2 Temmuz 2022 Cumartesi
İstanbul Hava durumu İstanbul 26°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ

Sukunet kazandıracaktır!

[email protected]
+
Aa
-
17 Mayıs 2019 Cuma

Türkiye'de uzun zamandan bu yana ilk kez bir ana muhalefet lideri linç girişimine muhatap oldu.

Kılıçdaroğlu'na yapılan saldıradan daha önemlisi saldırı sonrası iktidar mahfillerinin takındığı tavırdır.

Şiddetin lanetlenip, kınanıp e linç girişimine kalkışanların en ağır biçimde cezalandırılması gerekirken böyle yapılmamıştır.

İktidar ve kökten yandaşları 'şiddete karşıyız ama Kılıçdaroğlu da gittiği yeri bilecek' türünden linçi masum gösteren ibretlik açıklamalar yaptı.

Daha da ilginç olan ise bu saldırıyı gerçekleştirenlerin tamamının yargı tarafından derhal serbest bırakılmış olmasıdır.

Kısa bir süre sonra da muhalif bir gazeteci ve televizyoncu Yavuz Selim Demirağ beyzbol sopalı yedi kişinin organize ve öldürücü bir saldırısına uğradı.

Demirağ hastanede yatarken saldırıyı yapanlar yakalandı.

 "Hayati Tehlikesi olmadığı" gerekçesiyle saldırganlar karakoldan, savcı talimatıyla mahkemeye dahi çıkarılmadan serbest bırakıldı.

İşin ilginç yanı Kılıçdaroğlu'na yönelik linç olayının sanıklarının mahkemede, Demirağ olayının sanıklarının karakoldan serbest kalmasıdır. Bu durumda sıradan muhalif bir vatandaşın saldırıya uğraması halinde saldırganın karakola gitmesine bile gerek kalmayacaktır.

Birden fazla kişi, örgütlü olarak ellerindeki beyzbol sopasıyla Demirağ'ın kafasına vurmuşlar.  Ama o sopalarla Demirağ'ın kafasına vuranlar "öldürmeye teşebbüs" filan etmiş olmuyorlar. Neyseki onca darbeye rağmen -halen hastanade yatan Demirağ'ın- "hayati tehlikesi bulunmadığı" gerekçesiyle saldırganlar mahkemeye dahi çıkarılmadan karakoldan serbest bırakılmıştır!

Fiili yargıya göre muhaliflere karşı işlenen suç ancak ölmek ve öldürmekle (!) teşekkül ediyor. Diğer eylemler bir yolunu bulup takipsizlik ya da berat ile ödüllendiriliyor.

Yargının cezalandırmadığı bu tür saldırganlıkların sonuç itibarıyla teşvik anlamına geliyor. İktidar karşıtı unsurların susturulması ve susta tutulması için birilerinin bu durumdan vazife çıkardıkları açıktır.

Bu durumda birileri muhalifler için "eğer ölmezlerse yaşasın dayak" demiş oluyorlar.

Bu tür saldırıların adi ve rastlantısal olmadığı, faillerinin de herkesçe bilindiği bilinmektedir. Bu saldırıların sindirmek, susturmak, bastırmak ve ders vermek amaçlı olduğu açıktır

Olgu ortadadır. Böyle bir asayiş, adalet ya da yargı anlayışı hukuk devleti bir yana yasa devletinde bile savunulamaz.

Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki yargının bu şekilde işlediği ya da işletildiği bir yerde şiddeti önlemek mümkün olmaz.

Bu anlayış elbette çeteye bulanmış, kanla boyanmış ve kavgayla semirmiş tipler ortaya çıkaracaktır.

Bu durumda herkes kendi güvenliğini kendisi korumaya kalkacaktır.

Şiddet özendirilemez!

Bir gazeteci için yazı yazmak, konuşmak neyse bir şiddet şebekesi için de vurmak, kırmak, dövmek ve saldırmak, odur.

Halbuki kurallı şiddet devletin tekelindedir ve böyle bir şiddeti ancak devlet uygular. Kuralsız şiddet ise terörist tavrıdır.

Bu tür saldırıların iktidar yanlılarına yönelik olarak yapılmış olsaydı, yargının tutumu aynı mı olurdu? Sorusu kamu oyunda dillendirilmektedir.

Muhalif kesimin algısına göre -ki bu yüzde ellinin üzerindedir- adalet, hukuk ve yasalar onlar için işletilmemektedir.

Rakiplerine, karşıtlarına ya da muhaliflerine uygulanan şiddeti görmezlikten gelen ya da teşvik eden iktidarlar sonuçta kendi meşruiyetlerini kaybetmiş olurlar.

Kutuplaştırılmış, ayrıştırılmış, ötekileştirilmiş toplumsal yapılarda bu tür şiddet olayları önceden tahmini mümkün olmayan büyük olaylara neden olabilir.

Muhalif aktörlere yönelik olarak üst üste şiddet olaylarının yaşanması rastlantı değildir. İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesinin ardından şiddette görülen kıpırdanmalar tehlike sinyalleri vermektedir.

Tarafların giderek keskinleşmesi, sertleşmesi ve cepheleşmesi sonuçta herkesin pişman olacağı olayları tetikleyebilir.

23 Hazirana doğru siyasi ortamın daha da gerileceği bunun sokağa yansımaları olacağı açıktır.

İktidar gerilimden beslendiği için ortamı giderek kızıştırıyor.

Muhalefetin oyuna gelmemesi gerekiyor!

Sukunet kazandıracaktır.

 

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Milliyetçiler NATO'cu mu?
Milliyetçiler NATO'cu mu?
Ahmet GÜRSOY
Milliyetçiler NATO'cu mu?
Boris Johnson'ın ''Kahpe Bizans'' projesi!
Boris Johnson'ın ''Kahpe Bizans'' projesi!
Arslan BULUT
Boris Johnson'ın ''Kahpe Bizans'' projesi!
'Sovyet Tehdidi Karşısında Türkiye'nin NATO'ya Girişi'
'Sovyet Tehdidi Karşısında Türkiye'nin NATO'ya Girişi'
Arslan TEKİN
'Sovyet Tehdidi Karşısında Türkiye'nin NATO'ya Girişi'
Laiklik yoksa Türkiye de yok
Laiklik yoksa Türkiye de yok
Murat AĞIREL
Laiklik yoksa Türkiye de yok
Erdoğan'ın adaylığını koyamaması gerekir
Erdoğan'ın adaylığını koyamaması gerekir
Orhan UĞUROĞLU
Erdoğan'ın adaylığını koyamaması gerekir
Yazık değil mi bu ülkeye?
Yazık değil mi bu ülkeye?
Remzi ÖZDEMİR
Yazık değil mi bu ülkeye?
Kurtulmuş, ''Kibir kulesinden in'' çağrısını da kendi kendisine mi yaptı?
Kurtulmuş, ''Kibir kulesinden in'' çağrısını da kendi kendisine mi yaptı?
Selcan TAŞÇI
Kurtulmuş, ''Kibir kulesinden in'' çağrısını da kendi kendisine mi yaptı?
Siyasette sonucu kemik kitleler belirlemiyor
Siyasette sonucu kemik kitleler belirlemiyor
Servet AVCI
Siyasette sonucu kemik kitleler belirlemiyor
Doğru tercih yapmanın ipuçları
Doğru tercih yapmanın ipuçları
Yaşar ÖZAY
Doğru tercih yapmanın ipuçları