Yeni içtüzük beklentisi..

A+A-
Fatma ÇELİK

Geçtiğimiz haftalarda, Anayasa'da yapılan değişikliklere uyum sağlama amacı taşıyan "TBMM İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" genel kurulda görüşüldükten sonra kabul edildi.

Değişiklikle birlikte, özetle, Anayasa değişikliği ile işlevsiz hale gelen maddeler ve kavramlar yürürlükten kaldırılarak, yeni hükümet sistemimizde yer alan kavramlar tüzüğe eklendi ve birtakım düzenleyici değişiklikler yapıldı.

Şimdi ise beklenti, yeni bir içtüzük oluşturulması yönünde... Bilindiği gibi, içtüzük, yasama meclislerinin kendi iç çalışmalarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara deniyor. Ve bu metinler aslında siyaseten ve hukuken büyük önem arz ediyor.

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Bülent Tanör, 'Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri' kitabında şöyle diyor: "Parlamento içi denetim ve demokrasisinin kılavuzu olan içtüzükler o kadar önemlidir ki, bunlardan 'sessiz anayasa' diye söz edilir."

Fransız hukukçu Maurice Hauriou, siyasal önemleri nedeniyle, içtüzükleri "en önemli metinler" olarak görüyor.

Peki, "meclis içtüzükleri" neden bu kadar önemli?

Yöntemsel bağımsızlık

Anayasa madde 95, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür" demektedir. İşte meclislerin kendi içtüzüklerini bizzat yapmaları, onların özellikle yürütme karşısında bağımsız olduklarının göstergesidir ve buna, meclislerin "yöntemsel bağımsızlığı" adı verilir.

Bununla birlikte, yine aynı anayasa maddesi, içtüzüğün düzenleme konusunun meclisin çalışmaları olduğunu belirtir. Yani, meclis çalışmalarıyla ilgili her konu içtüzük ile düzenlenebilir.

İçtüzüğün değiştirilmesi teklifi de yöntemsel özerkliğinin bir yansıması olarak, yalnızca milletvekillerince yapılır.

İçtüzüğü önemli hale getiren diğer bir özelliği ise, hukuki niteliği itibarıyla "parlamento kararı" olarak kabul edilmesidir. TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilen içtüzük metinleri, Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaya tabi olmadan, TBMM tarafından "karar" başlığı ile Resmi Gazetede yayımlanır.

Ancak iç tüzükler, Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olabilen parlamento kararlarıdır. Bu durum şüphesiz, içtüzüklerin siyasal öneminden kaynaklanmaktadır. Çünkü içtüzükler, parlamentoda iktidar-muhalefet ilişkilerini etkileyen önemli belgelerdir ve tarihte bu önemi ortaya koyan pek çok örnek mevcuttur.

Yasamanın etkinliğine katkısı

Anayasa değişikliğine ilişkin 6771 sayılı Kanunun kabulü ile geçilen yeni sistemin, demokratik nitelik taşıması da sürdürülebilirlik kazanması da TBMM'nin yasama gücünü korumasına bağlı. Tabii, önce bu gücünü geri kazanması gerekiyor.

Müzakere ve denetim yetkilerini artıracak düzenlemelerle, yapısal ve işlevsel olarak yapılacak güçlendirme, Meclis'i tekrardan sistem içerisinde aktif hale getirebilir.

Bu da içtüzükte yenilenmeye gitmeyi zorunlu kılıyor...

Bu zorunluluk ise, mensubu olduğu parti önem arz etmeksizin tüm milletvekilleri için varlıklarını manalı kılacak bir zorunluluk.

Yenilenme, Meclis'in etkin ve faydalı bir organ olabilmesi için mutlaka yapılmalı.

Mevcut içtüzük 1927 yılında yürürlüğe konuldu ve daha önce üç defa değişikliğe uğradı (1957, 1973 ve 1996 değişiklikleri). Hatta geçtiğimiz haftaki değişiklik ile birlikte dördüncü değişikliği gerçekleşmiş oldu. Artık bütünüyle bir yenileme şart.

Yeni hali ile içtüzük ise, komisyonlara daha fazla ağırlık verecek kurallar içermeli. Çünkü yasama faaliyetleri için komisyonlar büyük önem arz ediyor. Komisyonların güçlendirilmesiyle, sistemdeki pek çok açığın kapatılması mümkün görülüyor.

Önümüzdeki haftalarda, partilerin birleşerek eşit temsil ilkesini temel alarak kuracakları komisyonla yeni bir içtüzük çalışması başlatması merakla ve umutla, mevcut sistemdeki denge-fren mekanizmasındaki fren eksikliğinin giderilmesini ve biraz olsun demokratik bir işleyiş kazanmasını dileyen herkes tarafından bekleniyor...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları