Türkiye'de erken sanayilesizleşme

A+A-
Esfender KORKMAZ

Bir ülkenin gelişme sürecinde sanayileşme, sabit sermaye birikimini - (Reel sermaye stoku), sürdürülebilir büyümeyi ve ihracatı artırır. Tarımda gizli işsiz olarak devam eden vasıfsız işgücünü çeker. Şehirleşme hızlanır.

Türkiye de imalat sanayiinde sermaye-hasıla oranı diğer sektörlere göre daha düşüktür. 1963'te başlayan planlı dönemde imalat sanayinin GSYH'da payı artmıştır. Ayrıca imalat sanayiinde diğer, enerji, ulaştırma yatırımlarına göre marjinal sermaye hasıla katsayısı daha düşüktür.

Diğer bir ifade ile hasılada bir birimlik değişme için gerekli olan yatırım miktarı daha azdır.                  

BAZI PLAN DÖNEMLERİNDE MARJİNAL SERMAYE HASILA KATSAYILARI

                                           1963-67   1985-89      2007-2013

 

İMALAT                                    3.8           3.3                    8.9

ENERJİ                                     8.6         12.3                  15.9

ULAŞTIRMA                             3.7         11.6                  11.8

TOPLAM SABİT SERMAYE        2.7           5.1                    7.3

 

          

Gelişmiş ülkelerde sanayiin GSYH içindeki payı yüzde 30'lara çıktıktan sonra düşmeye başlar. Buna karşılık hizmetler sektörünün payı artar. Bazı gelişmekte olan ülkeler sanayileşmeyi tamamlamadan daha erken dönemde sanayilesizleşme başlayabilir.

Sektör büyüklüğünü fiyat değişmeleri de etkilemekle birlikte yine de sanayi sektörünün GSYH içindeki payı sanayileşme için bir göstergedir.

Türkiye de GSYH içinde tarım sektörünün de payı azaldı. Ancak tarımda katma değer artışı sanayi ve hizmetler kadar olmadığından bütün Dünyada tarımın nispi olarak payı azalmaktadır.

İmalat sanayiinin sanayi sektörü içindeki payı yüzde 80 üstündedir. Bu yazıda sanayileşme göstergesi olarak imalat sanayiinin GSYH içindeki payını alıyorum.

Asya ülkelerinde imalat sanayinin katma değer içindeki payı yüzde 30 dolayındadır. Türkiye de 1998 yılında imalat sanayiin GSYH içindeki payı yüzde 22.3 iken, 2000 sonrası düşmeye başladı ve 2018 de yüzde 19'a düştü. Sanayilesizleşme erken başladı. Gerçi Güney Amerika ülkelerinde daha düşük yüzde 11 dolayındadır. Onun içinde Güney Amerika belini doğrultamıyor.

 

Türkiye neden erken Erken sanayilesizleşmeye girdi?

1. Erken sanayilesizleşmede, finans sektörünün spekülatif kar cazibesi etkili olmuştur. 2004 sonrası sıcak para girişi, yüksek reel faiz düşük kur işbirliği ile sanayiciler de tasarruflarını kendi alanlarında değil finansal yatırımlarda değerlendirdi.

2. 2007 yılı sonunda Merkez Bankası TÜFE bazlı reel kur endeksi 127 idi. Yani TL döviz sepetine karşı yüzde 27 oranında daha değerli idi. Buna neden sıcak para yoluyla gelen bol döviz arzı olmuştur. Kur baskısı oluşmuştur. Bu durumda sanayide kullanılan iplik, deri, pamuk gibi hammadde ve ara mallarını ithal etmek, içeride üretmekten daha ucuza geldi. Üretimde ithal ara malının payı arttı. Aramalı üreten fabrikalar tasfiye edildi. Antepte ve Denizli'de iplik fabrikalarının kapandığını herkes  hatırlıyor. O yıllarda ithal etmek daha ucuza geldiği için yeni yatırım da yapılmadı. Oysaki kriz yılı 2009 yılı hariç 2015 yılından önceki yıllar reel sektör güven endeksi, güven sınırı olan 100'ün üstündeydi. Yani yatırım ortamı vardı.

2015 ve 2016 FETÖ olayları ve darbe teşebbüsü ile başkanlık siteminin uyum sorunları, hukuk ve demokrasi tartışmaları reel sektör güven endeksi güven sınırının altına düşürdü. Halen TL yine MB TÜFE bazlı reel kur endeksine göre yüzde 26 daha düşük değerde olmasına rağmen bu seferde güven sorunu olduğu için imalat sanayiine yatırım yapılmıyor.

3. Siyasi iktidar, ekonomide geçici ve fakat hızlı büyüme sağlayan konut yatırımlarına ağırlık verdi. Bu alanda kamu kurumlarını görevlendirdi. Çünkü aynı zamanda kamuya rant geliri elde ederek bütçe açıklarını düşürmeyi planladı. Kamu kredilerini, teşvikleri bu alana yöneltti. İmalat sanayi daha az destek gördü.

4. Güneydoğu  ve Doğu Anadolu'da terör sorunu imalat sanayii yatırımlarını engelledi.  

Erken sanayisizleşmenin getirdiği sorunlardan birisi, ekonomik istikrar sorunudur. Temelinde sorun sektörel dengenin finans sektörü ile reel sektör arasındaki dengenin bozulması ve finans sektörünün reel sektörü temsil kabiliyetinin azalmasıdır. Bunun içindir ki ekonomi aşırı kırılgandır. Kronik enflasyon ve kronik işsizlik yaşıyoruz. Dahası da Türkiye orta gelir tuzağına düştü. Orta gelir tuzağı uzun süre büyüme ve kalkınmayı engeller.

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları