Yılbaşı düşünceleri…

A+A-
Ahmet SEVGİ

Bugün yılbaşı… Yani 2020 yılının ilk günü. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu gece kutlamalar yapıldı. Kimileri sokağa çıkıp eğlendi. Kimileri de evinde çoluk çocuğuyla yahut yakınlarıyla kutladı yılbaşı gecesini. Halkın çoğunun ise yılbaşı ile bir ilgisi yok. Onlar için dün neyse bugün de aynıdır. Peki, biz ne yaptık? Bizim için yılbaşının anlamı nedir?..

Bizim için yılbaşı hayat ağacından bir yaprağın daha düşmesidir. Diğer bir ifade ile ölüme bir adım daha yaklaştığımızı gösterir yılbaşı. Dolayısıyla oturup düşünür, yeni yılın daha iyi ve daha huzurlu geçmesi için dua ederiz. Ülkemizin, İslâm âleminin ve insanlığın daha âdil ve daha paylaşımcı bir düzene kavuşması için muhasebe yapar, hayaller kurarız.

2019 yılı maalesef bizim için biraz sancılı geçti. Ekonomik sıkıntılar, büyük depremin habercisi sarsıntılar, sınır ötesi harekât yapma zorunluluğunun doğması, kadın cinayetlerindeki artış, yargı bağımsızlığında görülen gevşemeler, adalete güvenin günden güne azalması, gelir dağılımında karşımıza çıkan çarpıklıklar, devlet yönetimindeki israf, şatafat, savurganlık, tek adamlık vb. çözülmesi gereken bir yığın sorunlarla giriyoruz 2020 yılına…

Bütün bunların hale yola girmesinin en önemli şartı "tepe"de ve bilhassa "iç cephe"de birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır.

Ne yazık ki bu alanda olumlu gelişmeler göremiyoruz. Yöneticilerimiz ortalığı gerdikçe geriyor. Evet, gerginlik politikasıyla kendi saflarını sıklaştırıyorlar, doğru. Ama toplum ayrışıyor, iç cephe çözülüyor.

 Mehmet Akif'in 100 yıl önceki feryadı kulağımızda çınlamakta:

"Sen! Ben! Desin efrât, aradan vahdeti kaldır//Milletler için işte kıyamet o zamandır."

"Cemiyyete bir fırka (parti) dedik, tefrika çıktı//Sapasağlam iken milletin erkânını yıktı."

Peki, hâlâ bu partizanlık niye? Birbirimize niye "bizden", "onlardan" gözüyle bakıyoruz? Bu kin, bu öfke, bu nefret, bu rövanş alma hastalığı topluma nasıl sirayet etti? Hepimiz bu toprakların çocukları değil miyiz? Devlet çarkı hepimizin vergileriyle dönmüyor mu? Neyi paylaşamıyoruz? Söze geldi mi "Yaratılanı severiz Yaratan'dan ötürü" diyoruz. Lakin icraatta "bizden" olanı seviyoruz, "onlardan" gördüklerimizi elimizden gelse bir kaşık suda boğacağız. Bu ikiyüzlülük niye?..

Siyasi parti liderleri düşman kardeşler âdetâ… Kürsüye çıktılar mı birbirlerine demedik laf, yapmadık hakaret bırakmıyorlar. Mesele ülkeyi yönetmek değil mi? Beraber yönetseniz, birinizin eksiğini diğeri tamamlasa, "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" havası ülkeye yayılsa, gerginliklerden, kutuplaşmalardan kurtulsak kötü mü olur? Bunu sağlamak çok mu zor?

Bütün bunlar geçmişten 2020 yılına devrettiğimiz problemler. 2020'de bu problemleri çözebilecek miyiz? Yoksa kartopu misali yuvarlana yuvarlana daha da büyüyecek mi?

İşte bizim aydın sorumluluğu içinde yılbaşı gecesi düşündüklerimiz... İster hoca çağın gerisinde kalmış deyin, ister hoca uzayda yaşıyor herhalde deyin. Takdir sizin…

***

ACZİMİN GİRYESİ:

YENİ YIL

"Yeni yıl" diyoruz ama dünyamız yaşlanıyor,

 Sevinenler varsa da çoğunluk telaşlanıyor…

(Li-müellifihî)

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58