“Vicdan yolsuzluğu”

A+A-
Afet ILGAZ

Haşim Kılıç’ın konuşmasında böyle bir cümle vardı. İyi bir buluştu, başlığa çekmek istedim.
“Hukukun da vicdanı vardır” derler. Hakikaten bir mecaz bugün gerçek oldu. Üçüncü keredir bu boğuntudan çıkma, nefes alma lûtfediliyor. Ben bunu nimetten sayıyorum. Haşim Kılıç’a bağlamak istemiyor, ilahi bir nimet kabul ediyorum.
İlk olarak Gezi gençleri Türkiye’ye bir nefes borusu oldu...
İkinci defa tapeler... Şimdi, çok şükür tamamen bitti sandığımız hukuk...
Hepsi de; hakaretlerin, haksızlıkların, zulümlerin içinden kulaç ata ata çıkageldiler. Tıpkı Kazım Karabekir Paşa’nın Kars’taki Ermeni zulmünü dehşet içinde görüp bastırdıktan sonra Atatürk’e gelip -ki, Atatürk’ün artık üniforması yoktu. Kongre yapıyordu- selam verip: “Kolordumla emrinizdeyim Paşam!..” demesi gibi...
Artık geçmişi öne sürüp iyilikleri görmeme zamanı değildir. Rahman Suresi’nde, “Allah her an yeni bir boyuttadır, her an yaratıcıdır” denildiği gibi yeni bir boyuttayız.

***

Haşim Kılıç’ı Özal atamıştı ve bundan çok kaygı ve üzüntü duymuştum. Bir kadrolaşma yapılmak istendiği açıktı. O zamandan beri de AYM’nin güven verici olduğunu görmedik. AYM’nin; haksızlıklara, zulümlere müdahil olmakta geciktiği oldu. Ama bu hiç yapmamaktan iyidir. Padişahın zulmünden bizar olup, “zulmün artsın padişahım” diyen Osmanlı halkının hikmetli feveranı gibi bizdeki zulüm de doruğa tırmanmıştır. Yani vakt-i merhunu gelmiştir. Artık zaman iyi insanlar lehine işleyecek, kötü insanlar da “atlara binip” gidecekler...

***

Başbakan taziyesini söylerken, “Almanya’da bir karar varmış...” falan dedi. Herkes araştırdı, Almanya’da bir Ermeni soykırım kararı olduğunun izine rastlayamadı. Meğer, AİHM kararını söylemek istiyormuş. Doğu Perinçek ve arkadaşları, başlarında rahmetli Rauf Denktaş varken İsviçre’ye gidip, “Ermeni soykırımı yalandır!” diye haykırdılar. Daha önce Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu bunu söyledi diye mahkum edilmişti. Örgütlü bir direniş olduğu için Talat Paşa Komitesi para cezası ödemekle beraber şu kararı aldırtmayı başardı: Ermeni soykırımı yalandır demek suç değildir.
İşte bizim Başbakan, “Almanya’da bir karar varmış” derken kulağında yarım yamalak kalmış bu bilgiden bahsetmek istiyor. Oysa Dışişlerimiz de bu kararı tebrik etmişti.
Dışişleriyle de hiç görüşmez misiniz?
Avrupa’da bile alkışlanan bu kararı bilseydiniz ABD’nin bastırmasıyla “taziye” yapmayabilirdiniz. 
Taziye yaptınız da ne oldu?
Bayrağımızı yaktılar.
Prag’daki “Doğu Toplantısı”nda bizi müdafaa etmek Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e düştü. Orada bir temsilcimiz bile yoktu. Aliyev, hükümete kızgın ve kırgın olduğu halde Türkiye için Sarkisyan’a ağzının payını verdi.
Siz bunlara dışişleri politikası mı diyorsunuz?
Süleyman Şah Türbesi için dizi dizi tanklar gönderiyorsunuz. Gören de Kurtuluş Savaşı’na gidiyoruz sanacak. Kurtuluş Savaşı’mızı ne zorluklar içinde yaptığımızı hatırlayınca bu gösteriden üzüntü duydum ve ABD’nin hala Kürt Koridoru ve Suriye savaşı hayali gördüğünü gördüm. Bizim Başbakan’ı görevlendirdiler ama kötü adamların atlara binip gitmeye başladığı gerçeğini de hatırlamadan edemiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları