3 Ağustos 2021 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 34°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Durmuş HOCAOĞLU
Durmuş HOCAOĞLU

Lizbon Antlaşması ve Gerçek Bir "Avrupa Birliği" Binâ Etmenin Güçlükler

[email protected]
+
Aa
-
31 Aralık 2007 Pazartesi

Evet; artık soru bu: Ne için? Değecek mi? Bir  “Bir ve Bütün Avrupa” inşâ etmenin getirisi götürüsünü karşılamayacak olursa ne mânası ve kıymeti olabilir? Bu konuda Avrupa’nın siyâset ve fikir elitleri ile halkları arasında, fildişi kulelerden daha evvel görülmeyen ve kaale alınmayan fikir ayrılıklarının su yüzüne çıkması 2005 referandumları neticesinde vuku’buldu. Esâsen, bütün birleşme-bütünleşme tezleri ve dâimâ elitlerden gelmiş, yüksek makamlarda oluşturulan bu yüksek fikirler, geniş halk kitlelerine, Avrupa’nın birleşmesinin ve bütünleşmesinin hâsıl edeceği netîcelerin müsbet yanları hep mübâlağa edilerek takdîm edilmiş, menfî yanları ise ya tahfîf ya da örtbas edilmiştir; bir bakıma, Avrupa halklarının yoğun bir dezenformasyona tâbi’tutlmuş olduğunu söyleyebilriz: Avrupa birleşmez ise sonumuz gelecek; birleşirse güç, kudret, zenginlik, refah, saygınlık, hepsi sizin! Bunlar getirileri; ama ya götürüleri? “Birleşirsek, bakınız aramızdaki harsî ve medenî farklılıklar birtakım problemler yaratacak; aylak işsizler Avrupa’ya dolacak, işlerinizi alacak, işsizliğiniz artacak, sokaklarınız pekde hoşlanmayacağınız insanlarla dolacak, Paris, Paris olmaktan, Londra, Londra olmaktan çıkacak ve ilââhir..”  diyen olmadı.
Avrupa Anayasası büyük ölçüde bu şartlarda ve yüksek makamlarda hazırlandı; meselâ Almanya Dışişleri Bakanı J. Fischer, 2000 yılında Berlin Humboldt Üniversitesi’nde yaptığı ve “Quo vadis Europa? diye kıtamızın tarihini bizlere ondan dolayı bir kez daha sormaktadır. Ve Avrupalılar’ın cevabı, kendileri ve çocuklarının iyiliğini istiyorlarsa, çok sayıda sebepten dolayı sadece şöyle olabilir: Avrupa bütünleşmesinin tekemmülüne dek ileri. Geriye doğru bir adım ya da sadece yerinde durma ve ulaşılmış olanda karar kılmanın karşılığında, AB’ye iştirak etmiş bütün üye devletler ve de üye olmak isteyenler, yani herşeyden önce bizim insanlarımız, can sıkacak yüksek bir bedel ödemek durumunda kalacaktır. Ve bu özellikle Almanya ve Almanlar için geçerlidir.”  dediği  “Konfederasyon’dan Federasyon’a” başlıklı tarihî konuşmasında, daha da cesur adımlar atarak, Avrupa bütünlüğü binasının son taşını yerine koymak için siyasî bütünleşmenin, on yılda AB’nin doğu ve güneydoğusundaki yayılışını bitirmek ve üye sayısını fiilen iki misline çıkararak ilerlemesi gerektiğini söylemekte ve bu kadar genişlemiş ve bir siyâsî bütünleşmenin de, ancak, Birlik’in, Birlik vatandaşları tara-fından seçilecek bir “Başkan” idaresinde güçlü bir Avrupa Federal Sistemi ile amacına ulaşabileceğini kuvvetle vurgulamaktaydı[*]:
Genişleme, Avrupa müesseselerinin köklü bir şekilde ıslahını kaçınılmaz hale getirecektir. Otuz devlet ve hükümet başkanının yer alacağı bir Avrupa Konseyi’nin ne şekilde olacağı öngörülmektedir? Otuz başkanlık? Bu durumda Konsey oturumları ne kadar sürecektir? Günler ve hatta haftalar mı? AB’nin bugünkü müesseseler ağında otuz menfaat nasıl dengelenecek, kararlar nasıl alınacak ve sonra da icra edilecektir? AB’nin bu yolla sonunda şeffaf olmayan bir hale gelmesi, uzlaşmaların giderek daha akıl almaz ve hayret verici olması ve AB’nin birlik yurttaşları nezdindeki hüsnükabulünün nihâyetinde sıfırın altına inmesi nasıl engellenecektir?
Bu soru üstüne sorunun aslında tek bir basit cevabı bulunuyor: Birliğin devletler ittifakından, Robert Schuman’ın elli sene öncesinde talep ettiği üzere bir Avrupa Federasyonu içinde tam parlamenterleşmeye geçiş. Ve bu da bir Avrupa Parlamentosu ve Federasyon içinde yasama ve yürütme kuvvetini gerçekten yerine getirecek türde bir hükümetten altta kalır bir şey olmayacak. Bu Federasyon bir anayasa sözleşmesi üzerine bina edilecektir.
Fischer böyle düşünüyordu: Avrupa Briliği federal bir devlete doğru yürümelidir ve bu fedrasyonun temeli de Anayasa ile atılacaktır; ama olmadı.
Olmadı diyen Avrupa halkları yine bir “Avrupa Birliği”  olmalı da diyor, ama başka türden. İşte bu  “başka bir AB” talebi, Lizbon Antlaşması’na giden yolu açmış bulunuyor.
Biraz da buna bakalım.
[*] Joschka Fischer., “Devletler İttifakından Federasyona: Avrupa Bütünleşmesinin Nihâyeti Üzerine Düşünceler”., (Gültekin Yıldız’ın yayınlanmamış tercümesi, Mayıs 2005)., Kaynak: What Kind of Constitution for What Kind of Polity - Responses to Josckha Fisher., Editors: C. Joerges, Y. Mèny, J. H.H. Weiler., European University Institute, The Robert Schuman Centre for Advanced Studies., November 2000, Badia Fiesolana, Italy. Speech of Joschka Hisher: Original German Text: “Vom Staatenverbund zur Föderation - Gedanken Über die Finalit’e4t der Europ’e4ischen Integration”., pp.5-17; English Translation: “From Confederacy to Fedration: Thoughts on the Finality of European Integration” ., pp.19-30

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Din simsarlığı kötülüklerin anası
A. Yağmur TUNALI
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Arslan BULUT
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Arslan TEKİN
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Esfender KORKMAZ
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Fatma ÇELİK
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Murat AĞIREL
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Orhan UĞUROĞLU
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Ormanları kim yakıyor?
Ormanları kim yakıyor?
Özcan YENİÇERİ
Ormanları kim yakıyor?
Vatanını en çok seven…
Vatanını en çok seven…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Vatanını en çok seven…
Olimpiyat, madalya ve moral
Olimpiyat, madalya ve moral
Vedat BAYRAM
Olimpiyat, madalya ve moral