Türkiye, Kıbrıs'ta geri adım atmamalı

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın sırf müzakereler başlasın diye Eokacı/Enosisçi faşist Anastasiadis ile yaptığı işbirliğinin ayrıntılarını kahrolarak takip etmekteyim. Akıncı'nın, Milli Kıbrıs davamıza verdiği zararlar sürmektedir. Dış güçlerden, ABD ve AB'den, aldığı destekle her yolu mübah sayarak, kendi bildiğini okumayı sürdürmektedir. Akıncı'nın yeniden başlaması olası müzakerelere Crans Montana'da kaldığı yerden başlamayı onaylaması, garantörlüğün, tek yanlı müdahale hakkının iptalini, Türk askerinin adadan ayrılmasını öngören Guterres Belgesi'ni kabul etmesi gaflet değil de nedir?

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay'ın uyarısı üzerine Anavatan Türkiye'nin son dakikada devreye girmesi ile büyük bir felaket önlenmiştir. Akıncı'nın 9 Ağustos gayrı resmi görüşmede Anastasiadis ile anlaştığı, Crans Montana'da müzakerelerde kalınan yerden devam etmeyi onayladığı Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis ile Rum Hükümet Sözcüsü Prodromu'nun açıklamalarından anlaşılmaktadır. Kıbrıs Türk halkı Akıncı'nın 9 Ağustos görüşmesinde başka ne ödünler verdiğini yüreği ağzında beklemektedir!!!

***

Geçtiğimiz hafta gittiği Atina'da Euronews haber kanalına açıklamada bulunan Anastasiadis, 9 Ağustos tarihinde Akıncı ile yapılan gayri resmi görüşme sırasında referans şartlarının ne olacağı konusunda mutabakata vardıklarını ve bunun "cesaret verici" bir mesaj verdiğini belirtmiştir.

Referans şartlarında üç önemli parametre olduğunu ifade eden Anastasiadis bunların; 11 Şubat 2014 tarihindeki ortak açıklama, Crans Montana için yol açan uzlaşmalar ve 30 Haziran 2017 tarihli BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in altı noktalı çerçevesi olduğunun altını da çizmiştir.

Anastasiadis, Kıbrıs sorunundaki müzakerelerin yeniden başlaması amacıyla belirlenmesi gereken referans şartları ile ilgili istişareler sırasında, Ankara'nın diyalogdan önce müzakere edilecek konuların belirlenmesi talebinden dolayı karışıklık yaşandığını söyleyerek Türkiye'yi suçlamaktan da geri kalmamıştır.

Aynı doğrultuda Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis'in de açıklamaları vardır. Akıncı'nın 9 Ağustos görüşmesini Büyük Türk Milletine doğru dürüst aktarmadığını söylemem mümkündür. Eksik anlattıklarını öğrendikçe dehşete düşmemek ise mümkün değildir! Hristodulidis'in açıklamalarıyla Kıbrıs Türkünün Akıncı'ya son kalan güveni de tükenmiştir.

Hristodulidis, Kıbrıs sorununda amaçlanan çözümün, BM kararları temelinde iki kesimli, iki toplumlu federasyon olduğunu ve bu mesajın net olduğunu belirtirken, Türkiye'den beklenen yanıtın, 'müzakerelerin, 9 Ağustos'ta iki liderle karşılıklı anlayışın sağlandığı referans şartları temelinde, Crans-Montana'da kaldığı yerden yeniden başlaması' şeklinde olduğunu da söylemiş ve buna karşı çıkan Türkiye'yi suçlamaya kalkışmıştır.

Hristodulidis'in açıklamalarına göre, Akıncı, müzakerelerin Crans Montana'da kaldığı yerden devamına olur vermiştir. Bu konuda Akıncı, Kıbrıs Türküne açıklama yapmak zorundadır. KKTC Hükümeti'nin,Türkiye'nin ve bizzat Akıncı'nın olası müzakerelerin Crans Montana'da kaldığı yerden devamının mümkün olamayacağı açıklaması ortadayken, Akıncı, kendi kafasına göre, hem de tükürdüğünü yalayarak nasıl böyle bir karar alabilir? Hristodulidis'in açıklamasında söyledikleri doğruysa Akıncı, o kutsal makamda 1 dakika dahi durmamalıdır.

Akıncı, Anastasiadis ve Guterres'in Emrivaki yaparak görüşmeleri kaldığı yerden başlatmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Hükümet ve Türkiye bu konuda muhakkak gerekli önlemleri almalıdır.

***

Anavatan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun son KKTC ziyaretinde ortaya koyduğu 'siyasi eşitliğe dayalı çözüm olmayacak ise egemen eşitliğe dayalı, yani iki devlete dayalı çözüm, masada olmalıdır' duruşundan geri adım atılmamalıdır. Çavuşoğlu'nun uzunca bir süreden beri Rum uzlaşmazlığıyla ilgili tespitleri, Rumların adada hiçbirşeyi Türklerle paylaşmak istemedikleri, çözüm için samimi olmadıkları, siyasi eşitliğe dayalı federasyon istemedikleri saptamalarından sonra hala daha 2'li, 3'lü veya 5'li görüşmelere, Rum-Yunan ikilisinin niyetini amacını öğrenme eksersizlerine, referans şartlarını belirleme toplantılarına, tükenmiş federasyonun önünü açacak müzakerelere devam etme arzusu ciddi bir ikilemdir, tutarsızlıktır…

Türkiye, Kıbrıs Türk halkının çoğunluğunun destek verdiği iki devlete dayalı çözüm siyasetinden geri adım atmamalı, bu siyaseti ileri götürmeli ve eksik hamleyi tamamlamalıdır…

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları