Türkiye yol ayrımında...

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Emperyalizmin tetiklediği iki dev tsunami Türkiye'yi yutmak üzere yükseliyor...

Birinci dalga içerde... Demokrasi ve hukuk devletinin sonu anlamına gelen tek adam iktidarını, siyasallaşmış yargı eli ile kuran, anayasal tüm kurumları ele geçiren ve bu yolla seçim güvenliğini ortadan kaldıran bir iktidar ile karşı karşıyayız.

İkinci dalga ise dışarda... ABD ikinci İsrail'i sınırlarımızda ve sonrasında Türkiye topraklarında kurmak için vites yükseltti. PKK'nın elini Türk uçaklarını düşürebilecek ağırlıkta silahla donattılar.

Birinci dalga ile nasıl mücadele edileceği hala netleşmiş değil... Referandumda hayır oyu veren milyonlar, eylemli karşı duruş beklerken, adı CHP ile bütünleşmiş isimlerin 2019 yılına yönelik başkan tarifleri karşısında derin bir hayal kırıklığı yaşadılar.

Acaba CHP sonuçları kabul etmiş ve Erdoğan'ın kendisi için hazırladığı koltuğa oturmanın hayaline mi kapılmıştı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu eleştiriyi reddettiğini söyledi. "Şaibeli seçimleri içimize sindirmemiz mümkün değildir" dedi. Mücadele çağrısı yaptı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun'a da TELE1 de yayınlanan  programımda sordum, yanıtı; "YSK'nın çaldığı seçimleri asla kabul etmiyoruz, geçerli saymıyoruz, sonuna kadar mücadele edeceğiz" şeklindeydi...

Torun, genel başkanlarının "YSK çetesi" eleştirisinin altını çizdi.

Peki kamuoyunda neden CHP "yelkenleri suya indirmiş" gibi bir algı var?

Seyit Torun 2019 yılı için erken, zamansız ve mücadele süreci beklenmeden yapılan açıklamaları neden olarak gösteriyor. Yani Deniz Baykal'ın yaptığı çıkışları eleştirip, parti düşüncesi gibi algılandığını belirtiyor.

CHP'de siyaset yapan hiç kimsenin referandumun "oldu- bitti"sini içine sindireceğini sanmıyorum. Ancak CHP'nin kısa zaman içinde 2019'a kadar yapılacak eylem planlarını açıklayıp; referandumun çalınmış olduğunu, eylemli, protestolu, örgütlü bir şekilde topluma aktarmalarında yarar var.

Çünkü Türkiye'yi yutacağını belirttiğim içerdeki dalgayı, ancak CHP'nin planlayıp, önderlik edip, örgütleyeceği bir muhalefet ile kırmak mümkün...

Çok geç olmadan...

***

Türkiye'yi dışardan yutmaya hazırlanan ikinci dev dalga ise açık açık geliyor. ABD resmen tarafını belli etti. Yeni Başkan Trump da, askerimizi, polisimizi şehit eden, kentlerimizde bombalar patlatan PKK'nın Suriye ayağını destekliyor.

İlk meselede, yani Türkiye'nin parti devletine dönüştürülmesinde iktidar ile sonuna kadar mücadele edip Türkiye'yi normalleştirmek nasıl bir vatan görevi ise, bölücü terör konusunda da iktidarın doğrularının arkasında durmak aynı şekilde bir vatan görevidir.

Emperyalizm Saray'ın tek adamlık projesini kullanarak; Türkiye'yi terörle mücadele konusunda bile bölmek istiyor.

Bu tuzağa düşmeyelim...

Erdoğan'ın ABD'yi hedef alan açıklamaları bir gerçeğin ifadesidir. Sorunun kaynağı bellidir ve Erdoğan ABD ziyareti öncesinde bunun altını çizmiştir.

Dikkatimizi ABD'nin Erdoğan'a karşı Gülen ve Zarrab meselelerini pazarlık konusu yapıp yapmayacağına odaklamalıyız.

Okyanus ötesindeki buluşmada kişisel pazarlıklar değil, ulusal çıkarlar ön planda tutulmalıdır.

Aksi halde emperyalizmin dalgalarında ne iktidar kalır, ne muhalefet, ne memleket...

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları