"Üç aylar"ın düşündürdükleri…

A+A-
Ahmet SEVGİ

Kabul edelim ki toplum olarak son zamanlarda çok gerginiz. Ekonomik sıkıntılar, siyasî çekişmeler, yanlış Suriye politikası yüzünden başımıza gelenler, hukuka güvenin sarsılması vb. birçok olumsuzlukların baskısıyla halk burnundan soluyor. Hani işlerimiz ters gittiği, çok bunaldığımız anlarda Hızır misali yetişen dostlar vardır ya, bendeniz üç aylara biraz da bu gözle bakıyorum, daha doğrusu öyle bakılmasını arzu ediyorum.

Dün başlayan ve "recep, şaban, ramazan" aylarından oluşan üç aylar öncelikle bir kandiller geçididir. Yarın gece kutlayacağımız "Regâip Kandili", sonra "Miraç Kandili", "Berat Kandili" ve "Kadir Gecesi"… Bu mübarek geceleri içinde barındıran üç aylar, her şeye rağmen Müslümanları biraz daha uyanık tutan, yardımlaşmayı, fakir-fukaranın elinden tutmayı, gönül kazanmayı yaygınlaştıran zaman dilimleridir ki etrafımızda -az da olsa- bu hareketliliği görmeye başladık.

Bu güzellikleri toplumun bütününe yaysak, öncelikle siyasî tartışmaları bir kenara bırakarak 7'den 70'e kucaklaşabilsek ne kadar iyi olur değil mi?

Gayet tabii, böyle bir huzur ortamının oluşabilmesi için öncelikle tepedekilerin bir araya gelmeleri, el sıkışmaları, birbirleri aleyhine konuşmama kararı alabilmeleri gerekir.

Bunun zor olduğunu biliyorum. Ama toplum olarak elimizi taşın altına koymaktan kaçınmamalıyız. Söz gelimi, haklarımızı savunmak, zamları protesto etmek, miting yapmak gibi meşru haklarımız var ve bu haklarımızı zaman zaman nasıl kullanıyorsak, aynı şekilde siyasîlerin daha yapıcı olmaları, ortalığı germemeleri konusunda gerekeni yapmaktan da çekinmemeliyiz. Başka türlü politikacıların çekişmeleri sanırım bitmeyecek.

Diğer taraftan üç ayların faziletini sadece namaz, oruç, sadaka gibi daha çok âhireti ilgilendiren konulara hasretmemeliyiz. Birlik-beraberlik, iç cephenin tahkimi, daha çok çalışmak, daha çok üretmek vb. faaliyetleri de üç ayların feyiz ve bereketine dâhil etmeliyiz. Mesela, hocalar üç aylarda tutulan oruç yahut kılınan nafile namazlar bilmem kaç kat daha faziletlidir diye anlatıyorlar. Peki, üç aylarda çoluk çocuğunun rızkını kazanmak için çalışan anne-baba niye daha çok hayır işlemiş olmasın? Üç aylarda vatan müdafaası için nöbet tutan, cepheye koşan Mehmetçik niye daha çok sevap kazanmasın? Üç aylarda tank üretecek, uçak yapacak mühendisler niye daha çok cennet nimetlerine nail olmasın?

Cami kürsülerinde din görevlilerinin bunları da dile getirmeleri gerekmiyor mu?.. Maalesef hocalarımız bin yıl önce camilerde ne anlatılıyor idiyse aynısını tekrar edip duruyorlar. Zamanın değişmesiyle hükümlerin de değişeceğinin (Bkz. Mecelle, madde:39) idrakinde değiller.

Suriye'de, Amerikan yahut Rus uçaklarının bombalarıyla yerle bir olmuş evlerin enkazından çıkarılan çocukların içler acısı bakışlarını görünce kalkıp da gözyaşları içinde "Fetih sûresi" okumakla sorumluluktan kurtulacağımızı zannetmeyelim. Müslüman gözyaşı değil, alın teri dökmek zorundadır. Rusya'nın S-400'leri ile Amerika'nın F-35'leri arasında sıkışıp kalıyorsak bu bizim Müslümanlığımız için en büyük ayıptır.

Üç aylar, kandiller, bayramlar… Bunlar bizleri birbirimize yaklaştıran dinî ve millî günlerimizdir. Bu olumlu hava vesilesiyle kendimize gelerek başta parti taassubu olmak üzere birtakım zaaflarımızı törpülesek, etrafımızda olup bitenlerden ders alarak ülkemizi başka devletlere bağımlı olmaktan kurtaracak tedbirler almaya koşsak ne kadar sevindirici olur değil mi?

Üç ayların ülkemize, İslâm âlemine ve insanlığa barış ve huzur getirmesini dileriz…

ACZİMİN GİRYESİ:

İMAN TAZELEMEK

Gâvura  muhtaç  yaşıyorsa eğer Müslüman,

Farz olmuş demektir mümine tecdîd-i iman.

(Li-müellifihî)

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları