Alan da, Veren de Mehmet, Ya İki Kez Kurtaran?..

Cazim GÜRBÜZ

"İstanbul'u alana ne kötülük etti Atatürk? O'nun tahtından indirdiği adam, ki adı Mehmet Vâhidüdddîn'dir, İstanbul'u Sevr'de düşmanlarımıza teslim etti idi. İstanbul'u alan da Mehmet, veren de Mehmet. Kurtaran, iki defa kurtaran Mustafa Kemal! "

Böyle yazıyor "Atatürkçülük Nedir" adlı kitabında Falih Rıfkı Atay. Yazar, iki kez kurtarmadan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını kastediyor, bu kitapta uzun uzun izah da ediyor.

Falih Rıfkı'nın tüm kitapları önemlidir; Zeytin Dağı, Çankaya, Batış Yılları, Eski Saat… Hepsi hepsi… Fakat bu kitabı bence hepsinden önemli… Cumhuriyeti kuran irade ve ülkünün aslı, esası, tarihsel arka planı; cumhuriyet devrimlerinin özü, gerekçesi, öyküsü, hepsi bu kitapta var. Bu kitap çok az biliniyor, bundan dolayı, bugünkü yazımı bu kitaba ayırdım. Bu eserden önemli bulduğum alıntıları sunarak, okuma arzunuzu kamçılamak istiyorum:

-Ta Viyana'dan Ankara'ya medrese kafası yüzünden sürüldük. İmparatorluğu, vatanı medrese kafası yüzünden kaybettik. Atatürk bu kafanın egemenliğine son verdiğinden beri medeni milletler arasında yer aldık. Şeref aldık. Siz Atatürk'ü, bütün yaptıklarını bozarak yıktıktan sonra neyi hortlatmak istiyorsunuz? (…) Atatürk düşmanı demek Türk düşmanı demektir: Siz kimin ve neyin dostusunuz?

-Atatürk laisizmle Türklüğü akıl hürriyetine kavuşturmuştur.

-"Ezan hangi dille okunmalı" sorusuna, Türkiye'yi ziyarete gelen Filistin Müftüsü: "Siz birbirinizi hangi dille çağırırsınız?.." cevabını verecekti…

-Ulema takımı o kadar bozulmuştur ki, Atatürk devrimleri şer'iye mahkemelerini kaldırmazdan önce, kadılığın karşısındaki resmî yalancı şâhit kahvelerini biz de görmüşüzdür.

-I.Mecliste frengi aşısına karşı çıkan hoca milletvekilleri vardı. Vehbi Hoca adlı milletvekili "Ben Kur'an varken, kanun koymak davası güden bir Mecliste bulunamam" diyordu.

-Atatürk devrinde secdelikler yapılmıştı camilerde, başkasının ayağını koyduğu yere yüz sürmemek için. Bunlar daha sonra kaldırıldı. Neden?

-1879'da İstanbul camilerinde ders veren din bilgini Hoca Suavi'nin tespitleri: Emevi Halifesi Abdulmelik, Kudüs'te yaptırdığı camiye peygamberimizin resmini yaptırttı. Timur, Semerkant'ta yaptırdığı müzeye resim ve heykel koydurdu.

-Abbasi Halifesi Mem'un, İstanbul kuşatmasını, İstanbul kütüphanesinde bulunan bir eski Yunanca metnin verilmesi karşılığında kaldırdı. 832'de Halife Mem'un Bağdat'ta bir akademi kurdu. Bu akademide Museviler, Hıristiyanlar ve Mecusiler de tartışmalar katılıyorlardı.

-İslam bilginlerinden Seyyid Emir Ali'nin tarihinde kısa bir gezinti yapmak istiyorum. "Araplarda aşiret reisliği seçimle olurdu. Her Arab'ın bir oyu vardı. Peygamber'e halife tayin etmek için de bu eski âdete uyulmuştur". Tarihçi, ilk halifeler devri bölümüne cumhuriyet başlığını koymuştur. Halife aslında "kaymakam" demektir. Din bakımından da hiçbir niteliği yoktur. Bir de daha geçen gün halifelik kışkırtması yapan Cumhuriyet devri hocasını düşünün!

-Atatürk kadın işinde pek ihtiyatlı gitti. Yalnız açılanları saldırışa uğramaktan korudu. En ücra Anadolu kasabasında şapka ile gezen hanım öğretmene ve bucak müdürü eşine kimsenin yan bakmaya cesareti yoktu. Buna karşı da kimse kapalının çarşafını yırtmıyor, peçesini kopartmıyordu.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş