Türkiye "Yalancı çoban" olamaz!

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Barzani yapacağını yaptı aslında...

 

Bundan sonra referanduma karşı atılacak tüm adımlar, Barzani'nin aldığı mesafeyi belki geriletir ama başlangıç noktasına döndüremez!

 

Bölgesel satrançta an itibari ile Barzani ve arkasındaki güçler kazanmıştır.

 

Kaybeden tarafta maalesef yine Türkiye durmaktadır.

 

Türkiye yalnızca tarihten gelen kazanımlarını ve haklarını kaybetmemiştir!

 

Daha da önemlisi;

 

Türkiye caydırıcılığını, inandırıcılığını kaybetmiştir!

 

***

Uluslararası ilişkilerde orduların görevi öncelikle caydırıcı güç unsuru olmalarıdır.

 

Caydırıcılıkta iki taraf vardır.

 

Taraflardan birinin ulusal çıkarları tehdit edildiğinde iletişim; silahlı kuvvetlerin gücü üzerine inşa edilir.

 

Hükümetler bu gücü son derece özenli, sonraki hamleleri düşünerek masaya sürmelidir.

 

Ortalama bir zeka, tutamayacağı sözü söylememesi gerektiğini düşünür!

Özellikle dünyanın gözü üzerinizdeyken!

 

***

Ankara, Barzani ve referandum meselesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcı gücüne bir kez daha zarar verdi.

 

Sınırda tatbikatlar yapıldı, yapılıyor...

 

"Bir gece ansızın gelebiliriz" denilerek en yüksek perdeden Barzani uyarıldı.

 

Hatta Devlet Bahçeli, Kerkük'e plaka verdi!

 

Peki ne oldu?

 

Bırakın askeri müdahaleyi, hala petrol sevkiyatının kesilmesi ya da sınırın kapatılması dahi tartışma konusu!

 

Barzani'ye karşı yaptırım konusunda Irak merkezi hükümetinin arkasına takıldık!

 

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk; " Millet hayatı tehlikeye maruz kalmıyorsa savaş bir cinayettir" demiştir.

 

Ben, "Barzani'ye neden askeri müdahale yapılmadı?" demiyorum;

"Neden en yüksek dozda açıklamalarda bulunup, gereği yapılmadı?" diye soruyorum...

 

"Operasyon yapılmayacaksa TSK'nın gücü neden masaya sürüldü?"

 

Bakın;

Ege'de AKP iktidarına kadar Türkiye, yalnızca ordusunun caydırıcı gücü ile kontrolü sağladı.

 

Yunanistan "bir kayalık için" Türkiye'nin savaştan kaçınmayacağını biliyor, ürkek hamleler yapıyordu.

 

Geldiğimiz noktada Ege'de Türk toprağı olan adalarımız işgal edildi, silahlandırıldı, kilise yapıldı, papaz gönderildi.

 

AKP'ye kadar Yunan askeri, Ege'de burnunun ucunu gösteremezken, şimdi burnumuzun ucunda tatbikat yapıyor!

 

***

 

1998'i hatırlayın;

Suriye'den terörist başı Öcalan nasıl çıkarılmıştı?

Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş'in sınırda, Şam'ı hedef alan konuşması yetmişti! Suriye Öcalan'ı sınır dışı etmiş, Öcalan 6 ay içinde yakalanmıştı.

 

Devlet yönetimi her şeyden çok ciddiyet ister.

Elinizdeki güç ile orantılı olarak hedefler koyacaksınız.

 

***

Emekli General, stratejist Nejat Eslen ile konuşuyorum; "Erdoğan'ın Barzani ile ilgili olarak; 'tüm opsiyonlar masada' açıklamasından ne anladınız?" diye soruyorum.

" Tüm opsiyonlar masada demek, Barzani'ye karşı hiç bir stratejim yok demektir" diye yanıt veriyor.  ABD Başkanı Trump'ın Kuzey Kore krizinde benzer bir açıklama yaptığını hatırlatıp; "ABD'nin de caydırıcılığı Kuzey Kore krizinde zarar gördü" diye ekliyor...

 

Türkiye "yalancı çoban" konumuna düşmemeliydi... Her krizde içeriye oynayıp hamaset yapmak, ülkenin uluslararası itibarı ve caydırıcı gücüne geri dönülmez yaralar açıyor...

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları