13 Ağustos 2022 Cumartesi
İstanbul Hava durumu İstanbul 28°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ

İnsan ya da güçlünün hakları!

[email protected]
+
Aa
-
25 Mart 2008 Salı

Körfez savaşının, daha doğrusu Irak’taki ABD işgalinin beşinci yıl dönümü dolayısıyla ABD Başkanı Bush, “Saddam’ı devirmek doğru karardı. Irak Savaşı buna değdi. Dünya daha güzel hale geldi” dedi. Kuşkusuz “daha güzel” hale gelen bölgedeki ABD/İsrail çıkarlarıdır. Yoksa “daha güzel” hale gelen Iraklıların hayatı değildir. ABD müdahalesinin ne kadar Iraklı insanın hayatına mal olduğunu herkes biliyor.
Bu müdahale sonucu bir milyondan fazla, yani her ondört Iraklıdan en az biri ölmüş, bir kaçı mülteci durumuna düşmüş, bir çoğu da sakat kalmıştır. Buna mukabil dört bin civarında ABD askeri ölmüştür. İçme suyu olmayan Iraklı sayısı on dört milyon ve açlık çeken Iraklı sayısı ise dört milyon civarındadır. İntihar saldırılarında ölen, tecavüze uğrayan, tutuklanan binlerce Iraklı ile sakat kalan, mülteci durumuna düşenler facianın öbür yanını göstermektedir.
Başkan Bush’un yok olan onca hayatı, yaşanmaz hale gelen Irak coğrafyasını çok fazla önemsediğini düşünmek doğru olmaz. Iraklının çektiği acıları ABD’li Yankelerin önemsememesi doğal bir durumdur.
Ancak ABD’nin stratejik ve küresel çıkarları için yapılan emperyalist müdahaleyi bütün dünyaya barış getirmek, dünyayı daha da güzelleştirmek için yaptıklarını iddia etmeleri ilginç değil gülünçtür. Bunlara inanan Türkiye’deki yerli yazar/çizer/diplomat takımı ise klinik vakadır.
Sözde demokrasi ve özgürlük getirmek bahanesiyle yapılan ABD müdahalesi, Irak’ta yaşamı cehenneme çevirmiştir. Bu müdahale daha önce eşi benzeri olmayan intihar eylemlerini, etnik çatışmaları, tecavüzleri, katliamları, işsizliği ve terörizmi Irak’a getirmiştir. Irak’ta yaşananlar, bir gücün ne kadar zalimleşebileceğini gösteren sınırdaki örnektir. ABD, gücüyle orada yalnız yaşamı katletmekle kalmamış, haksızlığı, inancı, tarihi, insanlığı, ahlakı ve düşünceyi de dönüştürmeye resmen teşebbüs etmiştir.
ABD, ortadaki sorunun bölgede yaşayan insanların teröre meyilli olmalarından, diktatoryal rejimlerden ve gerici sosyo ekonomik yapılardan kaynaklandığına inanıyor. Yüksek sesle seslendirmekten kaçınıyorlar ama onlar bölgede yaşayan Müslümanların “doğuştan ahlaksız ve kötü yaratılışlı insanlar” olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden de İslam dininin kökten denetim altına alınması gerektiği düşüncesindeler.
 Medyaya binde biri yansıyan ABD askerlerinin Irak’ta camileri makineli tüfek ateşiyle tarayıp, ardından da füzeyle patlatıp yıkma görüntüleri, yapılmak isteneni göstermektedir. Aynı olayların benzerleri Mostar’da ve Saraybosna’da da daha önce yaşanmıştı.
 Amerikalılar, bölge ülkelerini kendi başlarına bırakmanın, dünya barışı ve özellikle de İsrail’in güvenliği için son derece tehlikeli olduğuna inanıyorlar. Bu nedenle stratejik kaynaklara sahip olan İslam ülkelerini denetim altında tutabilmek için, askeri işgal ve konuşlandırma dahil her türlü tedbiri devreye sokuyorlar.
 Robert Fısk, bir yazısında “Batı, Müslümanları kendi başlarına bırakmayı öğrenmedikçe Ortadoğu’daki felaketler büyüyecektir” diyor. Fısk, ayrıca Müslüman topraklarında bugün, 11 ve 12. yüzyıldaki Haçlı Seferleri zamanından 22 kat daha fazla Batılı asker olduğunu söyledi. “Demokrasi için mi, İsrail için mi yoksa İslam korkusundan mı oradayız?” diye sormuştur.
 Dick Cheney, “ABD, hiçbir zaman İsrail’in güvenliğini tehlikeye düşürecek adımlar için İsrail’e baskı yapmayacaktır” diyerek bölgede İsrail’in işlediği insanlık suçlarını desteklediğini bir kez daha ortaya koymuştur. ABD’nin, kendi iradesiyle bölgedeki petrol vanalarından ve enerji kaynaklarından vaz geçmesi ise söz konusu bile değildir.
 Genelde -hemen hemen bütün- Batı ülkeleri özel de ise ABD, Müslümanların kendileri gibi aynı haklara ve değerlere sahip insanlar olmadığını düşünmektedir. Ölen bir milyon Irak’lı ya da iki atom bombasıyla bir anda kavrulan yüz binin üzerinde Japon, Amerika için sayıdan daha fazla bir anlam ifade etmiyor.
 Günümüz dünyasında, güçlü olmayanların ne kadar insan olduğunu, güçlüler tayin etmektedir. İnsan hakları, demokrasi ve özgürleştirme kavramları ise emperyalist amaçların aracı durumundadır. Yaşananlar, herkesin aklını başına almasını sağlamalıdır!

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Kemalistlere soruyorum
Kemalistlere soruyorum
Ahmet GÜRSOY
Kemalistlere soruyorum
''Bu kadar insana ihtiyacımız yok!''
''Bu kadar insana ihtiyacımız yok!''
Arslan BULUT
''Bu kadar insana ihtiyacımız yok!''
'Çin dünyayı ele mi geçiriyor?'
'Çin dünyayı ele mi geçiriyor?'
Arslan TEKİN
'Çin dünyayı ele mi geçiriyor?'
Suriye'de istihbarat tezgâhı!!!
Suriye'de istihbarat tezgâhı!!!
Mehmet FARAÇ
Suriye'de istihbarat tezgâhı!!!
Şeriat düzeni bir gecede gelmez
Şeriat düzeni bir gecede gelmez
Murat AĞIREL
Şeriat düzeni bir gecede gelmez
Al - Sat - Rant…
Al - Sat - Rant…
Orhan UĞUROĞLU
Al - Sat - Rant…
Sahipsiz SGK emeklileri
Sahipsiz SGK emeklileri
Remzi ÖZDEMİR
Sahipsiz SGK emeklileri
Biz bu haltı niye yedik?
Biz bu haltı niye yedik?
Selcan TAŞÇI
Biz bu haltı niye yedik?
Bizon koşusu sürüyor!
Bizon koşusu sürüyor!
Servet AVCI
Bizon koşusu sürüyor!
Eğitimi sınav merkezli olmaktan kurtarmalıyız
Eğitimi sınav merkezli olmaktan kurtarmalıyız
Yaşar ÖZAY
Eğitimi sınav merkezli olmaktan kurtarmalıyız