Anneler; Atatürk aşkına vazife başına!

A+A-
Muhiddin NALBANTOĞLU

Atatürk ebediyete intikal edeli 73 yıl oldu. Böylesine büyük adamların ölümlerinden önce söyledikleri veciz sözler onların ölümlerinden sonra bir vasiyet halini alır. Kısacık ömrünü Bilge Kağan gibi gece gündüz uyumadan milletinin emrine hasreden büyük idealistin kalan her büyük sözü de bir manevî vasiyet mahiyetindedir. Atatürk’ün Çankaya akademisinde yetişenlerden Falih Rıfkı Atay,  “Neyimiz varsa o kısa ömürlü faniye medyunuz”  derdi. Eşsiz kahraman Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre öncesinde Ankara’dan ayrılacağı sıralardadır. Çankaya Köşkü’nde manevi evlatlarını, sayılı generallerini ve yakın arkadaşlarını toplamıştır. Bu toplantı adeta bir çeşit veda töreni mahiyetindedir. Sohbetler arasında geçen bir olay vardır ki Atatürk’ün de insani tarafının en belirgin örneğini teşkil eder: Der ki:  “Acaba beni unuturlar mı?..”
Hemen herkes sözbirliği etmişçesine onun unutulmayacağını söylerler.
O ise duygulu bir ses tonu ile şu karşılığı verir:
“Unuturlar, unuturlar, amma beni herkes unutsa bile Türk anaları beni unutmayacaktır. Çocuğunun beşiğini sallarken beni, benim adımı rahmetle anacaktır. Bebeğine ninni söylerken beni zikredecektir. Çünkü ben ona erkeğini verdim, medenî nikâhla tek eşliliğini verdim. Yalnızca Türk anaları, o dünyanın en vefalı yaratıkları benim adımı rahmet ve minnetle anacaklardır...”
Atatürk’ün bu sözleri söylerken mavi gözlerinden iki damla yaşın da yanaklarından süzüldüğü görülür...

***

Anneler; Atatürk’ün fani varlığı artık aramızdan ayrılıp dünyamızı terk etmiştir. Ancak manevî vasiyeti onun vefatı üzerine yürürlüğe girmiş durumdadır. Bugünlerde, yaşadığımız Türk vatanında onun isminin hemen her yerden silinmeye çalışıldığını görmekteyiz. Okul kitapları başta olmak üzere hemen her yerden ünlü Gençliğe Hitabesi, İstiklâl Marşımız, çocuklarımızın hemen her sabah ders öncesi bir ağızdan söyledikleri Millî And okul kitaplarından çıkarılmakta, büyük bir nisyana
(-unutulmaya) terkedilmeye çalışılmaktadır. Oysa dünyanın hemen hiç bir ülkesinde hiç bir büyük liderin kendinden sonraki nesillere söylenmiş Gençliğe Hitabe gibi bir siyasî vasiyeti yoktur. Dünyanın hiç bir ülkesinin millî marşı Türk İstiklâl Marşı gibi millete mal olmamıştır, kendi milletinin ruhundan doğmamıştır. Dünyanın hiç bir ülkesinin çocukları Türk milli eğitim teşkilâtının tam seksen yıldan beridir her ders başı söyledikleri,  “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım...”  diye başlayan And gibi coşkulu bir vecizeye sahip değildir. Ve bütün bu emsalsiz millî armağanlar okul kitaplarımızı doldurmak, okullarımızın duvarlarını süslemek için yazılmamıştır. Onlar ezberlenmek ve unutulmamak için yazılmış kitabelerdir. Bunların her üçü de büyük bir milleti yüzyıllarca ayakta tutacak kadar derin ve manalı kelimelerle ve titizlikle yazılmış atalarımızın bize birer ebedî mirası mahiyetindedirler.
Atatürk’ün ve prensiplerinin başta okul kitapları ve millî eğitim camiasının bütün birimlerinden silinmeye çalışıldığı günümüzde Atatürk’ün hemen her sözünde azizleştirdiği Türk anaları şimdi söz sizdedir. Çocuklarınız yetişirken bir büyük şairimizin dediği gibi: Onlara kendi adlarından önce öğretiniz İstiklâl Marşını. Allah’ın bu büyük millete bir daha yeniden bir İstiklâl Marşı yazdırmaması için bu önemlidir. Onlara hitabeyi sizler öğretiniz. Onun yazıldığı çağ, Atatürk çağını, bu otuz asırlık Türk tarihinin en mutlu ve gelecekten en umutlu çağını sizler anlatınız. Millî And’ı bütün manası ile anlatınız, öğretiniz. Evlerimizde, aile ocağımızda yaşamasını sağlayınız. Çünkü o büyük adamın vasiyeti de bunu âmirdir. Yetişmekte olan çocuklarımıza en evvel ve her şeyden evvel millî varlığına düşman unsurlarla mücâdele azmi ve iradesini öğretiniz. Çünkü böyle bir silahla mücehhez olmayan milletlerin hayat hakkı yoktur...
Yine Atatürk’ün;  “Türk çocuğu büyük ecdadının yüceliklerini öğrendikçe, büyüklüklerini kavradıkça kendinde daha büyük işler yapmak için güç bulacaktır. Onlara lâyık olmak için çalışacaktır...”  sözleri de Türk analarına rehber olsun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları