Avusturya'nın Hitler'i

Muhiddin NALBANTOĞLU

Jörg Haider, çağımızda Avusyurya’nın Hitler’i idi. Türklere karşı yürüttüğü büyük düşmanlık kampanyaları ile ünlü olduğu kadar yabancı ve Yahudi düşmanlığı ile de ünlenmişti. 12 Ekim günkü gazeteler bu ünlü Türk düşmanının da mukadder feci akıbetine uğrayarak bir trafik kazasında parçalanarak öldüğünü kaydetti. Bu zat, Türklerin Avrupa spor karşılaşmalarına sokulmamasını, AB’ye de kesinlikle alınmamasını, Avrupa’da, Türklerin cami ve mescit gibi ibadethanelerinin de kapatılmasını isteyen bir fanatikti. Kendisi gibi politika cahili bir ekibin oluşturduğu bu grup böylece başsız kalmıştır. Ayrıca Yahudilere ölüm kampanyasının da başında bulunmakta idi. Neo-Nazilerin baştacı durumunda idi.
Avusturya’da Viyana kuşatmasından beridir gizli ve korkunç bir Türk düşmanlığının sürdürüldüğünü biliyoruz. Zaten genellikle hemen bütün Avrupa’da bize karşı Haçlı seferlerinden beridir bir Türk düşmanlığı vardır. İstiklal Marşı şairimiz rahmetli Mehmed Akif Ersoy’un Türk Kurtuluş Savaşı sırasında hemen bütün Anadolu sathında halkı uyandırmak için sürdürdüğü konferanslarında, vaazlarında halka hitap ederken verdiği çok çarpıcı bir örnek vardır: 1915’lerde vazifeli olarak hükümetin gönderdiği Almanya’dan tren yoluyla İstanbul’a dönmektedir. Viyana’da mola verilmiş ve Avusturya devletinin konuğu olmuşlardır. Kaldıkları Viyana’daki otelin bulunduğu ana cadde bir meydana açılmaktadır. Gece yarısından sonra büyük gürültülerle, Almanca sürdürülen büyük bir mitingle karşılaşırlar. Halk bütün sokak ve caddelerde, meydanlarda öbek öbek toplanmış adeta düğün yapmaktadır. İçinde bulunulan zaman Birinci Dünya Savaşı’nın üç kıtada ve ondört cephede kan ve ateş selleri arasında bütün korkunçluğuyla sürdüğü devir. Merak ederler, acaba bir zafer mi kazanılmıştır? Öyle ya, Türkiye ve Almanya ile Avusturya-Macaristan kuvvetleri kan ve ateş selleri arasında bir yok olma savaşı vermekte iken bu zafer nümayişlerinin sebebi nedir? Halkı bu kadar coşkunluğa sevk eden saik nedir? Sorarlar, araştırırlar ve öğrenirler ki İngiliz kuvvetleri Kudüs’e girmişlerdir. Yani, Türk savunması yarılmış ve Kudüs alınmıştır. Bu, Türkiye’nin yenilgisinin bir göstergesi idi. Aynı zamanda beraber savaştığımız müttefiklerimizin de savaşın kaybına yaklaşması demekti. Amma Avusturyalılar da öylesine derin ve onulmaz bir Türk düşmanlığı vardı ki, hiçbir şey onları bu kadar sevindirmezdi. Dil bilen bir Avusturyalı bularak bu sevincin sebebini sorduklarında aldıkları cevap korkunçtur:
“-Daha ne olsun? Hıristiyanlığın dokuz asırlık hayali gerçekleşti... Kudüs haça kavuştu...”
Bu soytarılığı durdurmak için Avusturya makamlarını arayarak yardım isterler. Mehmed Akif ve Türk heyeti bu nümayişleri durdurana kadar “göbeğimiz çatladı” demişlerdir.
Batılı emperyalist ülkeler hemen bütün tarihleri boyunca bizi Haçlı ordularına karşı İslam’ın fedaileri olarak görürler. Cemil Meriç’in dediği gibi bütün camilerimizi yıksak, mabetlerimizi terk etsek bile onlar Türklerin İslam’ın koruyucusu olmasını ve on asır müddetle bu koruyuculuğumuzu sürdürmemizi asla affetmiyorlar. Bütün mesele budur. Bizim de bu gizli düşmanlığın esas sebebini bilmemiz ve ona göre hemen her zaman temkinli bulunmamız tarihin bize emridir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş