82 yaşındaki dedeyi nasıl katlettiniz

A+A-
Batuhan ÇOLAK

Her gün gelen vahşet, saldırı, cinayet, katliam, kavga haberlerinden sonra "nereye gidiyoruz" diye peşi sıra devam eden sorular...

Aslında bir yere gittiğimiz yok; toplumun gerçekleriyle, sokağın acı yüzüyle karşı karşıyayız.

Siyasi gündemde iktidar partisini öven konular haricinde haber yapılamadığı için, gazeteciler mecburen asayiş haberlerine yöneliyor.

Bu acı olaylar son birkaç ayda aniden ortaya çıkmadı. Günden güne, yıldan yıla düzenli bir şekilde arttı.

Önlemler alınmadı, insanlara "huzur ve güven" tesis edici bir dil kullanılmadı.

Kime dokunsanız, kiminle konuşsanız adeta barut fıçısı!

Toplum olarak aşırı gergin bir vaziyetteyiz.

Son acı hadise Giresun'da yaşandı.

82 yaşındaki Yusuf Topal, kendisiyle aynı yaşta ve evden çıkamayacak durumda olan eşine ilaç yazdırmak için aile hekimine gitti. Askerdeyken yaşadığı bir sorundan dolayı ciddi bir görme kaybı var ve bastonsuz yürüyemiyor. Doktor Ö.Y. hastayı görmeden işlem yapmıyor ve ilaç yazmıyor. Kendince haklı ve doğru olanı yapmış olabilir. Ama hastanın kayıtlarına baksa ve yaş durumunu dikkate alsa insancıl bir şekilde sorun çözülebilirdi.

82 yaşında eşinin ilaçlarını yazdırabilmek için yollara düşen bir dedenin işini kolaylaştırmak tüm kamu görevlilerinin görevi olacağı yerde olaylar kontrol edilemez bir noktaya ulaştı.

Doktor ile 82 yaşındaki vatandaş arasında ne yaşandı bilemiyoruz ama doktorun "beyaz alarm" vermesi üzerine devreye kolluk kuvvetleri giriyor.

İki polis, yaşlı adama önce ters kelepçe yapıyor, sonrasında darp ediyor ve biber gazıyla etkisiz hale getiriyor. Vatandaşlar yaşananlara tepki gösterse de ellerinden "çekim yapmaktan" başka bir şey gelemiyor. Çünkü kolluk güçlerine müdahale etme imkânları yok, anında suçlu olabilirler.

O anlarda yerlerde sürüklenen yaşlı adamın çığlıkları, tepkileri, direnişi an be an kameralar tarafından kayıt altına alınıyor. Eğer bu görüntüler olmasa hiçbirimiz olaydan haberdar olmayacak, konu belki de kapatılıp gidecekti!

82 yaşındaki Yusuf Dede hem yaşadığı fiziksel şiddetten hem de gururundan oracıkta yere yığılıyor. Hastaneye gittiğinde kalp krizinden hayatını kaybettiği ortaya çıkıyor. Doktorun odasında başlayan gerginlik, polis şiddetiyle hastane morgunda son buluyor.

Neresinden tutarsanız tutun, neresinden değerlendirirseniz değerlendirin hiçbir meşruluğu, hiçbir oluru olmayacak bir durum.

Evet, sağlık çalışanlarına, doktorlarımıza, hemşirelerimize çok büyük bir şiddet var. Bu durumun önüne bir türlü geçilemiyor. Daha geçtiğimiz günlerde başında parke taşı kırılan gencecik bir doktorumuzun hali hâlâ hatırımızda.

Ancak tüm bunlar, vatandaşlarla sağlık çalışanları arasındaki iletişimi zayıflatmak yerine daha da kuvvetlendirmeli.

Hastaya üstten bakan, aşağılayan, cevap vermeyen, ilgilenmeyen, kapı dışarı eden onlarca personel var. Adeta insanlıklarını yitirmiş, acıma duyguları ortadan kalkmış gibi davranıyorlar.

82 yaşında "yerinde bakım" belgesi olan bir vatandaşa ilaç yazmak için "hastayı görmem gerek" cevabı ne anlama geliyor. Bırakın onu görmeyi eşini bile sağlık ocaklarına getirtmemek lazım. Verilen ilaçların ne zaman vadesinin dolacağı bilinir. "Evde bakım" ihtiyacı olan yaşlı vatandaşlara ilaç servisi çok rahat bir şekilde her sabah çıkarılacak kuryelerle yapılabilir. En kötü ihtimalle yakınlarına bu konuda imkân tanınabilir.

Tüm bunlar yapılmadığı gibi bir de üzerine şiddet uygulanması akıl alır gibi değil.

82 yaşında Yusuf Topal dedemizin eşinin halini bir düşünün. Kendisine ilaç yazdırmak için giden eşi önce hastanede sonra hastane önünde şiddete uğrayarak öldürülüyor.

Akılla, mantıkla izahı olmayan çok acı bir olay.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun acılı aileye ulaşıp hemen soruşturma başlatmaları ve aileye "yanındayız" mesajı vermeleri son derece önemli.

Meslekten ihracın yanında doğrudan öldürmeye teşebbüsün olduğu bir süreç var ortada.

Bu bir cinayettir ve sorumluları da serbesttir!

Hukukun "ama"sız çalışması gerekiyor.

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları