Yargıtay Başkanı ve İyidil Dosyası

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 2017/517 dosya numarası ile yargılanan 5 general ve bir subay hakkında verilen hükümler ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 2018/2370 sayılı dosyasında verdiği kararlar şöyle:

- Eski Korgeneral Metin İyidil: 

Ağırlaştırılmış Müebbet-Beraat

- Emekli Korgeneral Abdullah Barutçu:

Beraat - Beraat

- Eski Tümgeneral Hamza Koçyiğit:

Ağırlaştırılmış Müebbet-Ağırlaştırılmış Müebbet

- Eski Tuğgeneral Lütfü İhsan Yanıkoğlu:

Ağırlaştırılmış Müebbet - Ağırlaştırılmış Müebbet

- Emekli Tuğgeneral Mehmet Topçu:

Beraat - Beraat

- Emekli Yarbay Ersal Duman:

Beraat - Beraat

Bu tabloya göre, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 3 sanığın "beraat" kararını 2 sanığın da verilmiş "Ağırlaştırılmış Müebbet" kararını onayladı.

Diğer "beraat" kararlarına neden itiraz yok?

Diğer "Ağırlaştırılmış Müebbet" kararlarına neden itiraz yok?

Şimdi gelelim eski Korgeneral Metin İyidil için 2 ayrı mahkemenin verdiği 2 ayrı "Ağırlaştırılmış Müebbet - Beraat" kararlarına.

Mahkeme dosyasından aldığım bilgilere göre:

- 6 subay hakkında da tanıklar aynı.

- 6 subay hakkında da deliller aynı,

- İyidil'in 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz sabahı yaptıkları incelendiğinde darbeyi destekler mahiyette herhangi bir emir vermediği, "eylem yapmadığı" ve darbe girişimine "karşı duruş" sergilediği dosyada var.

Durum bu kadar açık ve net iken birinci, derece mahkemesi "Ağırlaştırılmış Müebbet" verdi.

İstinaf mahkemesi ise "beraat" verdi…

Hukuken mümkün mü mümkün, kimse bir şey söyleyemez.

Hukukçulara göre, dosyadaki en önemli hukuk yanlışı şudur:

"Beraat" etmiş bir sanığın eşit seviyedeki bir başka mahkeme tarafından "tutuklama" kararı vermesi hukuk dışıdır...

Dolayısıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 21. Ceza Dairesinin Metin İyidil hakkında "tutuklama kararı" vermesini hukukçular şöyle yorumladılar:

Bu karar hukuki değildir.

Değerli okurlarım,

Hâkimler ve Savcılar Kurulunun "beraat" kararı veren hâkimleri başka illere 24 saat içinde sürgün göndermesi de hukukla bağdaşmaz.

Bu yaşananlardan sonra ülkemizde, "bağımsız yargı" diye söz edilebilir mi?

Bu kararlardan sonra mahkemeler özellikle FETÖ dosyalarında siyasi otoriteye sormadan artık beraat kararı vermez, veremez…

Şimdi şunu da vurgulamam da gerekir.

Ankara 2.  Ağır Ceza mahkemesi ile BAM 20. Ceza Dairesinin verdiği kararları tartışmıyoruz, tartışamayız.

Her ikisinin; bana göre de Adalet Bakanlığına göre de HSK'ya göre de "bağımsız" statüsünde olmaları lazım değil mi?

Tamam, elbette bağımsızdırlar. (!)

Bu mahkemelerin kararlarını "üst mahkeme" denetleyecek değil mi?

Yani dosya Yargıtay'a gidecek ve orada nihai karar bağlanacak, hatta olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidecek değil mi?

Evet, bu yolların hepsi yargılanan her sanık için sonuna kadar açık.

Ancak hal böyle iken şu gelişmeye ne diyelim?

Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı olarak yaptığı şu açıklamayı da değerlendirelim:

"Yargı camiamız için gerçekten çok üzücü bir adım olmuştur.

İlginç olan şey şu kararı veren kişi veya kişilerin de FETÖ'cü olması bu işin nerelere vardığını gösteriyor.

Bunun arkasında daha ne gibi oyunlar olabileceğini de açık net gösteriyor.

Bir gerçek var ki hak sonunda yerini buluyor.

Müebbet hapse mahkûm olmuş bir kişiyi kalkıp hemen beraat ettirme ya da tahliyesini verme gibi bir yola bir mahkeme nasıl gidebiliyor?

Bu anlaşılabilir bir şey değil. Sağ olsun Adalet Bakanlığımız ve savcılarımız bu noktada adımlarını attılar.

En kısa sürede yapılan operasyonda yakaladılar. Tekrar ceza uygulanmaya başladı. Şu an malum içeride."

Cumhurbaşkanının sözleri, Adalet Bakanının ve HSK'nın yaptıkları "yargıyı etkileme" suçu değil midir?

Değerli okurlarım,

Meslektaşım, kardeşim Sözcü yazarı Saygı Öztürk Yargıtay Başkanı İsmail Hakkı Cirit ile harika bir söyleşi yaptı.

Başkan Cirit özetle diyor ki;

"Yargıda aynı konuda bu kadar farklı değerlendirme olabilir mi? Olmaması lazım.

Beraat kararı veren mahkeme başkanı ve üyelerini kararın arkasından görevden alan HSK'nın bu tavrı da yanlış.

O zaman yargı bağımsızlığına gölge düşüyor.

Hâlâ devam etmekte olan bir dava ile ilgili yorum yapmamız mümkün değil.

Bana, siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarından bazı davalarla ilgili not gelir.

Benim yaptığım tek şey, o kağıtları yırtıp çöpe atmaktır."

Sayın Cirit,

Bu sözlerinizi imzalı "senet" kabul ediyorum.

Metin İyidil dosyası konusunda Yargıtay'ın ilgili dairesine de şu talimatı ve güvenceyi veriniz:

Siyasilerin açıklamalarına, HSK'nın atamasına bakmayın, Anayasa ve yasalara göre karar verin…

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları