Türkiye umduğunu bulacak mı?

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Amerika'nın taktik savaşları sonuç verdi. ABD Başkanı Trump'ın bir öven bir yeren, bazen tehdit eden twitleriyle yürüyen sorunlu diplomasi, Türkiye'ye yaptırımlarla devam ederken, Ankara'ya gelen ABD heyeti ile masaya oturduk ve 13 maddelik ortak görüş içeren metne imza attık.

Buna göre, Türkiye, 120 saat içinde (5 gün) PKK/PYD, ABD'liler tarafından Türkiye sınırından 32 kilometre güneye çekilecek ve Türkiye'de operasyonlara son verecek.

13 maddelik mutabakatın; Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Perşembe günü dile getirdiği "32 kilometre aşağıya çekilsinler biz operasyonu durdururuz" sözüyle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak sorun bitti diyemeyiz?

Neden diyemeyiz?

1- Çünkü bu anlaşmanın tarafları eksik. Suriye devlet yönetimi kendi ülkesinin geleceği ile ilgili karar alınırken karar vericiler arasında değil. Bu durum ev sahibinin bilgisi dışında gerçekleşti. 

2- Rusya, daha birkaç gün önce operasyon sürecine önemli bir darbe vurdu. Önünü kesti. Suriye-PKK/PYD güçleriyle işbirliği içinde, Münbiç'te rejim bayrağını göndere çekti. Ayn-El Arab'da aynı yöntemi uygulamaya soktu.

3- ABD yönetimi ile Kongre ve Pentagon arasında siyasal gerilim sürüyor. Bu durumda ABD Başkan Yardımcısı Pence'nin "Türkiye'ye yönelik ekonomik yaptırımları kaldırma" sözü, siyasal destekten yoksun gibi görülüyor. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve Başkan Yardımcısı Pence'nin Ankara'da olduğu sırada, henüz 13 maddelik mutabakat metni yazılırken, "ABD'li Senatör Lindsey Graham, Türkiye'ye uygulanacak skandal yaptırım paketinde askeri mali transferler, Halkbank, S-400 alımı, Erdoğan ve ailesinin mal varlığının araştırılması ve vize yaptırımları olacağını" duyurdu.

Bu durumda, Trump'ın sözünün havada kalma olasılığı yüksektir. Yani ABD yöntemi, istese de Türkiye ile vardığı 13 maddelik görüş birliği metninde yer alan "yaptırımları durdurma" sözünü gerçekleştiremeyebilir.

5- Diğer taraftan ABD, PKK/PYD güçlerini 32 kilometre aşağıya çekme sözü verse de Salih Müslim gibi PYD yönetiminde bulunmuş İran destekli kimseler; "ABD bizim adımıza konuşamaz" diyerek itirazlarını dile getiriyor. Bu durumda Trump yönetiminin verdiği taahhütlerin ne kadar işe yarayacağı tartışılır.

6- Aynı şekilde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın siyaset danışmanı Buseyna Şaban, Suriye'nin kuzeyindeki terör unsurlarına yönelik başlatılan Barış Harekâtı'nın 120 saat durdurulması konusunda varılan anlaşma için "ABD ile Türkiye'nin anlaşması muğlak" dedi. Devamında; "Şam yönetiminin Suriye'de yeni bir Irak Kürdistanı kurulmasını kabul etmeyeceğini" söyledi.

Buseyna'nın, ABD ile varılan mutabakat için "muğlak" yorumu, yabana atılacak bir tespit değil. Çünkü ABD Türkiye'yi her zaman oyalamıştır. Hatırlanacağı gibi bundan önce de ABD ile varılan anlaşmalarda beklenen sonuçlar elde edilememişti.

7- Esad rejimi, Rusya himayesinde Türkiye sınırına dayandı. Söylediklerine bakılırsa PKK/PYD unsurlarının yüzde 60'ı örgütü terk ederek kendilerine katılmış durumda. Dolayısı ile Esat için çatışacaklar. Durum anlatıldığı gibiyse "ABD hangi PKK/PYD'lileri 32 kilometre güneye gönderecek" diye sorabiliriz. Mesela Ayn-el Arab'daki PKK'lılar gidecek mi?

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. ABD ile varılan anlaşma Türkiye'nin özlediği ve görmeyi istediği sonucu doğurmayabilir. Gelinen son noktada Rusya, İran ve Suriye faktörü daha belirleyici ve sonuç alıcı hale gelmiştir, bunu da bir yere yazalım.

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları