12 Haziran 2021 Cumartesi
İstanbul Hava durumu İstanbul 27°C
YAZARLAR
Durmuş HOCAOĞLU
Durmuş HOCAOĞLU

"Millet" mes'elesi ve Alain'in prensipleri

dur[email protected]
+
Aa
-
20 Haziran 2008 Cuma

Ne diyorduk? “Türkler sâhiden bir ’millet’mi?” Bir okuyucum,  “Nereden çıktı bu soru”  diye soruyordu, gönderdiği mektubunda; evet, nereden çıktı?
İlkin şuradan, Alain’in üç prensibinden:
1: Hakîkati bütün rûhunuzla arayınız. Bize vahiy inmediğine göre, hakîkati kendimiz bulacağız ve hakîkat de ciddiyet demek olduğuna binâen, ancak, elimizden geldiğince, rûhumuzun bütün kuvvetlerini seferber ederek bulunabilir;
2: Dâimâ, hakîkate giden en zor, en dolambaçlı yolu seçiniz. Aldanma riski en ziyâde, kolay ve basit yollardan gidildiğinde karşımıza çıkar: Hakîkat, pahalı bir şeydir, ücreti çok yüksektir, ağır bedel ister, hakîkate tâlip isek, bunu göze almalıyız.
3: Hayâtınızda en az bir defa düşünmek için durup derin bir soluk alınız. Evet; mutlaka böyle olmalı; hayâtımızda en az bir defa -hattâ bence birden ziyâdece- düşünmek için durup derin bir soluk almalı, düşüncelerimizi havalandırmalı, gözden geçirmeliyiz; yoksa, kendimizi mutlaklaştırarak, Jaspers’in tâbiriyle, kaskatı figürlere dönüşürüz ve bu da bir entelektüel körlüğe yol açar.
Bu soru, ikincileyin, şuradan, doğrudan doğruya, yaşanan pratikten, hayâtın kendisinden çıktı: Avrupalı bir ülke ile yapılan millî maçta ekzistansiyel milliyetçiliği adetâ bir volkan gibi indifâ eden cemiyet de aynı cemiyet, AB’nin kapısına dayanıp ondan iş-ekmek-hürriyet talep eden ve dahası, bunun da ötesine geçerek, lisân-ı hâl ile, “ben, kendim için iyi, doğru ve güzel olanı yapabilecek irâde, kudret ve tâkatten mahrûmum; bütün bunları benim için sen yap”  diyen cemiyet de aynı cemiyet ve AB’nin elitleri küstahlaştığında bu defa ona buğzeden cemiyet de aynı cemiyet ise burada bir problem var demektir; bu kadar çok tenâkuz sıhhat alâmeti olamaz. Çünkü bunu diyen bir cemiyet “millet” olamaz, en azından tartışılabilir hâle gelmiştir -niçinine az sonra ona sıra gelecek- ve yine bunu diyen bir cemiyet de teftiş edildiğinde ve/ya emir aldığında ve hattâ aşağı görüldüğünde, buna da darılamaz - çünkü veren el alan elden üstündür ve yardım alanlar emir de alır; beri yandan, “Avrupa Avrupa, duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesidir” diyen bir cemiyet de bunların hiçbirisini yapamaz ve tabiî, zıddı da aynen doğrudur.
Şimdi ilkine bakalım: Ben, kendim için iyi, doğru ve güzel olanı yapabilecek irâde, kudret ve tâkatten mahrûmum; bütün bunları benim için sen yap” diyen bir cemiyet “millet” olabilir mi?
İyi ama “millet” nedir?
İmdi, “Şüphesiz milliyet fikri, en güç tarif edilen şeylerden biridir” diyen Paul Henry’yi hâtırlataraksuper[1]nosupersub, “millet” nedir suâlinin, cevâbı çok kolaya ve çok basite ircâ edilebilecek bir suâl olmadığını bilelim.
Millet’in muhtelif târiflerini, önce Yeniçağ’da uzun-uzadıya tefrika ettiğim ve sonra edisyon yaparak editoryal bir kitapta neşrettiğim bir yazımda biraz etraflıca ele almağa çalıştımsuper[2]nosupersub; burada sadece kalın çizgilerle bir dokunmakla yetineceğim. Ludwig von Mises’e göre, millet, bir dil -tam ifadesiyle “konuşma”- cemaatidir; buna mukabil, dil’i, ırk’ı, soyu, din’i, ekonomik menfaati bir tarafa iten Renan’a göre, kazançlar, menfaatler ve sevinçlerden ziyâde, kayıplar ve fedakârlıklarda birleşen, “mânevi bir aile” dir; Stalin’e göre, dil, toprak, ekonomik birliğin ve or-tak kültür biçiminde beliren rûhî şekillenme birliğinin hüküm sürdüğü, tarihi olarak meydana gelmiş kararlı bir topluluk; kader birliği alanında, karakter birliği için-de birleşmiş olan insanların oluşturdukları bir bütündür. 
[1] Paul Henry., Milliyetler Meselesi., Tercüme eden: Fehmi Baldaş., Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1939., s.9
[2] Yeniçağ’da, 02 Mart-28 Mayıs 2007 tarihleri arasında, ardışık tam otuzdört yazı hâlinde “Dersimiz Milliyetçilik” başlığı ile yayımlanan bu tefrika, Şubat 2008’de yayımlanan şu kitapta yer almaktadır: “Tabiî ve Fıtrî Bir Ekzistans Olarak Milliyetçilik”. Arslan, Huzeyfe Süleyman (Ed.), Statükodan Değişime Milliyetçilik Ufku, Binyıl Yayınevi., Derleme: 1, ISBN 978-9944-0743-0-8., Ankara, Şubat 2008 içinde, s.195-309

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Fauci'yi neden ilâhlara kurban ettiler?
Fauci'yi neden ilâhlara kurban ettiler?
Arslan BULUT
Fauci'yi neden ilâhlara kurban ettiler?
'Moldova-Gagauziya Anıları'
'Moldova-Gagauziya Anıları'
Arslan TEKİN
'Moldova-Gagauziya Anıları'
Sedat Peker'e ne olacak?..
Sedat Peker'e ne olacak?..
Mehmet FARAÇ
Sedat Peker'e ne olacak?..
Bir yazı eşittir milyonlarca Türk Lirası
Bir yazı eşittir milyonlarca Türk Lirası
Murat AĞIREL
Bir yazı eşittir milyonlarca Türk Lirası
Yandaş gazeteciliğin açık seçik tanımı
Yandaş gazeteciliğin açık seçik tanımı
Orhan UĞUROĞLU
Yandaş gazeteciliğin açık seçik tanımı
Tehlikenin adı Rusya
Tehlikenin adı Rusya
Remzi ÖZDEMİR
Tehlikenin adı Rusya
Gel de gülme
Gel de gülme
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Gel de gülme