hem genel tarihçiliğimiz, hem tasavvuf tarihimiz, hem düşünce ve felsefe tarihimiz için büyük bir eksiklik olur. Onun eserlerinde bütün bu alanların uzmanlarını ilgilendiren pek çok bilgiyle karşılaşılır. Nevâyî'yi dikkate almadan yazılacak olan bir Türk kültür, tasavvuf, düşünce ve felsefe tarihinin eksik kalacağını söylemek durumundayız."

Vahit Türk eseri hocası Prof. Dr. Tuncer Gülensoy'a ithaf etmiş.

Kitabı yayınlayan Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nün, bizim neslin yetişmesinde büyük emeği vardır. Ayrıca üzerinde duracağız.

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları