"Yeter artık! Yetti artık!"

A+A-
Murat İDE

Yıllardır çalıştığım kurumların tanıtımlarında bile kullanmışımdır bu sözü..

"Haber. Habercinin namusudur.. Ve namus menfaatle takaslanmaz.."

Bu bir şiardır aslında..

Çok sevdiğim mesleğimin onurunu, özgül ağırlığını, haysiyetini ayakta tutacak bir şiar..

Gazetecinin bazen, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı hatalar, haberin ve mesleğin namus meselesi olur..

**

Türkiye Gazetesi'nden Süleyman Özışık'ın yazısını okurken yeniden aklıma geldi bunlar..

Kendisini eski tanırım.. Abisi Hadi Özışık bizim jenerasyondandır.. Süleyman bir sonraki jenerasyondan..

Selamımız-sabahımız olan bir kardeşimiz..

Son yazısı dolayısıyla kendisine bir ağabey tavsiyesinde bulunacağım..

Fakat önce ne yazdığına dair bilgilendireyim..

**

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etmiş..

Gazetecilerin siyasetçilerle bu tür sohbetleri verimlidir..

Hem siyasetin gerçek doğasını hem de pek bilinmeyenleri öğrenmek açısından kayda değerdir..

Ama birinci kural, "Anlatılanları can kulağıyla dinlemektir"

Eğer böyle yapmazsanız, Süleyman kardeşimin durumuna düşersiniz..

**

Yazısının ilgili bölümünü aynen aktarıyorum;

"Devlet Bahçeli, Erdoğan'a destek verme kararını da 17/25 Aralık sonrası yaşadığı bir olaydan sonra almış.

17/25 Aralık sonrası ziyarete gelen saygın bir akademisyen, sohbetin bir yerinde konuyu FETÖ'ye getirmiş ve "Yakında Türkçe Olimpiyatları düzenleyeceğiz. Sizi de aramızda görmek isteriz" diye teklifte bulunmuş.

Sayın Bahçeli, "MHP içinden birileri ile yan yana gelir misiniz orasını bilemem. Ama Ülkücü Hareket ile bir gün karşı karşıya gelmeniz mukadderdir" cevabı vermiş. Karşısında renkten renge giren akademisyen, "Bu mesajınızı ilgili yerlere iletebilir miyim?" diye sormuş. "Elbette bu mesajı Fetullah Gülen'e de aynen iletebilirsiniz?" diye cevap vermiş.

Bir hafta sonra...

FETÖ'nün yayın organları Bahçeli'ye yoğun saldırı başlatmış. "MHP'nin başında bir ateist var. Cuma namazına gitmez, ne olduğu belirsiz biri" diye yayınlar başlamış. Bu manşetlerle birlikte Meral Akşener de harekete geçmiş ve MHP delegelerinden kurultay için imza toplamaya başlamış."

**

Yani ne demek istiyor?

Bu yazıdan nasıl bir sonuç çıkıyor tahmin edersiniz; FETÖ Meral Akşener üzerinden operasyon yaptı..

Yani bi nevi temcit pilavı..

İşte tam da buraya işaret ediyorum.. Bir liderle konuştuğunuzda ne dediğini, bazen daha önemlisi, ne demediğini iyi not almanız gerekiyor..

Bu haliyle yazdığınız zaman, eğer kastınız yoksa taca çıkarsınız..

Yok eğer kastınız varsa, işte o zaman haberin namusuna leke düşürürsünüz..

**

Öncelikle şunu ifade edeyim.. Bu konuyu bana 2012 yılında anlatmıştı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli..

17/25 Aralık 2013'ün sonlarında yaşandığına göre, nasıl oluyor da ben bunu 2012'de biliyorum?

Öncelikle tarihi doğru hatırlamak gerek..

Dikkatle dinlenmemiş diyeceğim ama, mevzunun bağlandığı noktayı görünce diyor ki içimdeki ses, "Bu kadar iyi niyetli olma Murat!"

**

Aynı günü bırak, aynı yıllar değil!

Şimdi gelin tane tane bakalım;

Ne diyor yazısında Süleyman Özışık;

- Devlet Bahçeli, Erdoğan'a destek verme kararını da 17/25 Aralık sonrası yaşadığı bir olaydan sonra almış. 17/25 Aralık sonrası ziyarete gelen saygın bir akademisyen...

Şimdi sevgili kardeşim, bu 'saygın' (!) akademisyen, yani Şerif Ali Tekalan, (ki kendisi benim için dün de bugün de saygın değil, bildiğin bir çetenin elemanıdır) Devlet Bahçeli'yi ne zaman ziyaret etmiş?

Ben sana doğrusunu söyleyeyim, 2011 seçimlerinden önce..

Ve hatırlarsan, 2011 seçimlerinden kısa süre önce MHP'ye yönelik 'Kaset operasyonu' yapıldı..

Hah işte, 'o görüşmeden sonra' dediğin operasyon, bu operasyon.. Mevzunun kurultay talebiyle bir ilgisi yok..

Tarihleri boca edip de, MHP'deki kurultay taleplerinin tarihine taşırsan, sana 'Haber habercinin namusudur' şiarını hatırlatmam gerekir..

Yani demem o ki;

MHP'deki kurultay talebinin tarihi 2016'dır..

Bu durumda, 2011 yılında yapılmış görüşme için, "Aynı günlerde MHP'de de imza operasyonu başladı" dersen, kusura kalma ben de sorarım;

Hangi aynı günler Süleyman?

Bırak aynı günleri,

Aynı haftalar bile değil..

Yahu geçtim haftayı, aynı aylar, hatta aynı yıllar bile değil be kardeşim..

2011 yılını 2016'yla 'aynı günlere' denk getiren 'hesap uzmanlığını' nereden öğrendin bilemem..

Ama o görüşmeden sonraki operasyon, 2011'deki 'Kaset operasyonu" sevgili meslektaşım..

Bence Devlet beyi daha dikkatli dinlemeli, hatta not almalıydın..

**

Meral Akşener kimdir?

Gelelim ikinci noktaya..

2011'deki görüşmeyi, '17-25 Aralık'tan sonra" diye adı konmamış bir zamana bağlıyor, işi de "Meral Akşener ile FETÖ'nün ortak operasyonu" algısına taşıyorsun..

Bak ben de bir hesap yapayım;

Bir yıl kaç gün? 365.. Peki 5 yıl kaç gün? 1825..

"Aynı günlerde" dediğinle arasında 1825 gün var kardeş.. Bu nasıl hesap?

E hadi gel de kasıt arama..

**

Ne millette, ne siyasette karşılık bulamamış, hatta kaynağı bizzat fetöcüler olan bir isnadı, bir iftirayı canlandırmak için yapılmış bu 'hesap hatası (!)' aslında sözünü ettiğim kurnazlığın öyküsü..

Ama nafile..

Çünkü, "Meral Akşener adı ile fetöyü yanyana bile getirmeyen" kişi, bizzat radarına girmeye çalıştığın Cumhurbaşkanı'dır..

Ve çünkü, bizzat fetönün hedefi olmuş kişidir Meral Akşener..

Ne demek istiyorum?

Şunu;

Meral Akşener'in FETÖ'ye karşı tutumunu en iyi bilen kişidir Tayyip Erdoğan..

Çünkü, taaa 2010 yılında, sizin de alkış tuttuğunuz anayasa değişikliği var ya, hah işte o referandum için Tayyip Erdoğan'a gidip, "Yapmayın.. Devletin en ciddi kurumlarını bu cemaate teslim ediyorsunuz.. Devlet ağır hasar alır.. Ve bunun ceremesini siz çekersiniz.." diye uyaran, ve karşılığında da, "Merak etmeyin, her şey kontrol altında" yanıtını alan kişidir Meral Akşener..

Bu sebeple, FETÖ'nün hedefindedir Meral Akşener..

**

2017 yılındaki son görüşmemiz de, bizzat sorduğum bir soru üzerine, Devlet Bahçeli'nin, aynen aktarıyorum, "O hanımefendinin FETÖ'cü olmadığını en iyi biz biliriz"  dediği kişidir Meral Akşener..

Devlet Bahçeli'nin, 17/25 Aralık'tan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili fikrinin değiştiğini iddia ediyorsun..

Ve yine Devlet Bahçeli'nin, "MHP içinden birileri ile yan yana gelir misiniz orasını bilemem" sözünün ardından mevzuyu Meral Akşener'e bağlayarak, kendince '25.kare' operasyonu yapıyorsun ya;

Sayın Bahçeli'nin o tarihten sonra bile, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilliği'ne aday gösterdiği kişidir Meral Akşener..

Tablo ne oluyor biliyor musun aziz kardeşim, aslında sen endirek diyorsun ki;

-Devlet Bahçeli 2015 Haziran'ında bir FETÖcüyü Meclis Başkanvekilliği'ne aday gösterdi..

Yaaaa.. Gördün mü?

Gazetecilik ciddi iştir Süleyman..

Hesap hatası olmadığını bildiğim, bayatlamış, ve hem siyasette hem de millet nazarında çöpe atılmış bir dip duygunun dışa vurumudur bu..

**

Millet o iftirayı yırtıp attı..

Bir tüyo vereyim, Cumhurbaşkanı'nın gözüne girmek için artık başka argümanlar bulmak lazım..

Nedir bilmem.. Ama o safsatayı bizzat milletin kendisi yırtıp çöpe attı..

**

Hadi bir kıyak daha yapayım sana..

Aslında böyle bir hamle ile sayın Cumhurbaşkanı'nın aklını karıştırırsın, bilesin..

Çünkü;

İçişleri Bakanlığı döneminde Meral Akşener'e, Fetullah Gülen'le görüşme programı düzenleyen kişi Celal Adan'dır..

Bugün Cumhurbaşkanı'nın resmi programlarında sıkça boy gösteren kişi de Celal Adan'dır..

Hani, Kanal Türk'e operasyon yapıldığında, bugün onu bunu FETÖcülükle itham eden MHP Milletvekili İzzet Ulvi Yönter ile birlikte, kanal kapısında direnen kişi de aynı Celal Adan'dır..

Bak, bu fotoğraflar duruyor arşivde.. Bugün sıkça konuk oldukları A Haber kanalı nasıl yalan başlık atmış baksana..

 

 

Ve bugün sıkça Cumhurbaşkanı'nın yanında gördüğümüz kişi de Celal Adan'dır..

Ve bugün Devlet Bahçeli'nin TBMM Başkanvekili yaptığı kişidir Celal Adan..

Fetullah Gülen'le görüşme ayarlayan, kanallarına operasyon yapıldığında soluğu kapıda alan, FETÖnün ajansı, Cihan Haber Ajansı 2015'te seçimleri izleyebilsin diye binlerce müşahid kartı verenler dururken, başka adreslerde iz sürmenin manası yok..

Bu gerçekleri bilsen, şunu da sorar mıydın bilmem;

- 17-25'ten sonra fikir değişmişse, 2015'te, 2016'da bunlar niye oldu?

Bu gerçeklerden FETÖcü mü üretilir? Elbette hayır.. Deli saçması bir iş olur..

Hah işte tam da onu diyorum, deli saçması işe ne gerek var..

Ama iş kafa karıştırmaya, iş çamur atmaya gelince, kurnazlık edip kullanılabilir..

Ama yapmamalı arkadaş.. Bu yapılmamalı..

**

'Zamanın ruhu' ve zamanın günahı..

Doğru buluruz bulmayız, zamanın ruhu diye bir gerçek var..

Bu meslektaşın, 1996 yılından bu yana, bu adamlarla mücadele etmenin verdiği gönül rahatlığına sahiptir..

