16 Ağustos 2022 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 28°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Sadi SOMUNCUOĞLU
Sadi SOMUNCUOĞLU

Aydın bilinenler hukuku tanımazsa…

[email protected]
+
Aa
-
28 Eylül 2019 Cumartesi

Halk TV'de "İşin Aslı programında" "Türkiye'de yargının durumu" konuşuldu. Fikret Bila ve Mehmet Tezkan'ın konuğu "2011'e kadar AKP'yi destekledim" diyen hukukçu Taha Akyol'u dinledik.

Akyol'un konuşmasında yer alan tehlikeli iki sorun üzerinde durmak isterim: Yerel seçimlerden önce TRT'de teröristbaşının mektubunun okunması, kırmızı bültenle aranan terör suçlusu kardeşi Osman Öcalan'ın konuşturulması terör suçu değildir. Görevi ihmal suçu sayılır. Çünkü, burada terör övülmediği gibi, terör örgütüne talimat da verilmemiştir. Mesela Batasuna'dan bir terörist, İspanya'da, 50 kişiyi öldürmüş, bu kişi terör talimatı vermemişse ona 'sen teröristsin' denemez. Türkiye, AB adayı olunca AB hukukuna göre, yerel dillerden eğitim ve öğretim yapmamızı istedi. Biz bunları yapmadık. 

Sorunu açmak için soralım:

1. Hukukun genel ilkesine göre fiillerin amaca göre yorumlanması gerekmez mi? Terörist başı ve terörist kardeşi TV'de neden konuşturuldu? Açık değil mi? Vatanımızı parçalamak amacıyla, 40 bin kişinin kanına giren, kamu düzenini tahrip eden, emperyalistlerin işbirlikçisi hain bölücü PKK terör örgütü elebaşlarından, hala "taraftarları" üzerinde etkili olabileceği düşünülerek yararlanmak olamaz mı? Yani terör örgütünden yararlanmak söz konusu ise, böyle bir tespit, terörün itibar görmesi, övülmesi sayılmaz mı?

2. Batasuna Partisi örneği, kusura bakılmasın hem bilgi, hem de yorum yanlışlarıyla maluldür. Bir kere Bask terör örgütü, bizde olduğu gibi insanları öldürerek, şehirleri yakarak, tesisleri bombalayarak propaganda yapmayı yol seçmemiştir. Örgüt sesini ve amacını duyurmak peşindedir. Bunun için bir yere bomba koymuşsa, önceden ajanslara haber ulaştırarak herkesin oradan uzak durmasını istiyor. Ancak Bask terör örgütünün bir yere koyduğu bombanın patlaması üzerine oradan geçmekte olan taksideki iki kişi ölüyor. İspanya hükümeti, Batasuna partisini bu terörü kınamaya davet ediyor. Ama kınama yapılmayınca İspanya Hükümeti tereddüt etmeden Batasuna partisini kapattı. Batasuna bu kararı önce İspanya yargısına, sonuç alamayınca da AİHM'e taşıdı. AİHM, "Demokrasilerde terörü kınamayan parti olamaz" gerekçesiyle karar veriyor ve talebi reddediyor.

3. Hatırlatalım, Helsinki zirvesinde Türkiye (1963 Ankara Anlaşmasından 36 yıl sonra) aday ülke yapılınca, 2000'den itibaren uyum adına, devletimizin ve milletimizin kimliğini hedef alan, tarihi talepler sökün etti Adına da "ev ödevi" dediler. Bunlar arasında yerel dillerden eğitim ve öğretim de vardı. Akyol'un dediği gibi bu talep AB hukukunun gereği değildi. Aksine uluslararası hukuka da tamamen aykırıydı. Zira, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı, dili, egemenlik haklarından saymaktadır; dokunulmazlığı, kutsallığı vardır. Unutmayalım ki dil millet demektir. Bunun için Avrupa Birliği (AB) hukuku da, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları da bunu amirdir. Devletin dili, onu kuran milletin dilidir. Türkçe bilindiği kadarıyla 2500 yıldır yazısıyla yaşamakta ve Türk Milletinin ve egemenliğinin temel değerlerindendir. Milletleşme birden farklı kökenlerin terkibidir, bu olgu süreklidir; onun için etnisiteye ayrıştırılamaz ve indirgenemez. Ancak toplum içinde her vatandaş eşittir, istediği dili konuşabilir, yazabilir. Ama devlet işleri, anayasalarda belirtilen milletin diliyle yürütülür. Milli tarihimiz de böyledir. 143 yıl önce (1876)'da yürürlüğe giren ilk anayasamız (Kanuni Esasi) den başlayarak 1982 Anayasamıza kadar devletin dili Türkçedir.

AB talepleri, uluslararası hukuka değil, ancak haçlı hukukuna uyabilir.

Çok okuyan, çok bilen, çok çalışan ve çok yazan Akyol neden yanılıyor? Bu da önemli 1977-1980 dönemindeki Akyol ile MHP'de beraberdik. Bana bir gün, "Biz sermayeden mi, emekten mi yanayız" diye sormuştu. Kendisine, "bu tasnif bize ait değildir. Üretim için her iki değere de ihtiyaç vardır. Bunlara adaletle muameleyi savunuyoruz. Hiç bir değer, diğerini sömürmemeli." Demiştim de bu kapitalizmi savunmak şeklinde tepki göstermişti. Bugün "liberal ekonomiden, liberal siyasetten, liberal hukuktan yana olduğunu söylüyor.

Yukarıdaki yanlışların cevabı, bana göre 2011 yılına kadar AKP'yi savundum cümlesinde mevcuttur. 2002'den 2011'e kadar yaşananları; bölücü terör başta, AB'ye, ABD'ye paçayı kaptırıncaya kadar yaşananları hatırlamalıyız.

 

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Bu yeni bir din
Bu yeni bir din
A. Yağmur TUNALI
Bu yeni bir din
Çift başlı yılan Trabzonspor'da...
Çift başlı yılan Trabzonspor'da...
Arslan BULUT
Çift başlı yılan Trabzonspor'da...
Erdoğan'ın çizdiği Alevî-Bektaşî çerçevesi
Erdoğan'ın çizdiği Alevî-Bektaşî çerçevesi
Arslan TEKİN
Erdoğan'ın çizdiği Alevî-Bektaşî çerçevesi
İktidar 20 yılda 8,9 milyon işsiz yarattı
İktidar 20 yılda 8,9 milyon işsiz yarattı
Esfender KORKMAZ
İktidar 20 yılda 8,9 milyon işsiz yarattı
Festivaller, konserler ve yasaklar
Festivaller, konserler ve yasaklar
Fatma ÇELİK
Festivaller, konserler ve yasaklar
Çöküşün net fotoğrafı
Çöküşün net fotoğrafı
Orhan UĞUROĞLU
Çöküşün net fotoğrafı
Muhalif basını iktidarlaştırmaya çalışmayın
Muhalif basını iktidarlaştırmaya çalışmayın
Selcan TAŞÇI
Muhalif basını iktidarlaştırmaya çalışmayın
Yürekli bir doktor
Yürekli bir doktor
Vedat BAYRAM
Yürekli bir doktor
Enflasyon ve kurda en zor kış geliyor!
Enflasyon ve kurda en zor kış geliyor!
Evren Devrim ZELYUT
Enflasyon ve kurda en zor kış geliyor!