Tutuklu gazetecilere bayram mektubu...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Bana her gün bayram... Ancak askerde ve mahpusta bayramın ne anlama geldiğini unutmuş değilim. Bayram sabahı askerde, komutan tüm personeli toplayıp kolonya ve şeker dağıtırken tek tek bayramlaşır. Hapishanede müdür, gardiyanları ile beraber koğuşları dolaşır falan... Cezaevlerinde bayram için özel ve açık görüş imkanı verilirdi. İki bayramdır pandemi koşulları yüzünden yapılamıyor. Hasret de özlem de katmerleniyor. Fazladan telefon hakkına görüntülü görüşme eklenmiş. Kimbilir gazeteler gününde verilir bayram şekeri niyetine. Bu bayram Müyesser'in "Naber Müdür" diye başlayan sesini duyamayacağım. Murat'ın "Abim" hitabından mahrum kalacağım. Cidden canım yanıyor. Uzvumu kaybetmiş gibi yüreğim acıyor. Müyesser ile Barış antrenmanlı mahpusa... Kaç bayram geçirdiler beton duvarların ardında. Ancak Murat ile Hülya için bu bayram daha acı geçecek. Çocuklarına sarılamayacaklar örneğin. Saçlarını koklayamayacaklar...

Meslek hayatımın en zor yazısını kaleme alırken moda deyim ile empati yapmaya çalışsam da beceremiyorum. Ranzaya uzanıp tavana odaklanan bakışlarımla delemiyorum betonu. Ya da kısa voltalarda adımlarımı saymakta güçlük çekiyorum mesela. "Unutulduk ulan içeride..." hayıflanmasında migren ağrılarım artıyor. Sahi içerideyken unutulduğu hissine kapılmak nasıl bir şey. Dedim ya beceremiyorum şu empati denen zımbırtıyı...

Müyesser Abla, Sevgili Murat, gazetecilik mesleğinin yüz akı Barış ve annelerin en güzeli Hülya; sakın ola ki sizleri unuttuğumuzu sanmayın. Adlarınızı anmadığımız gün yok. Rüyalarımıza bile giriyorsunuz. Abla, inanır mısın en son benim ofiste oynadığımız tavladan sonra elime zar almadım. Pandemiden dolayı kahvede oyun yasak. Sen içerideyken pişti oynamıyoruz. Çayın tadı yok. Şenol Hoca seni kızdıramıyor ya... Adını duyunca gözleri doluyor. Daş Mehmet'in tahlilleri temiz çıktı. Kendinden çok seni düşünüyor. Kafkas Ağabey her gün yeni eylem planlarında. Messi Sebo'nun ağız dolusu güldüğünü görmedim. Niyazi seni sorarken gözlerime değil getirdiği bardağa bakıyor. Telefondan nefret eden Cihat Ağabey bile günlük Silifke'den seni soruyor. Kocaman cüssesi ile Pavorotti Renan Adıyaman Türküsünün arya versiyonunu okuyor. Ahmet Can'ın ince gözlükleri titriyor. Eczacı Sabri kırgın. Nefi ve Seyfi'nin de tadı yok. Kısacası Yüksel Kıraathanesi yas evine döndü.

Sizler de az değilsiniz hani... Beton duvarları yazılarınızla deliyorsunuz. Sosyal medyada en fazla paylaşılan sizlerin yazıları tembel ve üşengeç olmama rağmen saat başı Odatv'yi açıp yeni yazı var mı diye bakıyorum. Sayenizde aranma rekorları kırıyorum. Murat'ın okuyucuları Edirne'den, Kars'tan, Türkiye'nin dört bir yanından beni arıyor. Bazıları beni avukat sanıyor galiba. Cezaevine gidip sizlerle görüşebildiğimi sanıyorlar. Moral ve sağlık durumlarınızı soruyorlar. Size yazdıkları mektupların ulaşıp-ulaşmadığına kadar binlerce soru, onbinlerce temenni... Bu olağanüstü sevgi selinde köprü olabilmenin hazzı başka. Televizyon ve radyo programlarında gündem ne olursa olsun bodoslama "Sincan'daki Müyesser Yıldız'a, Silivri'deki Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılıç'a selam olsun" diye başlıyorum konuşmalarıma. Bayram sonrası "Sessiz Çığlık"lara başlayacağız. Sizi unutmadık. Unutturmayacağız!.. Pandemi falan dinlemeyeceğim en kısa zamanda kucaklayıp, öpmek umuduyla, bayramlar bayram olsun...

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları