Yeni bir göç dalgası uyarısı...

A+A-
Ahmet TAKAN

İran'ın hava sahasına giren ABD İHA'sını düşürmesinin ardından var olan gerginlik had safhaya yükseldi. Olası bir yeni savaştan en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. İşin, askeri ve diplomatik boyutlarının yanı sıra dikkatle bakılması gereken  diğer bir boyutu da göç dalgası...

Siz nereden olduğunu tahmin edersiniz!.. Malum sebeplerden dolayı ismini açıklayamadığım kaynağımdan konu ile ilgili aldığım analize yer veriyorum;

"ABD ile İran ilişkileri, İran'daki İslam devriminin 1979 yılında iş başına gelmesinden beri kopuktur. Yani yaklaşık 40 yıllık süredir iki ülke arasındaki ilişkiler üçüncü devletler aracılığı ile yapılmaktadır. İran'ın nükleer teknolojiye ulaşmak için çalışmaları, nükleer silaha erişme olasılığı olduğu için engellenmek istenmektedir. Birleşmiş Milletler daimi temsilcileri ve Almanya'nın (P5+1) da çabaları ile 2015 yılında imzalanan Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA- kapsamlı ortak eylem planı)  anlaşmasına, ABD başkanı Trump, başkanlık seçim kampanyalarında, "seçilmesi halinde bu anlaşmayı iptal edeceğini" ifade etmiş ve seçildikten sonra ABD anlaşmayı tek taraflı iptal etmiştir.

ABD'nin anlaşmayı iptal etmesi ile birlikte, İran'a üç aşamalı yaptırımlar başlatılmıştır. Bu yaptırımların amacı; İran'ın ekonomik olarak gücünü zayıflatmak petrol ve doğal gaz satışlarını asgari seviyeye indirmek ve İran'ı ABD'nin istediği koşullarda bir anlaşmaya zorlamaktır. Bu eylem planında askeri güç kullanımı seçeneği de bulunmaktadır.

ABD'nin İran'a uyguladığı ekonomik ve siyasi yaptırımlar sadece İran üzerinde etkili olmakla sınırlı kalmamakta ve İran ile ilişkileri olan diğer ülkeleri de etkilemektedir. Dünyada ekonomik olarak ilk 500 şirket arasında olan uluslararası şirketlerden 273 şirket İran'da ticari faaliyette bulunmakta veya ticari ilişkiler içine girmektedir. Bu şirketlerden merkezi ABD ve Avrupa'da olanların tamamı İran ile faaliyetlerini sonlandırmıştır. İran'da faaliyetlerine devam eden firmalar Rus ve Çin firmaları olup bunların da akıbetleri belirsizdir.

ABD, İran'a sadece ekonomik yaptırımlar uygulamakla kalmamakta ve İran devrim muhafızları ordusunu Nisan 2019 ayında terörist gruplar listesine almıştır.  Buna karşılık İran, ABD'nin bölgeden sorumlu olan stratejik komutanlığı Central Command (CENTCOM) personelini teröre destek verenler listesine aldığını ilan etmiştir.

ABD'nin siyasi gücünü ve iradesini İran'a kabul ettirmek için en önemli vasıta olan silahlı kuvvetlerini kullanmak için angajman kurallarını işletmeye başladığı görülmektedir. Buna hazırlık olmak üzere ABD topraklarından Ortadoğu'daki askeri üslerine malzeme, silah ve mühimmat nakliyatı yapmaya başladığı gibi stratejik vurucu güçleri olan ağır bombardıman uçakları ve uçak gemilerini İran'a yakın olan denizlere sevk etmekte olduğu bilinmektedir.

40 yıllık hesabın faturası

ABD'nin İran ile 40 yıllık bir hesabının olduğu dikkate alınmalıdır. ABD, 1979 yılında İran İslam devrimi ile birlikte en fazla önem verdiği, Sovyetler Birliği'ne karşı işbirliği yaptığı, Ortadoğu'da jandarmalık görevi verdiği en önemli müttefikini kaybetmiştir. Ayrıca Tahran'daki ABD Büyükelçiliği'nin esir alınan personelini kurtarmak için Nisan 1980 tarihinde yaptığı Eagle Claw (kartal pençesi) harekâtı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. ABD, Lübnan topraklarında deniz piyade askerlerinin kalmakta olduğu kışlaya 23 Ekim 1983 tarihinde yapılan saldırı sonrası 241 ABD ve 58 Fransız askeri personeli hayatını kaybetmiş, ABD 1984 tarihinde Lübnan'ı boşaltmak zorunda kalmıştır. Bu saldırıların İran desteği ile Hizbullah tarafından yapıldığı bilinmektedir.

ABD, 1990 yılından beri Irak ve Afganistan'da askeri faaliyetlerde bulunmaktadır. ABD'nin Afganistan'da Taliban unsurlarını mağlup etmesi, Irak'ta Saddam Hüseyin'i ortadan kaldırmasından en fazla istifade eden ülke İran olmuştur. İran diğer taraftan ABD ve müttefiklerince Suriye'de IŞİD'in yok edilmesi ve Beşar Esad'ın görevden uzaklaştırılması faaliyetlerinde İran engeli ile karşılaşmıştır. Irak'ta Saddam sonrası yönetime gelen liderler, İran yanlısı olmuşlar ve İran, Irak iç politikasına yön veren baş aktör konumdadır.

ABD'nin  İran ile ilişkileri önceden hazırladığı angajman kuralları kapsamında tırmandırmaya çalıştığı görülmektedir. Diğer taraftan İran'da ABD'nin kuşatması karşısında açmazdan kurtulmak için bazı çareler aramakta ve kendi angajman kurallarını uygulamaktadır. Mayıs 2019 ayı içinde Umman denizi ve Arap yarımadası güneyinde 4 adet petrol tankerine saldırı yapılmıştır. 13 Haziran 2019 günü Umman denizinde 2  gemiye...

Bu kapsamda; çatışmanın en olası bölgesinin Hürmüz Boğazı olacağı muhakkaktır. Çatışma her ne kadar İran ile ABD arasında olacak olsa da beklenmeyen etkileri/gelişmeleri kaçınılmaz olacak ve bölgedeki körfez ülkeleri, Suudi Arabistan, Irak ve Türkiye en çok etkilenecek devletler olacaktır. Her iki ülkenin askeri güçlerini mukayese ettiğimiz zaman çok ciddi bir fark ortaya çıkmaktadır. Kısaca, İran'ın 13 milyar dolarlık savunma bütçesi ile ABD'nin savunma harcamalarının toplam 700 milyar dolar (İran'ın 54 katı) olduğu dikkate alınırsa çatışmanın galibi ortaya çıkacaktır.

Silahlı çatışmanın İran veya Ortadoğu bölgesinde başlaması ile birlikte kısa sürede diğer bölgelere yayılması muhtemeldir. İran topraklarından komşu ülkelere önemli ölçüde göç dalgası olacaktır. Bu göç, en fazla Irak, Türkiye ve Azerbaycan topraklarına olacaktır. Türkiye ve Azerbaycan'a gitmek isteyenler İran toprakları veya Güney Azerbaycan'da yaşayan soydaşlarımız olacaktır. Türkiye'nin Van, Hakkari ve Ağrı illerimizde Suriye sınırında aldığımız gibi gelecek olan soydaşlarımızı anavatanlarında misafir olarak karşılamak için hazırlıklar yapması gereklidir ve büyük ölçüde bu sorumluluk Kızılay'ımızın kontrolünde olmalıdır."

Yazarın Diğer Yazıları