5 Ağustos 2021 Perşembe
İstanbul Hava durumu İstanbul 34°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ

Tiran ve tiranlık üzerine notlar!

[email protected]
+
Aa
-
13 Ağustos 2008 Çarşamba

Bütün zamanlar boyu despot kelimesi “fren kabul etmeyen efendi” manasında kullanılmıştır. Tiran ise “mutlak kudret sahibi” diye tarif edilmektedir. Tiran’ı kraldan ayıran yön; onun “hiçbir dini tarafı olmayışı” dır.
Ne kadar zalimane bir şekilde hükümdarlık yaparsa yapsın kral, veraset yoluyla tahta çıkmıştır, hâlbuki tiranı doğuran güçlü darbelerdir. Tiranlar tarih boyunca ya bir ihtilalin ya büyük bir bunalımın yahut da bir siyasi kaosun çocuğu olarak dünyaya gelmişlerdir.
Tiran, iktidara tapar!
Tiran, Tanrı’ya değil iktidara tapar. Tarihi süreç tiranların iktidarda kalabilmek için ilk yaptıkları şey kendisinden üstün kim varsa onun kellesini koparmaktır. Tiranlar kendi yerini alabilecek “herkesi uzaklaştırmak, bütün ziyafetleri, kültürel etkinlikleri ve merkezleri yasaklamak ve vatandaşlara güven ve cesaret verecek çevrelere karşı uyanık bulunmak” zorunluluğunu hep hissetmişlerdir. Tiran için “Vatandaşların ne düşünüp ne yaptıklarını bilmek de çok önemlidir. Bu sebeple rakiplerinin etraflarını bir casus şebekesiyle örmek ve her tarafa ve detektif kadınlara varıncaya kadar, ajanlar göndermek durumundadır”. Tiranlığın en doğru biçimde tasvir eden söz şudur; “Tiranlığın temeli kötümserliktir ve her şeyden önce seçkinlere karşı savaş, yani seçkinleri aşağılamaktır” (Conte; 2002; 13).
Halk, tiranın iktidarı için araçtır!
Tiran, seçkinleri yenmek zorunda olduğunun farkındadır. Bunu halk için değil, iktidarı için yapmak zorundadır. Halk hemen hemen bütün tiranlar için kanlı iktidar oyununda rol verilecek etkisiz bir elemandır. Mozambikli bir tiranın söylemiyle “Milli temizlik gayretine iştirak halkın borcudur. Halkı daima durmadan süzgeçten geçirmeli, disiplinsizlikleri işaretlemeli, terbiyesizlere haddini bildirmeli ve kötüleri kovmalı... Halkın muhafızları bütün evleri kimlerin oturduğunu anlamak ve fişlemek üzere gezmelidir” (Conte; 2002; 65). Bütün bunları halk, tiranın iktidarı için yapmalıydı. Mussolini’nin “Halk bir fahişedir ve en yiğit ve güçlü erkeğe ram olur” (Conte; 2002; 49) sözleri tiranların halkı nasıl gördüğünü ortaya koyan veciz ifadelerdir. Kimisi için halk yüzbinlik beşiklerde uyutulacak çocuk, kimisi içinse güdülecek nesnedir. Öyle ki tiranlardan bazıları bir memleketi iyi idare etmenin yolu olarak “İyi bir polis, iyi bir müzik ve iyi içki” diyerek herkesi derhal dans ettiren bir muazzam polis teşkilatı kurup ayyaşlığı da milli bir spor haline getirmişlerdir.
Ülkelerini sıfırdan inşa etmeye kalkan tiranların iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki açıklık da tarihin en büyük cilvesi olarak arşivlerdeki yerini almıştır. İşte bunlardan birisi de Mao’ydu. O diyordu ki, “Temiz bir ülke inşa edeceğim. Öyle bir ülke ki, ne salgın, ne sel, ne açlık, ne sinekler, ne fareler, ne fahişeler, ne esrarkeşler, ne haydutlar ne de kumarbazlar olacak... Asya’nın en sade, en temiz ve en şerefli bir ülkesi” (Conte; 2002; 49).  Sonuçta Mao yüceltmek istediği halkının, bizzat kendisi en aşağılık bir duruma düşmesine neden oldu. Memleketini uzun yıllar “kültür ihtilali” dediği utançların utancı bir ihtilalin mahvediciliğine terk etti.
Tiran için insan, gücün aracıdır!
Tiranlar her şeyi güçle ölçerler. Onlar için insan gücün aracıdır. Stalin şöyle diyordu:  “Sovyetler Birliği, 50 milyon ton pik demir, 60 milyon ton çelik, 500 milyon ton kömür, 60 milyon ton petrol ürettiğinde, herhangi bir talihsizliğe karşı kendini güvence altına almış olacaktır” (Menshikov; 1970; 72). İşin ilginç yanı Stalin’in dediği gibi olmasa da buna yakın bir üretim SSCB’de gerçekleştirilmiştir. Ancak bu SSCB’yi ayakta tutmaya yetmemiştir. İnsanı esas almayan, özünde ahlaki unsurları barındırmayan bir sistemin kalıcılığının olmadığına tarih şahittir.
Bu yazı dünün tiranları için kaleme alınmamıştır. Aksine bugünün tiranlarının anlaşılmasına katkı sağlaması için yazılmıştır. Zira her çağ, sistem, rejim, inanç, kurum ve ideoloji kendi tiranını bizzat kendi yaratmaktadır. Elbette her tiran Hitler ya da Stalin gibi dünyayı etkileyememektedir. Tiranların gücü başında bulunduğu kurumun, elinde bulundurduğu otoritenin çapı oranındadır. Dünün tiranlarından bugünkülerin farkı deşifre edilmelerindeki güçlükle ellerindeki iktidarın inanılmaz büyüklüğüdür. Kim bu tiranlar demeyiniz! Elindeki gücü kullanma biçimine bakarak topluma ve değerlere hükmeden tiranları teşhis etmek mümkündür.

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
''43 Grupo''yu gördünüz mü?
''43 Grupo''yu gördünüz mü?
Arslan BULUT
''43 Grupo''yu gördünüz mü?
Yangın dehşetini bir de yaşayandan dinleyin!
Yangın dehşetini bir de yaşayandan dinleyin!
Arslan TEKİN
Yangın dehşetini bir de yaşayandan dinleyin!
Sanayisizleşme
Sanayisizleşme
Esfender KORKMAZ
Sanayisizleşme
'Ateş' ve 'BM' terörüne dikkat!!!
'Ateş' ve 'BM' terörüne dikkat!!!
Hüseyin Macit YUSUF
'Ateş' ve 'BM' terörüne dikkat!!!
Kara kader; facialar mı AKP mi?
Kara kader; facialar mı AKP mi?
Orhan UĞUROĞLU
Kara kader; facialar mı AKP mi?
Darbe darbe söyle bana kim yapacak seni acaba!
Darbe darbe söyle bana kim yapacak seni acaba!
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Darbe darbe söyle bana kim yapacak seni acaba!
Tam da küresel güç olacakken!
Tam da küresel güç olacakken!
Servet AVCI
Tam da küresel güç olacakken!
Geleneksel kültürümüzde saz
Geleneksel kültürümüzde saz
Mehmet YARDIMCI
Geleneksel kültürümüzde saz