Bu meslektaşın, Habertürk'e yönetici olarak geldiğinin haftasında, televizyonun "Türkçe olimpiyatları"na sponsor olduğunu öğrendiğinde, "iptal edin" talimatı veren, ve bu yüzden de ödemediği bedel kalmayan kişidir..

Bu meslektaşın, cemaat tosunlarının 'Murat İde, çember daraldı.. Sıra sana geliyor' diye pişkin pişkin tehdit ettikleri kişidir..

Zamanın ruhuna göre davrananların hatası kendilerini bağlar..

**

Demem o ki, Ak Parti ile ilgili pozisyon değişikliğini doğru bulursunuz bulmazsınız, Devlet Bahçeli FETÖ denen yapının her daim karşısında olmuştur..

Ve aynı Devlet Bahçeli, senin anlaşılmaz bir hesapla karıştırdığın tarihlerde, Meral Akşener'i milletvekili ve hatta Meclis Başkanvekili seçtirmiştir..

**

Hatta, al sana bir kıyak daha;

Adının FETÖyle yanyana bile gelemeyeceğini iyi bildiği için, yine o tarihlerde, Türkçe olimpiyatlarının açılışına gitmek üzere, Meral Akşener'i, MHP'yi temsilen "resmi olarak görevlendiren" kişi de sayın Bahçeli'dir..

**

Diyorsun ya; "Devlet Bahçeli, Erdoğan'a destek verme kararını da 17/25 Aralık sonrası yaşadığı bir olaydan sonra almış."

Hayır kardeşim..

Bu iddianla, kurnazlık edip, Tayyip Erdoğan'ın 17/25 Aralık'ı aklama operasyonunun değirmenine su taşırken, aslında görüşme yaptığın Devlet Bahçeli'yi taca çıkarıyorsun..

Çünkü aç arşive bak, sayın Bahçeli her konuşmasında, Tayyip Erdoğan ile ilgili pozisyonunun 15 Temmuz ihanetinin ardından değiştiğini söyler..

Odasında konuştuğunuza göre, oradaki saate de bir göz atsaydın.. Saat 17:25'te sabittir..

Son olarak Mart 2017'de girdim makamına.. Hala öyle mi bilmiyorum..

Ama ne diyordu Devlet bey o saatle ilgili olarak;

- Saatin pilini bizzat ben çıkarıp, 17:25'e sabitledim.. Hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız..

**

Dolayısıyla, o günlerde MHP'nin televizyonunun, Bengütürk'ün Genel Yayın Yönetmeni olduğumu düşündüğünde, 17-25 Aralık'a ait politika ve duruş konusunda, bizzat sayın Bahçeli'den beslendiğim gerçeğini de kabul edersin..

Devlet bey, 17-25 Aralık'tan sonra fikir değiştirmedi, tam aksine, Ak Parti ve Tayyip Erdoğan konusundaki negatif fikri sabitlendi.. Tıpkı odasındaki saat gibi..

Devlet beyin en sinir olduğu işlerden biridir, bilirim; Demediğinin, denmiş gibi yazılması..

**

Devir değişti..

Sözün özü şu ki Süleyman kardeşim;

Devir değişti..

İlkeli gazetecilik için değişen bir şey yok..

Ancak 'Konjonktürel gazeteciliğin', artık kendine yeni malzemeler bulması gerekiyor..

Dinlediğin bir öyküyü, takla attırarak temcit pilavına ateş yapmaya kalkmak, hem zamanın ruhuna hem de menfaat hamlelerine aykırı..

Yazının sonunu ne güzel bağlamışsın..

Siyasette ilginç bir döneme giriyoruz..

'Statükonun' gözüne gireceğim diye yaptığın kurguyla, radara yakalanmayasın sakın !

**

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz?

Bugün  12 Eylül..

1980'deki darbenin apoletli statükosunun yalan ve çarpıtmalarından 39 yıl sonra ve de aynı gün, sivil statükonunun yalan ve çarpıtmalarını konuşuyoruz..

Hem tevafuk hem de hüzünlü..

Arpa boyu yol alamamışız ya..

 

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları