3 Ağustos 2021 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 34°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ

Yüksek siyaset ürünü bir referandum!

[email protected]
+
Aa
-
8 Ekim 2007 Pazartesi

Siyasiler mevcut anayasa hükümlerine göre becerip 11. Cumhurbaşkanı’nı seçemediler. 1982 Anayasasının 102. maddesiyle düzenlenen hususu  “karar yeter sayısı”  olarak değil de  “toplantı yeter sayısı” olarak aldılar. Böylece Cumhurbaşkanı seçimini mahkemeye düşürdüler. Ülke birinci sınıf bir anayasal krize girdi. TSK, elektronik muhtıra ve muhtelif bildiriler yayınladı.
Bu arada siyasi yetersizliğini hukuki destekle aşmak isteyenler çıktı. Bu kez de işin içine Anayasa, Anayasa Hukuku, Anayasa Hukukçuları ve Anayasa Mahkemesi dahil oldu. Bir deli bir taş attı. Bütün bu kurumlar altında kaldı. Sorunu taraflar aşamadığına göre bu sorun bütün tarafları aşmış oldu.
Süreç içerisinde iktidar bir yandan seçim kararı alırken diğer yandan da bu süre içerisinde Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak yeni bir anayasa değişikliğini TBMM’den geçirdi. Ancak iktidar yüzde 47 oy alıp seçimden zaferle çıkınca anayasa değişikliğini ve referandumu beklemeden 11. Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ü seçiverdi. Tabii bu arada anayasa değişikliği takvimi de yürümeye devam etti. Her sorunu eline yüzüne bulaştırmaya alışmış olanlar, beklendiği gibi sonunda bunu bir kez daha başardılar. Sorunu çözmek için TBMM’den geçirilen anayasa değişikliği sorunun yeni bir parçası haline geldi. Nasıl mı? Şimdi onu söyleyelim.
AKP grubunun çıkardığı ve referanduma götürülecek anayasa değişikliği metninde aynen şu ifadeler var: “Onbirinci Cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması, bu kanunun Resmi Gazete’de yayımını takip eden kırkıncı günden sonraki ilk Pazar günü, ikinci tur oylaması ise ilk tur oylamayı takip eden ikinci Pazar günüdür”.
“Karar yeter sayısı” mı yoksa “toplantı yeter sayısı mı?” gibi karmaşık bir durum da ortada yok. Açıkça halka referandumla “Onbirinci Cumhurbaşkanını” seçmek üzere yetki vermek üzere götürülüyor. Herhalde halka Anayasa değişikliğini öngören metne  “onbirinci Cumhurbaşkanı yazdık ama siz yine de on ikinci Cumhurbaşkanı için oy verin”  diyemezsiniz. Kanun metninde ne yazıldıysa odur. Ama Başbakan dönüp diyor ki, “12’nciyi halk seçecek”. CHP lideri Baykal ise “hayır, 11’inciyi halk seçer” diyor. Tam bu sırada MHP devreye giriyor. Referandum sonrası ortaya çıkacak krizi aşmak için düzenlenen Anayasa değişikliğinde değişiklik yapılmasını ya da referandumdan tamamen vazgeçilmesini öneriyor. AKP yönetimi de CHP, MHP ve DTP ile görüştükten sonra 21 Ekim’de referanduma sunulacak anayasa paketinden ’11’inci Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini öngören geçici 18 ve 19’uncu maddelerinin çıkarılmasını’öngören Anayasa değişikliği önerisini TBMM Başkanlığı’na sunuyor. MHP ve DTP’nin tam destek verdiği teklife CHP Genel Başkanı Baykal’dan karşı eleştiri ve öneri geliyor. Ancak Baykal’ın “Referandumu tümden kaldırın” önerisi, teklifi sunan iktidar partisi AKP’den beklendiği gibi destek görmüyor.
Aslında Çankaya için referandum, yurt dışına çıkan yurttaşlar için 25 gündür başlamış bulunuyor. Başbakan’ın tabiriyle “maç başlamıştır”. Maç başladıktan sonra da kural değişmez. Referandum ile ilgili hükümler değişse sorun yaratacaktır. Değişmez ise zaten başlamış tartışmalar daha da şiddetlenerek devam edecektir. Referandum “hamdolsun” her halükarda sorun haline getirilmiş bulunmaktadır.Türkiye’yi yöneten zekâ, basiret, sağduyu ya da toplam akıl yönünden yukarıdaki olguların toplamından ibarettir. Referandum gibi son derece ciddi bir yasama faaliyetine bile iktidar elitlerinin yaklaşımları yukarıdaki sonucu vermiştir. Türkiye’yi bugün yönetenler referanduma götürdükleri üç paragraflık bir anayasa değişikliğini sorun ve tartışma yaratmayacak bir biçimde kaleme almayı beceremiyorlar. Böylece 11. Cumhurbaşkanı’nı hem Meclis’e hem de halka seçtirmek gibi garip bir durumun altına tarihi bir imza atıyorlar. Bu çok çok yüksek siyaset ürünü bir referandum halidir!
Necip Türk Milleti’ni temsil eden soylu temsilcilerin siyasi ve entelektüel dehası bundan ibarettir. Bu deha Türkiye’nin içişlerini, dışişlerini ve maliyesini babalar gibi idare etmektedir ve bu heyete yüzde 47 oy verilmiştir. Verenlere iftiharla duyurulur!

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Din simsarlığı kötülüklerin anası
A. Yağmur TUNALI
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Arslan BULUT
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Arslan TEKİN
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Esfender KORKMAZ
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Fatma ÇELİK
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Murat AĞIREL
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Orhan UĞUROĞLU
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Ormanları kim yakıyor?
Ormanları kim yakıyor?
Özcan YENİÇERİ
Ormanları kim yakıyor?
Vatanını en çok seven…
Vatanını en çok seven…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Vatanını en çok seven…
Olimpiyat, madalya ve moral
Olimpiyat, madalya ve moral
Vedat BAYRAM
Olimpiyat, madalya ve moral