Utanç verici

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Türkiye'nin tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olması utanç verici bir durumdur.

Türkiye'nin saman ithal etmesi utanç vericidir.

Türkiye'nin bazı limanlarının yabancılara satılmış olması utanç vericidir.

Kâğıt fabrikalarının, şeker fabrikalarının satılmış olması utanç verici bir durumdur. Türkiye'nin kâğıdı ithal etmesi utanç vericidir.

Bankaların çoğunun yabancı şirketlere satılmış olması Türkiye için utanç verici bir durumdur.

Yabancılara yaptırılmış yolların, köprülerin parasının onları kullanmayan vatandaşa ödettirilmesi utanç vericidir.

Evde başım eğiktir, sokakta başım eğiktir, caddede, meydanda, dairede başım eğiktir. Kendimi bağımsız ve özgür bir ülkede yaşamıyormuşum gibi hissediyorum, başım eğik, kalemim kırık.

Birileri ekranlardan ateş püskürüyor; korunmaya çalışıyor, başımı ellerimin arasına alıyorum. Başımı korusam da yüreğimi koruyamıyorum, yüreğim kırık.

Gazeteler, televizyonlar sövgü dolu, tehdit dolu; vicdanımı korumaya almak istiyorum, alamıyorum, vicdanım kırık.

Ülkede adalet, ülkede yiğitlik, ülkede mertlik görmek istiyorum; zulüm, kalleşlik, namertlik görüyorum; kapatıyorum gözlerimi, gözlerim yumuk.

Ülkede doğruluk görmek, doğru şeyler işitmek istiyorum; yalanlar doluyor kulaklarıma. Yavaşça gözlerimi açıyorum, bakınıyorum çevreme, doğruların da başı eğik.

Zalimde sadece zulüm yok, kibir de var, küfür de var; mazlumun başı da eğik, sırtı da eğik.

Zalimin sesi yüksek; bana, sana, ona bağırıyor; benim, senin, onun sesi kısık.

Türkiye'nin saman ithal etmesi utanç vericidir; kâğıt ithal etmesi utanç vericidir.

Birilerinin devlet güçlerini arkalarına alarak yarışa girmesi utanç vericidir.

Birilerinin bütün propaganda araçlarını yanına alarak yarışa girmesi utanç vericidir.

Yarışa elli metre önden başlayıp yarışı kazanmak utanç vericidir.

Ölçü yok, ölçüsüzlük var; sevgi yok, sevgisizlik var; şefkat yok, dehşet var. Dehşet içinde, korku içinde yaşamak utanç vericidir.

Bu satırları yazmak zorunda bırakılmak, kırık dökük cümlelere, cümleciklere mahkûm edilmek utançların en ağırıdır.

Kelimelerime, cümlelerime, kalemime zincir vurmak utançların en ağırıdır.

Ey benim özgürlüğe alışmış dilim, özgürlüğe alışmış kalemim, özgürlüğe alışmış vicdanım! Bocalamak zorunda kalıyorsunuz. Buna sebep olanların yüzlerinin kızarmaması, utanma duygusunun yok olması ülke için vahametten de öte bir durumdur. 

Ey benim sağa sola savrulan kelimelerim! Kanatlarınız kırılmış, istediğiniz gibi uçamıyorsunuz. Dilimin ucundan, kalemimin ucundan kaçıyorsunuz. Kelimelerin kanatlarını kıranların vicdanlarının rahat olması ülke için felaketten de öte bir durumdur.

Vahamet ve felaket kelimelerinin durumu açıklayamaması...

Burada kelimelerin kanatları tamamen koptu.

 

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları