Yangından en son kurtardığımız!

A+A-
Servet AVCI

O kafa Türklük deyince hep aynı refleksi gösteriyor... Türkler, Türkçülük yapmasaydı, Osmanlı parçalanmazdı meselâ!.. Partizan tarih profesörü değil miydi "400 yıl problemsiz yaşayan Sırplar, Türkçülerin Türkçülük yapmaları yüzünden isyan ettiler" diyen?
Arap isyanlarını ve arkadan vuruşlarını izah için "Onlar Osmanlı'ya değil, baskıcı İttihatçılar'a isyan ettiler" diye yumuşatmak benzer kafanın işiydi... Yine bunlara göre, Osmanlı idaresindeki bütün etnik unsurlar uslu uslu dururken, İttihatçılar Türkçülüğe başvurunca mecbur kalıp milliyetçi oldular ve ayrıldılar!..
Oysa Türkçülük, bir tercihten ziyade, mecburiyet olarak ortaya çıkmıştı... Tarihî sıralamaya baktığınızda bile Türk milliyetçiliğinin, imparatorluk bünyesindeki diğer milliyetçiliklerden daha sonra sahne aldığı orta zekâlı herkesçe anlaşılacaktır...
İşin özeti şuydu: Türkçülük, emperyal oyunlar ve etnik ihanetlerle boğulmaya çalışılan bir milletin kendi kendine tutunma iradesiydi... Ayakta kalabilmek için başka çaresi kalmamıştı çünkü...
Aslında sonuna kadara olgunluk gösterdi Türkler... 'Yangında ilk kurtarılacak' olanı, yani milliyetlerini 'yangında son kurtarılacak' gördüler ve en sonunda gereğini yaptılar...
***
Andımız konusunda, PKK'nın siyasî çizgisini veya radikal solu geçelim, irili ufaklı muhafazakâr, pop-İslâmcı partilerin zımnî ittifakı ürkütücüydü... Güya birbirlerinden ayrılar ama bu konuda, 'faşizan', 'tek tipçi', 'militarist' bulmada pek mahirler!..
Bu davranış biçimini çözümleyebilmek için şunları bir hatırlatalım:
Muhtemelen Türklük bunlara 'cahiliyye takıntısı' gibi geliyor... Belki de o yüzden fırsat bulununca hınçla saldırıldı 'Ne mutlu Türk'üm diyen' tabelalara... Çünkü büyükleri "Sen ne mutlu Türk'üm dersen" diye başlayan cümleler kurmuştu onlara... "Hepimiz Türk olmaktan kurtulduk" diye sevinç çığlığı attıran da bu psikolojiydi herhalde... Hep itiraz ettikleri 'Andımız'ın en çok neresi rahatsız etmiş olabilirdi bunları? İlk kelimesi değil mi?
Nasıl da vuruyordu profesör "Türk diye bir ırk yoktur" diyerek... Pop-İslâmcılığın o kadar dibini bulmuşlardı ki, o baş döndürücü küstahlıkla Türkiye Cumhuriyeti'yle Irkiye Cumhuriyeti veya Şirkiye Cumhuriyeti şeklinde dalga geçselerdi, bu toprakları Türklükle bastırılan 'etnik hapishane' olarak niteleselerdi şaşırmayacaktık!..
Cumhuriyet'e olan mesafeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin en başarılı projesi olan 'Türk milleti'ne olan mesafeyi de meşru kıldı... Gel de şu gerçeği ütopik pop-İslâmcıya anlat anlatabilirsen: Savaş yenilgileri, soykırım tehlikesi, sürgün gibi gerekçelerle Anadolu'ya sığınmak mecburiyetinde kalan topluluklar bu cumhuriyetin en başarılı projesi sayesinde 'aslî unsur'la birlikte 'tek' oldular...
Bütün etnik ve mezhebî ateş içindeki komşu coğrafyalara baktığımızda, geçen yüzyılın başında ne büyük iş başarıldığı ortada iken, tarihi, çağı ve sosyolojiyi okuma özürlü, başka hiçbir milletin isminden rahatsız olmadığı hâlde 'Türk'ü duyunca ateş basan anlayışın geldiği nokta bu maalesef...
***
Milli Mücadele'yi başlatan ve cumhuriyeti kuran kadro, ağırlıklı olarak Balkan kökenliydi... Evlad-ı Fatihan'ı 'suyun ötesinden' diye sözde aşağılayan, neredeyse Sabetayistlerle eşitleyen, 2017'de yeni anayasa paketini 'İki asırlık İngiliz-Yahudi güdümlü ittihatçı oligarşinin bitişi' olarak savunan anlayıştan başka ne beklenebilirdi ki?
Türkçülük, Osmanlı idaresindeki etnik unsurların milliyetçilik rüzgârlarıyla birer birer isyanı ve kopuşundan sonra sahne aldı... Yani bir tetikleme söz konusuysa, Türkçülük diğer milliyetçilikleri değil, diğer milliyetçilikler Türkçülüğü tetikledi...
Açıkçası, 'savunma' ve 'kalan toprakları kurtarma' ideolojisi olarak daha fazla zemin buldu... İyi ki de oldu, o büyük ateşten Türkiye Cumhuriyeti kurtarıldı... Büyük çoğunluğunu doğdukları toprakları kaybedenlerin oluşturduğu kadro, Anadolu'yu yeniden vatan kıldı...
Andımız'dan, özellikle ilk kelimesinden rahatsız olanlar bu gerçeği asla kabullenmeyecekler...

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58