Türkiye'mizin kuruluş ve kurtuluş destanları

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Doğu cephesi, Güney cephesi, Batı cephesi, 1. ve 2. İnönü savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi olmak üzere tüm özgürlük savaşlarına Gazi Mustafa Kemal Atatürk dedi ki;

"Her evresi vatan için, evlâtlarımızın torunları için şerefli olaylarla dolu büyük bir kahramanlık destanı oluşturan Anadolu savaşlarının heyecan veren ayrıntılarını tarihin diline terk ediyorum."

O Mustafa Kemal ki, dünyanın dev ülkelerine, "Çanakkale Geçilmez" imzasını kabul ettirerek, "Çanakkale Destanı" yazan en büyük komutandır…

15 Temmuz'un 4. Yılındaki abartılı kutlamalar neyin nesidir?

15 Temmuz'a "Destan" diyorlarsa, Kurtuluş savaşlarımıza, Çanakkale savaşlarımıza ne ad vereceğiz?

Değerli okurlarım,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Destan" kelimesini millete adım adım alıştırmaya çalışıyor.

30 Ağustos 2017 Zafer Bayramında Erdoğan, Anıtkabir defterine, "15 Temmuz'daki destansı direniş…" diye yazdı…

Baktı ki muhalefetten ses seda yok, 29 Ekim 2017 tarihinde Cumhuriyet Bayramında Anıtkabir'deki şeref defterine Erdoğan bu kez özetle şöyle yazdı:

"Tarihe 15 Temmuz Destanı olarak geçen şanlı direniş…"

Muhalefetten yine ses seda yok…

30 Ekim 2017 tarihinde Yeniçağ'da, "Kahramanlık destanı Türkiye Cumhuriyeti" başlıklı yazımda Erdoğan'ın mesajını özetle şöyle eleştirdim:

"19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basarak dört bir yanı emperyalist ülkeler tarafından işgal altında bulunan Anadolu'yu düşman işgalinden kurtararak Türkiye Cumhuriyeti'ni 94 yıl önce kuran Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'e hitaben yazılan bu yazıyı eksik buldum, üzüldüm.

Tarihin dili dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anıtkabir şeref defterine yazdığı o cümlelerdedir ki işte Türkiye Cumhuriyetinin bu destanları birkaç süslü cümle ile geçiştirilirken, 15 Temmuz Destanı'na vurgu yapılmasını içime sindiremedim.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yüce önder Atatürk'ün dediği gibi, "kahramanlık destanıdır."

Tek kişi kalsam da söylemeye, yazmaya ömrüm boyunca devam edeceğim."

Değerli okurlarım,

Mustafa Kemal'in yurdun dört köşesi emperyalist ülkeler tarafından işgal altında iken 19 Mayıs 1919'da, "Kurtuluş ve kuruluş" için attığı ilk adım ve sonrasında demokratik açılımları:

-   Havza Kurtuluş Savaşının ilk genelgesi - 28 Mayıs 1919

-   Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919

-   Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919

-   Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919

Büyük Türk Milleti için destandır…

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu ve İstiklal Savaşına başkomutanlık yapması dünyada eşine rastlanmayan bir destandır…

30 Ağustos Zafer Bayramımız şehitlerimizin ve gazilerimizin kurtuluş savaşını noktalayan efsanevi destandır…

Ve…

29 Ekim 1923 tarihinde "Cumhuriyet'i" ilanı eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu kararı da destandır…

Kıbrıs Barış Harekâtı da elbette çok önemli bir destandır…

Değerli okurlarım,

Şanlı tarihimiz, atalarımızın yazdıkları destanlarla doludur elbette.

Ancak Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ve kurtuluş destanının üzerine bir destan tanımam…

15 Temmuz elbette hain ve alçak bir darbe girişimine sahne olan tarihtir.

AKP iktidarda olduğu sürece karanlık noktaları aydınlanmaz, aydınlatılamaz.

Ancak bilinir ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde her şey kayıt altında tutulur.

Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Gün gelir bu karanlık noktaları aydınlığa çıkartacak belgeler ve bilgiler tek tek ortaya çıkar.

Değerli okurlarım,

Gazeteci kardeşim Hasan Taşkın "Ankara Ekspresi" adlı web sayfasındaki köşe yazısında çok çarpıcı bir görüşü dile getirdi. Okumak için bu linkten yararlanın. (https://bit.ly/3h5r1Oo)

Gelecek Partisi İstanbul Güngören ilçe başkanı da olan gazeteci Taşkın, eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Meclis'te 15 Temmuz darbe araştırma komisyonunda verdiği ifadeye ilişkin yazım için şunları yazdı:

"Şimdi Orhan Uğuroğlu'nun yazısında eksik olduğunu düşündüğüm konuyu yazacağım.

Davutoğlu'nun Ak Parti Genel Başkanlığı'ndan ve Başbakanlık'tan adeta bir darbe girişimi sonrası ayrılmasından hemen sonra, 23 Haziran 2016'da İl Özel İdaresi kanununda bir değişiklik yapıldı.

Yapılan değişiklikle askere terör tehdidi adı altında şehre inme yetkisi verildi. 

15 Temmuz alçak darbe ve işgal kalkışmasından 2 gün önce yani 13 Temmuz 2016 günü bu yasa onaylanarak yürürlüğe girdi.

FETÖ'cü ihanetçiler 15 Temmuz ana davalarında bu kanunu bahane ediyorlar.

Şimdi herkesin aklına gelen soruyu sormak istiyorum.

Her olaya sinsice el atan FETÖ, düşük profilli Başbakan olmayan Davutoğlu'nun FETÖ karşıtı yoğun mücadelesinden rahatsızlık duyduğu için devreye girip, aldatma yolu ile başbakana da darbe yapmış olamaz mı?

O dönem FETÖ'nün devlet içindeki paralel yapısını düşününce bu mümkün.

Ülke yararına bu konunun araştırılması hatta soruşturulması elzemdir.

Davutoğlu adeta bir darbe ile Başbakanlıktan ayrılmaya zorlanmasa idi Türkiye şimdi yaşadığı sorunların çoğunu belki de yaşamayacaktı."

Değerli okurlarım,

Dediğim gibi gerçekler ortaya elbette çıkar…

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58