Bir insan hem ülkenin en büyük ilinin belediye başkanı olacak…

Hem 15 buçuk milyon insanın desteğiyle bir partinin Cumhurbaşkanı adayı olacak…

Hem Cumhurbaşkanı adayı olduğu parti, ülkeyi kuran bir parti olacak…

Ve hem de bu insan ‘Casusluk’ iddiası ile suçlanacak ve tutuklanacak…

Pes doğrusu!

*

Üstelik bu insanın üzerine bundan önce daha başka suçlar da iddia adı altında isnat edilecek…

Mahkemeye çıkarılacak…

Yargılanacak ve görülen davalardan berat edecek.

Yani aklanacak.

*

Ne yalan söyleyeyim böyle birinin değil ‘Casuslukla’ ilgili bir çabanın içinde bulunacağını iddia etmek, ima etmek bile çok büyük bir haksızlıkmış gibi geliyor bana.

*

‘Casusluk’ denilince aklıma 15 Temmuz geldi.

Hani o konuya girmek istemezdim ya benimkisi küçük bir hatırlatma.

*

Ne olmuştu 15 Temmuz öncesine kadar?

AKP-Fetullah Gülen iş birliği ile bu ülkenin askerleri…

Komutanları…

Hatta Genel Kurmay Başkanı dahil, benzeri suçlar iddia edilmiş ve içeri alınmışlardı.

Sonra ne olmuştu?

Sonunda onlar aklanmış, ancak iktidarın, güvendiği dağlara karlar yağmıştı.

Oysa, “Ne istediler de vermedik!” dedikleri onlar, neredeyse ülkenin dibine dinamit koyacaklardı ya, bu ülkenin vatanperver evlatları buna izin vermediler!

*

Sanki bugün de benzeri durumla karşı karşıyaymışız gibi.

Tamam, bir insana…

Bir kuruma…

Hatta bir anlayışa vatan hainliği suçu yakıştırılabilir, suçlanabilir de.

Hatta içeriye de atılır.

İyi de o henüz suçu kanıtlanmamış çalıştığı kurumuna kayyum atanır…

Ve arşiv belgeleri ortada bir mahkeme kararı yokken…

Ortada kendilerini haklı çıkaran bir bilgi ve belge yokken, kurumun -aynı zamanda bir varlık nedeni ve namusu olan- arşivini hiçbir haklı gerekçe ortaya koymadan…

Üstelik de bu insanların iddia edilen suçları kesinleşmemişken, o kurumun Yani TELE-1’in arşivinin silindiği, yok edildiği iddiaları gerçekse, acaba bunu silenler, orada kendileriyle ilgili belgeler mi vardı ki silmiş olabilirler.

Başka türlü niye silinir, aklım almadı da!

Silmelerini isteyenler…

Bugün olmasa bile yarın, bunun hesabını vermek için onlar da mahkeme karşısına çıkmayacaklarını kim garanti edebilir?

*

Bugün, ne CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ve ne de TELE-1’in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın üzerinde böyle bir suç iddiasının duracağını hiç sanmıyorum.

*

İmamoğlu’nun ‘Casusluk’ suçlamasıyla ifade verdiği mahkemede söylediği, şu söz o kadar çok şeyi anlatıyor ki daha fazla bir şey söylemeye gerek yokmuş gibi geliyor bana.

Ne diyor İmamoğlu?

“Boş verin şu casusluk zırvasını filan. Mert olun. Asıl derdinizi söyleyin. Sıkıştınız mı? Sözde yolsuzluk dosyanız boş mu kaldı?” diyor.

*

Bu söz, sözü söyleyen, masumiyetinin özgüvenini ortaya koyarken, o iddialarda bulunanların da bu söze cevap vererek, iddialarını kanıtlamaları gerekmez mi?

*

Yazık?

Türkiye aynı filmi bir kere yaşamıştı ya, ikinci kez yaşıyor olması, hepimize çok ağır geliyor, çook!

Hani ben de ‘Akar suda iki kere yıkanılmaz’ diye biliyordum ya, yıkanılıyormuş meğer!

*

Allah sonumuzu hayreyleye!